Zor Günler Geliyor

Bu günlerde yaşananları olağan yaşanmışlıklar olarak görmek öngörüsüzlük olur. Türkiye 2.Dünya savaşından sonra belki de ilk defa bu kadar sıkıştırılıyor, hırpalanıyor.

Hâlbuki dünyadaki gelişmeler Türkiye’ye asrın fırsatı olarak dönebilirdi. Bu günlerde ülkenin en büyük şansızlığı gündemin dünya merkezli değil, iç siyasal merkezli yürütülmesidir.

Türkiye yıllardır ne yazık ki, kendi gündemini belirleyemiyor. Ülke menfaatine olacak hamleleri siyaset ne yazık ki, üretemiyor. Ülke adına hedef tutulamıyor.

Hâlbuki Avrupa ekonomisi topyekün krize girmişken, Asya kıtasındaki gelişmeler Türkiye’nin önemini arttırmışken, en büyük belamız olan cari açığın sebebi petrol fiyatları son 5 yılın en alt seviyesine inmişken, Rusya ambargo altında Türk mallarına kapılarını sonuna kadar açmışken, Türkiye’nin tüm bu imkânları kullanamaması tamamıyla hazırlıksızlıktır.

Türkiye vaziyetini iç ve dış problemlerini ayırarak almalıdır. İç çekişmeler bitirilmeli, olaylar global gözle analiz edilmelidir. İçerde tüm şer cephesi unsurların uyandırıldığının farkına varılmalı. Başta istihbarat birimleri olmak üzere tüm güvenlik unsurları tetikte olmalıdır.

Siyasi partilerimiz bu günlerde ülke insanını gerecek demeçlerden ve davranışlardan uzak durmalıdırlar. Siyaseti insan merkezli dizayn edilmeli demokrasi insanların kandırılma aygıtı olarak kullanılmamalıdır.

Siyasi organizasyon ekonomik gerçeklikler üzerinden politikalar üretmeli, devlet ticaret yolları üzerindeki çıkabilecek karışıklıklar göz ardı edilmemelidir. Suriye problemi iç politika malzemesi yapılmamalı, muhalefet partileri Suriye’de gerekebilecek askeri müdahale için hükümete destek vermelidir.

Devlet politikasını belirleyenler Kafkasya’yı dikkate almalı, Kafkasya’da oluşacak olumsuzlukların ülkemizi direk etkileyeceğini unutmamalıdırlar.

Yine devlet politikasını belirleyenler Suriye’ye Halep, Unkasır ve Lazkiye hattının güvenli hatta çevrilmesi durumunda hem Türkiye’de bulunan mültecilerin hem de hala o bölgede yaşayan başta Türkmenler olmak üzere Arap ve Kürt nüfuslarından yeniden ülkemize mülteci göçü başlatacağı bu sürecin Türkiye’yi de artık yormaya başladığı gerçeğini unutmamalıdırlar.

Türkiye içerde çokta hissedilmese de zorlanıyor. Bu zorlu süreç ancak binlerce yıllık devlet tecrübemiz, milletimizin dirayeti, dayanışma ruhu ve sağduyulu asil duruşuyla aşılabilir.

Türkiye’nin hem Türk dünyasının, hem İslam âleminin sığınılacak son kapısı olduğu gerçeği de akılardan çıkarılmamalıdır.

YORUM EKLE