EKONOMİ
Yayınlanma : 27 Ağustos 2025 11:44
Düzenleme : 27 Ağustos 2025 11:44

AB regülasyonları Türkiye'ye enerji sektöründe fırsat sunuyor

AB regülasyonları Türkiye'ye enerji sektöründe fırsat sunuyor
Avrupa Birliği'nin yeni batarya regülasyonları, Türkiye'nin enerji sektörüne fırsatlar sunuyor.

Avrupa Birliği'nin yeni regülasyonları, batarya sektöründe sürdürülebilirliği ve şeffaf tedarik zincirini hedefliyor. AB Batarya Regülasyonu ve Kritik Hammaddeler Yasası, üretimden geri dönüşüme kadar tüm aşamalarda köklü değişiklikler getirecek. Bu düzenlemelere uyumlu ulusal düzenlemelerin yapılması halinde Türkiye enerji sektörüne fırsatlar sunabilir.

SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM ÖNEM KAZANIYOR

Eko Etki'nin yayımladığı 'Pil-Batarya 2025 Sektörel Sürdürülebilirlik Raporu', batarya üretiminin yoğun enerji gerektirdiğini ve yüksek karbon ayak izi oluşturduğunu belirtiyor. Kritik ham madde tedariki, geri dönüşüm altyapısındaki eksiklikler ve atık yönetimi, sektörün öncelikli dönüşüm alanları arasında yer alıyor. AB Batarya Regülasyonu ve CIRPASS Dijital Ürün Pasaportu (DPP) uygulamaları, karbon ayak izi, kritik ham madde kullanımı, geri dönüşüm ve tedarik zinciri şeffaflığında değişiklikler getiriyor.

TÜRKİYE'NİN AB İLE UYUMU KRİTİK

Uzmanlar, Türkiye için AB ile uyumlu ulusal mevzuatın geliştirilmesinin ihracat kolaylığı ve yabancı yatırımcı güveni açısından kritik olduğunu vurguluyor. Sürdürülebilir Finans Uzmanı Yunus Emre Ertoş, AB Batarya Regülasyonu'nun bataryaların tüm yaşam döngüsünü kapsayan bütünsel bir çerçeve oluşturduğunu belirtiyor. Kritik Hammaddeler Yasası'nın, lityum, kobalt, nikel gibi stratejik ham maddelerin kullanımını düzenlediğini ve sürdürülebilir ham madde kullanımını teşvik ettiğini ifade ediyor. Ertoş, üreticilerin çevresel faktörleri dikkate alarak yaşam döngüsü analizi, karbon ayak izi ve su ayak izi hesaplamaları yapmasının zorunlu olduğunu vurguluyor. Temiz teknolojilerle üretim süreçlerinin dönüştürülmesinin önemini dile getiren Ertoş, Türkiye'nin AB için stratejik tedarikçi konumunu güçlendirebileceğini, ancak AB'nin kendi üretimini artırmasının da Türkiye'nin ihracat payı üzerinde baskı yaratabileceğini belirtiyor. Sürdürülebilirlik ve şeffaf tedarik zinciri uygulayan Türk firmalarının ise bu durumdan avantaj sağlayabileceğini ekliyor.

GERİ DÖNÜŞÜM VE İKİNCİ ÖMÜR UYGULAMALARI

Sürdürülebilirlik Uzmanı Cansu Melis Aksu, kullanım ömrünü tamamlamış bataryaların geri dönüşümünün ve ikinci ömür uygulamalarının Türkiye için kritik önem taşıdığını vurguluyor. Türkiye'nin toplama altyapısını güçlendirmesi, özel sektör-belediye işbirlikleriyle batarya geri kazanım zincirini kurması ve ikinci ömür teknolojilerine yönelik AR-GE'yi desteklemesi gerektiğini belirtiyor. Aksu da AB ile uyumlu mevzuatın ihracat kolaylığı ve yabancı yatırımcı güveni açısından kritik olduğunu, Türk firmalarının AB için güvenilir tedarikçi konumlarını güçlendirebileceğini belirtiyor. Temiz üretim teknolojilerinin enerji ve su tüketimini azaltacağını, atık ısı geri kazanımı, proses optimizasyonu ve otomasyon, su geri kazanım ve arıtma sistemleri, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve dijital izleme teknolojilerinin sektörel fırsatlar yaratacağını ifade ediyor. Ulusal mevzuat ve teşvik mekanizmalarının etkin uygulanmasının, KOBİ'lerin teknolojiye erişiminin kolaylaştırılmasının ve uluslararası başarılı uygulamaların adaptasyonunun önemini vurguluyor. Bu yaklaşımın enerji ve su verimliliğini artırırken ekonomik performansı güçlendireceğini ve Türkiye'nin rekabet gücüne katkı sağlayacağını kaydediyor.