Orta Afrika'nın kuraklık ve çatışmalarla boğuşan coğrafyasında, adeta bir umut ışığı olarak görülen devasa bir kanal projesi tekrar gündeme geldi: Transaqua.
KITANIN KALBİNE AKACAK SU YOLU
2 bin 400 kilometre uzunluğunda olması planlanan bu iddialı proje, Afrika'nın ikinci büyük nehri olan Kongo Nehri'nden, kuruma tehlikesiyle karşı karşıya olan Çad Gölü'ne su taşıyacak. Yaklaşık 50 milyar dolarlık bir maliyetle hayata geçirilmesi hedeflenen Transaqua, Sahel bölgesindeki su kıtlığına neşter vurmayı ve milyonlarca insanı etkileyen güvenlik sorunlarına çözüm sunmayı amaçlıyor. İlk kez 1980'lerde gündeme gelen ve sonrasında Çin'in desteğiyle yeniden canlanan proje, kıtanın ortasında yeni bir ekonomik ve ticari koridor yaratma potansiyeli taşıyor. Ancak proje, yıllardır süregelen diplomatik engeller ve çevresel endişeler nedeniyle kağıt üzerinde kalmaya devam ediyor.
UMUTSUZ BEKLEYİŞ VE ÇEVRESEL KAYGILAR
Sahra Çölü'nün eşiğinde bulunan ve bir zamanlar 25 bin kilometrekarelik devasa bir alana yayılan Çad Gölü, iklim değişikliğinin ve insan kaynaklı aşırı su kullanımının kurbanı olarak günümüzde sadece 2 bin kilometrekarelik bir alana sıkışmış durumda. Bu dramatik küçülme, göl çevresinde balıkçılık ve tarımla geçimini sağlayan yaklaşık 40 milyon insanı zorunlu göçe iterken, bölgedeki ekonomik ve sosyal çöküşü derinleştiriyor. Su kaynaklarının tükenmesi, Sahel'de ciddi güvenlik zafiyetleri yaratıyor ve yasa dışı silahlı grupların faaliyet alanını genişletiyor. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, bölgedeki çatışmalar, açlık ve iklim krizi nedeniyle yerinden edilenlerin sayısı 4 milyona ulaşmış durumda.
PROJENİN POTANSİYELİ VE SİYASİ ENGELLER
Transaqua projesi, sadece su transferiyle sınırlı kalmayıp, güzergahı boyunca on binlerce kilometrekarelik yeni tarım alanları açmayı ve önemli miktarda hidroelektrik enerji üretmeyi vadediyor. Ayrıca, denize kıyısı olmayan Orta Afrika ülkeleri için Atlantik Okyanusu'na açılan bir ticari su yolu oluşturma potansiyeli de taşıyor. Ancak projenin hayata geçirilmesindeki en büyük engel, topraklarından su alınması planlanan Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin itirazları. Ülke yönetimi, kendi halkının önemli bir kısmının hala temiz suya erişimi olmadığını ve karar mekanizmalarından dışlandıklarını belirterek projeye onay vermiyor. Bununla birlikte, Fransız bilim camiası da Kongo havzasındaki su akışının değiştirilmesinin, bölgedeki eşsiz biyoçeşitliliğe telafisi mümkün olmayan zararlar verebileceği uyarısında bulunuyor. 50 milyar dolarlık devasa maliyet göz önüne alındığında, mühendisler daha düşük bütçeli alternatif su transfer modelleri üzerinde de çalışmalarını sürdürüyor.


