İsrail'in 'ikinci vuruş' zayıflığı: Türkiye'ye yönelik hamlesi felaketle sonuçlanabilir mi?
- 4 / 1
İran ve İsrail arasındaki gerilim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Komşumuz İran'a yönelik Netanyahu'nun kışkırtmalarıyla başlayan ABD-İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyuyoruz. Her ne sebeple olursa olsun Körfez'deki kardeş ülkelerimize yönelik İran'ın füze ve drone saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz" sözlerini daha da önemli hale getirdi. ABD ve İran arasındaki çatışma gibi görünse de, aslında İsrail ile İran arasındaki bir mücadele olduğu anlaşılıyor. İsrail, İran'ın nükleer güce ulaşmasından endişe duyarak saldırgan tutumunu sürdürüyor ve bu durum, komşu ülkeler için de bir tehdit oluşturuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in bu saldırganlığının Türkiye'yi de hedef alabileceği uyarısında bulunuyor. İsrail'in Türkiye'ye yönelik olası bir saldırısının neden tartışma konusu olduğu ve bunun İsrail için ne anlama geldiği kritik önem taşıyor. Türkiye'nin NATO üyesi olması ve güçlü ticaret ağlarına sahip olması, İsrail için dengeyi bozabilecek bir faktör olarak öne çıkıyor. Hacettepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şebnem Udum, bu konuyu detaylandırdı.
- 4 / 2
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önceki konuşmalarında "Son dönemde haddini bilmez bazı İsrailli siyasetçi müsveddelerinin ‘Büyük İsrail’ hezeyanını sık sık tekrarladığını görüyoruz. İsrail'in komşu ülkelerdeki işgallerini genişletme çabaları bu hedefin somut birer tezahürüdür. İsrail'in güçlü bir tepki ve yaptırımla muhatap olmadan kısa vadede durmayacağını, işgal ve istikrarsızlık politikalarına hız vereceğini biliyoruz. Bunu engelleyecek imkânlarımızın olduğunun farkındayız. Artık bazı alanlarda kendi kendine yeter seviyeye ulaşmamız şarttır. Bunların başında caydırıcı bir savunma sanayi ve kalkınma geliyor. ‘Vadedilmiş topraklar’ hezeyanıyla hareket eden İsrail yönetiminin, tamamen dini bir fanatizm ile Filistin ve Lübnan’dan sonra gözünü dikeceği yer, bizim vatan topraklarımız olacaktır" ifadelerini kullanmıştı. Bazı yorumcuların 'İran'dan sonra sıra kimde?' sorusuna verdikleri yanıtlarda Türkiye ismi geçiyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın Nisan 2025'te Netanyahu'ya "Türkiye ile bir problemin varsa, biz çözeriz. Herkesin makul olması lazım, senin de makul olman gerekiyor" demesi de bu durumu pekiştiriyor. Peki İsrail'in Türkiye'ye saldırmaktan çekinmesinin altında yatan sebep ne? Doç. Dr. Şebnem Udum, petrol ve 'ikinci vuruş' stratejisine dikkat çekiyor.
- 4 / 3
Doç. Dr. Şebnem Udum, 'ikinci vuruş' yeteneği konusuna değinerek, nükleer gücün bölgedeki rolünü şöyle açıklıyor: "Genel anlamda silah, savaşın sebebi değil, tehdit değerlendirmesinin sonucudur. Nükleer silahlar da her devletin elinde aynı anlamı taşımaz. Soğuk Savaş boyunca yaşanan gerginlikler ve tırmanan tansiyon ile gelinen noktada (Küba Füze Krizi), bu silahın ancak caydırıcı olması gerektiği anlaşılmıştır. Caydırıcılığın en önemli unsuru çatışan tarafların en az bir tane ortak noktası olması gerektiğidir. Bu siyasi kısmıdır. ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki istikrarlı nükleer caydırıcılığı sağlayan şey ise ‘ikinci vuruş’ yeteneğidir. Yani, baskın bir saldırıda bile toparlanıp düşmana karşılık verebilme yeteneği... Bunun için ya geniş topraklar ya da deniz alanında düşmana yakın bölgelerde bulunabilecek ve ikinci vuruş yeteneğine sahip savaş gemileri (veya denizaltı) olması gerekir. İsrail, kuruluşundan itibaren yaşadığı savaşlar nedeniyle caydırıcılığı elde edebilmek için nükleer silah edinmiş olsa da coğrafi şartları nedeniyle ‘ikinci vuruş’ yeteneği çok sınırlıdır." Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in 2022'deki "Türkiye'nin düşmanı her zaman Pakistan'ın da düşmanıdır" açıklaması, Türkiye'nin olası bir zor durumda yalnız kalmayacağını gösteriyor. Bu durum, nükleer silahların caydırıcılık gücüyle birleştiğinde daha da önem kazanıyor. Doç. Dr. Udum, "İsrail daha önce nükleer silahların saldırı silahı olarak kullanılmayacağını ‘Biz Orta Doğu’da nükleer silahı ortaya koyan ilk ülke olmayacağız’ diyerek ima etmişti. Bu silahı edinmesinin nedeni, topraklarının baskın saldırıya karşı verilecek ikinci vuruş yeteneği için yetersiz olmasıdır. İkinci vuruş yeteneğinin kısıtlı olması nedeniyle önleme stratejisi benimsemiştir. Bu nedenle de İran’ın elinde bulunan balistik füzeleri yaşamsal tehdit olarak görüyor. Nükleer başlık ile donanmış bu füzelerden birinin İsrail topraklarını hedef aldığı senaryo, ‘yok oluş’ anlamına geliyor" şeklinde konuşuyor.
- 4 / 4
Türk milletinin tarih boyunca sergilediği savaşçı ruh ve vatan savunmasındaki kararlılığı, İsrail ile arasındaki en temel farklardan biri olarak öne çıkıyor. Bu özellik, dünya genelinde de takdir görmüş ve pek çok yabancı komutan ile devlet adamı tarafından övgüyle bahsedilmiştir. Çek bilgini Comenius'un "Türkler kahramandırlar, dostlarına zarar vermezler. Yüce Türk milleti tuttuğu eli bırakmaz, sözünden dönmez, iyi ve kötü günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde her zorluğu yenmek için sonsuz bir güç ve yetenek kazanmak demektir" sözleri, bu milletin karakterini özetliyor. Donaldson'a göre de "Türk milleti iki bin yıldır profesyonel askerdir. Bütün Türklerin mesleği askerliktir." Rus Komutan Çarnayev ise "Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil, iradeleri sersemleştiren bir sihirbaz zekâsı vardır. İşte Türk, bu zekâsıyla zafer kazanır, uygarlıklar yaratır ve insanlık dünyasında en şerefli hizmeti başarır. Zaten Avrupa'nın yarısını yüzyıllarca boyunduruk altına almak başka türlü mümkün olamazdı" diyerek Türk askerinin askeri beceri ve başarılarının altını çiziyor. Doç. Dr. Şebnem Udum, bu savaşçı ruha sahip olmanın, İsrail'in olası bir saldırı karşısında Türkiye'yi daha dirençli hale getirdiğini vurguluyor.







