Hürmüz Krizi Türkiye'yi Enerji Üssü Yapabilir: Akdeniz Rotasıyla Dev Kazanç Kapıda!
- 4 / 1
Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimler, özellikle İran ve İsrail arasındaki çatışma, petrol ticaretinin can damarı olan Hürmüz Boğazı'nın potansiyel olarak kapanmasıyla küresel enerji piyasalarını derinden sarsıyor. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, petrol fiyatlarında ani yükselişlere neden olurken, enerjiye dışa bağımlı ülkeleri endişelendiren senaryoları gündeme getiriyor. Daha önce Rusya-Ukrayna Savaşı ile doğalgaz tedarikinde sıkıntı yaşayan Avrupa'nın, şimdi de petrol ve LNG (sıvılaştırılmış doğalgaz) tedarikinde yeni risklerle karşı karşıya kalması muhtemel.
- 4 / 2
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması, dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmının ve LNG'nin yaklaşık %25'inin geçiş güzergahını etkiliyor. Bu durum, özellikle Katar gibi önemli LNG ihracatçıları için Hürmüz'ün hayati önemini ortaya koyuyor. Rusya ile ilişkileri gerilen Avrupa içinse bu durum, enerji arz güvenliği açısından ciddi bir tehlike çanları çalıyor. Zira son yıllarda LNG ihtiyacını karşılamak için Avrupa'nın da rotası Hürmüz'e çevrilmiş durumda. Bu krizin ortasında, tankerlerle taşınan LNG'nin Hürmüz'e girememesi veya çıkamaması durumunda yaşanacaklar merak ediliyor.
- 4 / 3
Gemi trafiğindeki aksamalar ve Hürmüz'ün olası kapanması, enerji nakil hatlarının yeniden gözden geçirilmesine zemin hazırlıyor. Bu noktada Türkiye, coğrafi konumuyla adeta 'talih kuşu'nu başına konmuş durumda. Asya ve Avrupa arasında bir köprü görevi gören Türkiye, kara, deniz ve ticaret yolları açısından stratejik bir öneme sahip. Hürmüz'den geçemeyen enerji için Türkiye'nin limanları yeni bir rota çizebilir ve boru hatlarıyla ülkeye taşınan enerjinin gemilerle daha ekonomik ve hızlı bir şekilde dünyaya nakledilmesiyle Türkiye bir enerji üssü haline gelebilir. Kocaeli Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ozan Hikmet Arıcan ve İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serhat Yüksel, bu konuyu Milliyet.com.tr'ye değerlendirdi. Prof. Dr. Yüksel, Türkiye'nin Avrupa, Rusya ve Orta Doğu arasında bir köprü olması, boru hattı altyapısı (TANAP, Bakü-Tiflis-Ceyhan) ve Avrupa'nın enerji arz güvenliği ihtiyacının Türkiye'nin önemini artırdığını belirtiyor. Doç. Dr. Arıcan ise, Türkiye üzerinden alınacak petrol ve LNG'nin Avrupa için büyük kâr sağlayacağını, boru hatları ve depolama sahalarının uzun vadede büyük kazanç getireceğini ifade ediyor. Basra'dan Akdeniz'e boru hatlarıyla taşınacak petrolün, tankerlerin rotasını kısaltarak zaman ve maliyet tasarrufu sağlayacağı, bu durumun hem petrol şirketleri hem de denizciler için kârlı olacağı öngörülüyor. Sistemin 10 yıl içinde çok kârlı bir konuma gelebileceği, boru hattı, terminal ve depolama alanı inşası için yapılan masrafın, gemilerin ödediği kiralarla sıfırlanabileceği vurgulanıyor. Bu alternatif rota ile Türkiye'nin her şekilde kazanan taraf olacağı belirtiliyor. En hızlı senaryoda 5 yılda inşa edilebilecek bir boru hattı ile Türkiye'nin enerji ticaretinde söz sahibi olabileceği ifade ediliyor. Petrol fiyatları, savaş devam ettikçe küresel çapta yükselişini sürdürebilirken, 'B planı' yapan ülkelerin daha az etkileneceği, yapmayanların ise zor günler yaşayabileceği uyarısı yapılıyor.
- 4 / 4







