GÜNDEM
Yayınlanma : 31 Mart 2026 05:10
Düzenleme : 31 Mart 2026 05:10

ABD'nin Hürmüz ve uranyum senaryoları kafaları karıştırıyor

ABD'nin Hürmüz ve uranyum senaryoları kafaları karıştırıyor
ABD'nin Hürmüz ve uranyum ile ilgili senaryoları, kafa karışıklığı ve riskleri beraberinde getiriyor. Karar süreci belirsizliğini koruyor.

Donald Trump yönetimi, binlerce askeri bölgeye sevk ederken, farklı operasyon senaryolarının basına sızması, "karar aşamasında kafa karışıklığı" yorumlarını artırıyor.

USS TRİPOLİ'NİN BÖLGEYE ULAŞMASI

ABD Donanması’na ait USS Tripoli gemisinin bölgeye ulaşması, kara harekâtı ihtimalini somutlaştırdı. Ancak masadaki seçenekler henüz netleşmiş değil. İlk senaryo, İran petrol ihracatının merkezi olan Harg Adası’na çıkarma yapılması. Bu adım, Tahran’ın ekonomik gücünü hedef alırken, küresel enerji piyasalarını da doğrudan etkileyebilir.

YÜKSEK RİSKLİ OPERASYON SEÇENEĞİ

İkinci seçenek, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarına yönelik sınırlı ama yüksek riskli bir operasyon. Bu plan, nükleer kapasiteyi sahada etkisiz hale getirmeyi amaçlasa da, ABD askerlerinin doğrudan çatışmaya girme ihtimalini artırıyor. Üçüncü senaryo ise Umman Körfezi kıyısındaki Çabahar hattı. Lojistik avantajları nedeniyle öne çıkan bu bölge, daha geniş çaplı bir kara harekâtının başlangıç noktası olabilir. Ancak Hürmüz Boğazı ve Larak Adası gibi kritik noktalar da stratejik hesapların merkezinde. Uzmanlara göre Washington henüz nihai kararını vermiş değil. Artan askeri yığınak ve çelişkili mesajlar, ABD’nin yalnızca hava operasyonlarıyla yetinmeyebileceği yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Ancak Washington'ın olası bir kara saldırısında yaşanacak askeri kayıpların maliyetini göğüsleme konusunda soru işaretleri mevcut. Adalara yapılacak bir çıkartmanın, başta lojistik olmak üzere çok katmanlı sorunlar doğurabileceği düşünülüyor. Trump yönetiminin, İran saldırıları karşısında Körfez ülkelerindeki üslerini boşaltmak zorunda kaldığı bir dönemde, İran'ın yakınındaki adalara konuşlandıracağı askerlerinin güvenliğini nasıl sağlayacağı ise en büyük soru işaretini oluşturuyor. Ayrıca, İsrail'in kara harekâtına asker göndermeyeceğini ilan etmesi, Trump yönetimini içeride sert eleştirilerle karşı karşıya bırakabilir.