GÜNDEM
Yayınlanma : 28 Şubat 2026 04:43
Düzenleme : 28 Şubat 2026 04:43

28 Şubat zihniyeti hortluyor mu? Mağdurlar bugünkü rahatsızlıkları dile getiriyor

28 Şubat zihniyeti hortluyor mu? Mağdurlar bugünkü rahatsızlıkları dile getiriyor
28 Şubat'ın üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen, mağdurlar aynı zihniyetin farklı biçimlerde devam ettiğini belirtiyor. Ramazan etkinlikleri, ilahiler ve başörtülü kamu görevlileri üzerinden duyulan rahatsızlık, geçmişteki baskıcı anlayışla p

Türk siyasi tarihinin karanlık sayfalarından 28 Şubat postmodern darbesinin üzerinden 29 yıl geçti. O dönemde hakları gasp edilen öğrenciler, 29 yıl sonra bile aynı zihniyetin farklı biçimlerde devam ettiğini belirtiyor. Mine Yeter, Meliha Türkyılmaz ve Kadriye Alev, bugünün Ramazan etkinliklerinden, okullardaki ilahilerden, başörtülü kamu görevlilerinden ve kamusal alandaki Müslüman görünürlüğünden duyulan rahatsızlığın geçmişle paralellikler taşıdığını vurguladı.

'BİZE YAŞAM HAKKI BİLE TANIMAZLARDI'

İnönü Üniversitesi'nde eğitim gördüğü yıllarda hem fiziksel hem de psikolojik şiddete maruz kaldığını anlatan Mine Yeter, geçmişle bugünü karşılaştırarak tehlikenin tamamen ortadan kalkmadığına dikkat çekti. Yeter, okullardaki Ramazan etkinlikleri veya ilahilerden rahatsız olan çevreleri hatırlatarak, "O gün baştakiler bizi 'Ya başınızı açın ya ülkeyi terk edin' diyerek dışlıyordu. Bugün de aynı bakış açısı devam ediyor" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başörtüsü konusundaki hassasiyetine rağmen bazı çevrelerin geri adım atmadığını belirten Yeter, "Ben 2010 yılına kadar idam cezası ile yargılandım. Fırsat bekliyorlar, bu zihniyet kontrolü ele alsa bize yaşam hakkı bile tanımaz" şeklinde konuştu.

'BU İŞİN ŞAKASI YOK, KAZANIMLAR KAYBEDİLEBİLİR'

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu Meliha Türkyılmaz, bugün elde edilen kazanımların kalıcı olması gerektiğinin altını çizerek, özellikle Ramazan etkinlikleri ve ilahiler üzerinden yürütülen tartışmalara dikkat çekti. Türkyılmaz, "Milli Eğitim Bakanı'nın yaptığı son derece yerinde bir adımdır. Bir kazanım kaybedildiği anda anında tersine döner. O yüzden bunun şakası yok" ifadelerini kullandı. Türkyılmaz, başörtülü kadınların kamuda üst düzey görevlere gelmesini "olağanüstü ama bir o kadar da geç kalmış bir normalleşme" olarak değerlendirdi ve başörtülü bir valinin İçişleri Bakan Yardımcılığı görevine getirilmesini hatırlattı. Genç kuşakların bu mücadelenin arka planını yeterince bilmediğini belirten Türkyılmaz, "Bu çocuklar burada bulunmalarının sebebini ve verilen mücadeleyi bilmeli. Bir gün bunu kaybedebileceğimizin farkında olmalıyız" uyarısında bulundu.

'İKNA ODASI PSİKOLOJİK SAVAŞ ALANIYDI'

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ni kazandığı 1998 yılında kayıt için fakülteye gittiği gün ikna odasına götürülme sürecini anlatan Kadriye Alev, o anların aradan geçen yıllara rağmen hâlâ ilk günkü kadar canlı olduğunu söyledi. İçeride modernlik ve çağdaşlık söylemi altında psikolojik baskı kurulduğunu belirten Alev, "Türlü iltifatlar, sevimli ama aşağılayıcı sözler, bir sürü psikolojik savaş verdik orada. Birkaç dakika süren ama bir türlü bitmeyen bir zamandı. İkna odasındaki o psikolojik şiddet sonraki yıllarımda büyük bir özgüven eksikliği ve dışlanma duygusuna mâl oldu" dedi. Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) tarafından düzenlenen panel sonrası yapılan açıklamada ise, 28 Şubat zihniyetinin tamamen ortadan kalkmadığı ve tesettürlü kadınların günümüzde dahi sıkıntılar çektiği belirtildi. Açıklamada, "Unutmak yok saymaktır. Yok saymak ise aynı hatalara zemin hazırlamaktır" uyarısı yapıldı.