Yüksek öğrenimin İnternet Ortamına Taşınmasının Etkisi Nedir, Ne Fayda Sağlar?

 Jun Yamada[1]
(Çev.) Keisuke Wakizaka[2]
 
“MOOC Devrimi” Nedir?
Gelecekte sizin mezun olduğunuz üniversite yok olacak. Bir de çocuğunuzun okumak istediği üniversite günümüzdeki gibi varlığını devam ettirmeyebilir. Öyle bir şaşırtıcı geleceğinin bizi beklediğini düşünürseniz siz ne yaparsınız?
Bu asla hayal değildir. Oldukça muhtemel bir gelecektir. Gerçi henüz Japonya’da farkında olan çok değil, ama Amerika’da ise 50 sene içinde şu an var olan 4500 tane üniversitenin yarısının yok olacağını tahmin eden gazete yazısı bile çıkmıştır. Gelecekte Japonya’daki üniversitelerin yarısından fazlası ortadan kaldırılacaktır. Öyle bir gelecek bizi bekliyor. Bu hiç de imkânsız değil.
Tam olarak Ne oluyor?
Kendi kızını Amerika’daki bir liberal-arts üniversitesine gönderen biri bana “MOOC hakkında daha yazmanızı istiyorum.” diye bana e-mail göndermiştir.
Onun yazdığı bloğa baktığımda böyle şeyler yazılıyordu:
Amerika’daki üniversitelerin yakın geleceği hakkında kendi fikrim:
·      Başlangıçta en üst seviyeli üniversiteler piyasada hakim olacaktır.
·      Eğitim (Dersler) alanında Sanayi Devrim başlar.
·      Dersler toplumun her yöne yayılır ve eğitim yöntemleri / öğretim üyeleri elenir.
·      Birey baş göstermeye başlar (İlber Ortaylı gibi)
·      Eğitime artık her zaman, her yerde herkes ulaşabilir haline gelir. (I TuneU gibi)
·      Eğitim konusunda sınırlar ve uçurumlar kaldırılır.
·      MOOC eğitim kurumundan daha çok bir içerik olarak gelişir. (terk edenlerin olanı yaklaşık %90)
·      Sadece az kişilik, yatılı ve profesyonel araştırmalar yapan üniversiteler kalır.
 
Bu notları okudularsa bile, sıradan insanlar onun ne anlatmak istediğini iyi anlamayabilir.
Daha Doğrusu, böyle bir “eğitim devrimi”ni doğurabilen “MOOC”un ne olduğunu sadece bir kısmı bilmektedirler. Bu yüzden ilk olarak MOOC hakkında bilgi vermek istiyorum. “MOOC” “Massive Open Online Course”ın kısaltmasıdır ve internet üzerindeki “kitleye açık olan çevrimiçi dersler” anlamına gelir.
Popüler olan 6Site
Günümüzde ABD’de “MOOC” hızla yaymakta ve birçok saygın üniversiteler meşhur öğretim üyelerinin derslerini bedava olarak internet üzerinde yayınlamaktadırlar. Daha önce internet kullanımı yayılırken çevrimiçi dersler geçici olarak kamuoyunun dikkatini çekerken günümüzdeki MOOC gibi yaygın olmamıştır. Fakat 2 yıl önce başlayan “MOOC Devrimi” artık patlayıcı şekilde dünyaya yayılmaktadır.
Onlardan biri de Stanford Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Sebastian Thrun’un kurduğu “Udacity”dir. Thrun yapay zekâ araştırmaları konusunda dünyaca tanınan profesördür. Ona rağmen süresiz profesör statüsünü bırakıp dersleri internet üzerinde dünyaya bedava olarak sunan şirketi kurmuştur.
Bunun sebebi, kendi derslerini internet üzerinde bedava olarak yayınlaryayınlamaz dünyanın 190 ülkesindeki 160 bin kursiyer dünyaca tanınan profesörlerin derslerini bedava olarak alınabildiklerini duyup kursa koşmasıdır. Ayrıca kursiyerlerin çoğu da fakir ülkelerde düzgün ve kaliteli yükseköğrenimi görme fırsatına sahip olmayan gençlerdi.
Thrun, ABD medyasıyla yapılan mülakatta “artık 200 kişiyi öğreten Stanford’un amfisine dönemem. Dünyadaki gençler bana ihtiyacı duyuyorlar. ”diye cevaplamaktadır.
GünümüzdeMOOC’lardan yaklaşık 20 tanesi büyüktür ve Amerika’daki saygın üniversiteler gibi kurumların katıldıkları aşağıdaki 6 tanesi özellikle popülerdir.
·      Udacity
Stanford Üniversitesi’nin Profesörü Dr. Sebastian Thrun’unkurduğu bilgisayar mühendisliği odaklı bedava çevrimiçi eğitim sitesidir. Her ders sıkı değerlendirildikten sonra yayınlanmakta ve oldukça kalitelidir.
 
·          Coursera
Stanford Üniversitesi, Princeton Üniversitesi, California Üniversitesi Berkley ve Pensylvania Üniversitesi gibi 70 tane üniversite katılmaktadır. Kursiyerin sayısı 4 milyon kişiyi aşmıştır. Bu Şubat ayında Tokyo Üniversitesi de katılmıştır.
·          Edx
Harvard Üniversitesi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) ortak şekildekurmuştur. California Üniversitesi Berkley gibi üniversiteler de katılmaktadır. Siyaset felsefesiyle ilgili Prof. Dr. Michel Sandel’in “Justice” dersini de dinleyebilirler. Mühendislik ile akalalı dersler de çok çeşitlidir.
·          Udemy
Bu, dersleri yüklemekle herkesin öğretim görevlisi olarak kendi derslerine internet üzerinde sahip olabildiği platformdur. Ders ücretsiz ya da ücretlidir (5-250 dolar) ve ücreti dersi oluşturan tarafından belirlenir.Kazancın %70’ı öğretim görevlisinin gelir olur.
·          Futurelearn
İngiltere’deki Açıköğretim Üniversitesitarafından kurulmuştur. Bath Üniversitesi,LeicesterÜniversitesi ve Nottingham Üniversitesi gibi kurumlar katılmaktadır.
 
·          Khan Academy
Bill Gates de destek verdiği ve eğitime odaklanan STK’dır. 2006 yılında kurulmuştur. Salman Khan matematik, fen bilimleri ve diğerlerinin derslerinin öğretim videolarını yayınlamak şekilde başlamıştır. Derslerden başka sınavlara da girilebilir. Kursiyerlerin topluluğu da mevcuttur.
MOOC’ın çevrimiçi derslerini sadece ad-soyadı ve e-mail adresini kaydetmekle herkes alabilirler. Genel olarak derslerin ücreti bedavayken bir kısmı ücretlidir. Derslerin içeriği sadece üniversitenin derslerini çekip gösteren video değildir. Dersler genel olarak 10 dakikalık aralıklarla derlenir ve küçük testlerle ne kadar anladığını kontrol ederek sonraki aşamaya ilerler. Ders kitapları da var ve internet üzerinde gönderilir.
Dolayısıyla kursiyerler haftada yaklaşık 5-10 saat ve 3 ay derslere girerler. Onlar ödevleri yapıp sınavlara girip kritere ulaştığında sertifikayı alabilirler.
MIT’ye Girmeye Hak Kazanan Moğolistanlı Dahi Lise Öğrencisi
Böylece dünyanın en yüksek seviyesindeki dersleri internet üzerinde alabildikleri için kursiyer sayısının artması oldukça doğaldır. Gerçi derslerin çoğu İngilizcede yapılmakta, ama İngilizce bilirse yüksek fiyata Amerika ve İngiltere gibi ülkelerde okumaya ihtiyaç de olmayacaktır.Bu yüzden harcın yükselmesinden dolayı üniversitede okumaktan vazgeçmek zorunda olan Amerikalı gençler ve yoksul ülkelerdeki gençler günümüzde aktif şekilde MOOC’a katılmaktadırlar.
Dolayısıyla MOOC Devrimi “Eğitimin Demokratikleşme Devrimi” olarak bile nitelendirilmektedir. Stanford ve Harvard Üniversitelerindeki dersleri oraya gitmeden alabilirler. Bu durum internetin inkişafı olmadan asla gerçekleşmezdi.
MOOC Devrimi’nden faydalanan kişinin örneği bugün medyada kamuoyunun dikkatini çekmektedir. 3 Haziran 2013 tarihli Asahi-Shinbun Gazetesi’nin haberine göre, Moğolistan’ın başkenti Ulan Batur Şehri’nde yaşayan 16 yaşındaki bir lise öğrencisi bu Mart ayında MIT’den kabul mektubunu almıştır.
Bu lise öğrencisi “Edx” sitesinde geçen ilkbahardan beri “Elektronik Devre” dersini alıp 150 bin kişi kursiyerinden tam puan kazanan 340 kişiden biridir. Bir de o, 15 yaşında tam puanı kazandığı için bu dersin hocası ona “dahi”  diyerek şaşakalmıştır.
Bu dahi Moğol Lise öğrencisi hakkında daha önce Thomas Friedman 26 Ocak 2013 tarihinde New York Times’ın “Revolution Hits the Universities” başlıklı köşe yazısında anlatmıştır. O zaman o,  MIT ve Kaliforniya Üniversitesi Berkley’e  başvuru yaparken, Asahi Gazetesi haber yayınladığında nihai olarak MIT’ye okumaya hak kazanıp Eylül ayında kesin kaydı yapacaktı. Gerçi gazetede yazmıyor ama elbette o, burslu olarak bedava okuyacaktır.
MOOC Devrimi böylece aynı zamanda bütün dünyadaki başarılı ve üstün insanları bulmakta büyük katkı sağlamıştır.
İş Modeli İnsan Kaynak Tanıtım Şirketleri
Burada merak ettiğimiz nokta MOOC’ın dersleri bedava sunarak neden işini devam edebildiğidir. Aslında Daha önce bahsedilen ”Udacity” örneğine bakarsak, onun iş modeliinsan kaynak tanıtım şirketlerinden alınmıştır.
“Udacity” bazı şirketlerle işbirliği yapmakta vekursiyerlerin not çizelgelerini şirketlere gönderir. Şirketler kendi işgücü olarak kullanılabilen kursiyerleri çağırır ve işe aldığında “Udacity”ye komisyon ücreti verilir.“Udacity” kurulalı 1 sene içinde artık 350 tane şirketle işbirliği yapmakta ve yaklaşık 20 kişi Google ve Goldman Sachs gibi önde gelen şirketler tarafından işe alınmıştır.
“Udacity”nin bu tür iş modelini göstermesi Amerika’daki üniversiteleri şokta bırakmıştır. Çünkü bu durum devam ederse mevcut olan üniversite vasıtasıyla işe alınma tarzını önemli derecede etkileyebilir. Bir de üniversite eğitimi kendisinin kıymeti de önemli derecede düşebilir.
Çünkü MOOC’da söz konusu olan üniversitenin adı ve otoritesi değil, öğretim üyeleri ve dersin kalitesidir.
Diğer yandan, şu an Japonya’daki üniversitelerin hemen hemen hepsi “üniversite mezunu” unvanını vermek için vardır. Öyleyse MOOC daha yaygınlaştıkça onların değeri gittikçe düşer. ABD’de bile üniversitelerin yarısı yok olacağı tahmin edilmekte ve gelecekte dünyadaki birçok üniversitelerin yok olma ihtimali bile vardır.
Bu MOOC Devrimi’nden şok olan İngiltere’de BBC11 Mart 2013 tarihinde“İngiltere’deki Okullar Çevrimiçi Tehdidi ile Karşı Karşıya” başlıklı yazıyıkendi internet sayfasında yayınlamıştır.
Bu yazı “Mevcut durumdan memnun kalan ve baş gösteren çevrimiçi üniversitelere karşı tedbir almakta başarısız kalan İngiltere’deki üniversiteler küresel rekabette silinecektir.” diye başlıyor. Aynı zamanda bu yazı “bir sürü orta seviyeli üniversitelerin kapanmaya mecbur kalacaklardır” ve “10 yıl içinde üniversiteler yok olmazda bu durum daha şaşırtıcıdır” bile demektedir.
Yani MOOC Devrimi daha önceki çevrimiçi derslerin gelişmesine göre daha farklıdır. Bugün kendi çocuklarını uluslar arası okullara gönderenlerin çoğu çocuklarını Amerika ve Avrupa’daki üniversitelere göndermeyi hedeflemektedirler.Öyleyse MOOC Devrimi, onların seçeneğini artıracağı için kendi çocuklarının geleceğini de etkileyen büyük değişimdir.
 Kursun Kredisini Mezuniyet için Saydırabilecek
ABD’de başlangıçta MOOC’un ilerlenmesine üniversitelerin ve eyaletlerin bir kısmı sert tepki göstermiştir. Fakat MOOC vasıtasıyla herkes kaliteli üniversite eğitimini görebildiğinden, tepki gittikçe uzlaşmaya dönüşmüştür.
Kaliforniya Eyaleti’nde Mart ayında ”çevrimiçi derslerin kredisini eyalet içindeki yükseköğretim kurumlarının kabul etmelerine dair tasar teslim edilmiş ve bu Haziran’da meclisten geçmiştir.Bu tasarda çevrimiçi derslerin hazırlanmasına sübvansiyonun verilmesi, üniversite birinci ve ikinci sınıflarındaki öğrencilere yönelik yaklaşık 20 tane kursun oluşturulması ve üniversitelerin “Coursera” gibi MOOC şirketleriyle işbirliği yapmaları gibi konular da kabul edilmiştir.
Fakat şu an MOOC’un çevrimiçi kurslarını tamamlayabilecek kişi bütün kayıtlı olanların %5’inden az olduğu beklenmekte ve üniversiteler henüz tedirgin değillerdir.
Ona rağmen, gelecekte çevrimiçi kursları sunan üniversiteler artarsa üniversite tarafından verilen “derece” ve çevrimiçi kursu tarafından verilen “serifika” birlikte varlığını sürdürmeye başlar.
Aynı zamanda öğrenciler var olan üniversitelerde okuyorlarsa bile, dünyadaki her üniversitenin sunduğu çevrimiçi kurslardan kendi uzmanlık alanına en uygun olanı tercih etmeye başlarlar. Böylece bu kursun kredisini alıp mezuniyet için gereken kredi olarak saydırabilecekler.
Ayrıca, orta ve alt seviyeli üniversitelerin öğretim üyelerinin dersleri değişmeye mecbur kalacaktır. Kendi alanında onlardan çok daha kaliteli hocaların derslerinin internet üzerinde olduğundan dolayı öğrenciler daha önce olduğu gibi yürütülen derslerden memnun kalmaları imkânsızdır. Yani kalitesiz hocalar elenip işi kaybedebilirler. Aynı manada var olma sebebini yitiren üniversiteler ortadan kaldırılabilirler.
Günümüze kadar eğitim belli bir zamanda belli bir yerde belli bir insan tarafından verilirdi. Fakat MOOC Devrimi bu kısıtlamaları tanımaz.
Buraya kadar MOOC hakkında bilgi veriyorduk. Aslında çevrimiçi eğitim devrimiMOOC ortaya çıkmadan önce artık başlamıştır. Mesela Apple’in 2007 yılından beri sunduğu “iTunes U” sistemi üzerinde Japonya dâhil dünyadaki 26 ülkedeki üniversitelerin dersleri ve ders malzemelerini bedava izleye bildiklerinden dolayı bugüne kadar dünyaya yayılmış durumdadır.
 MOOC’daki derslerin büyük çoğunluğu İngilizcede yürütülürken, bu sistem Japoncada yürütülen dersleri de sunduğu için Japonya’da da birçok kişi bundan yararlanmaktadırlar. “iTunes U” üzerinde Tokyo, Kyoto, Keio ve Waseda üniversiteleri gibi Japonya’da ünlü üniversiteler dersler vermektedirler.
Ayrıca, Toshin High Scool Dershanesi artık geleneksel dersler yerine uydu yayınları vasıtasıyla ders vermeye ağırlık vermektedir. Dershane öğretmenlerinin dersleri Japonya’daki bütün şubelerinde alınabilirler.
Umutsuz Derecede Geride Kalan Japonya’daki Bilgi Teknolojisi Eğitimi
Böylece çevrimiçi eğitim ve bilgi teknolojisi eğitimi inanılmaz hızla ilerlemektedir. Fakat Japonya’da hala tahtaya yazılan yazıları öğrenciler deftere yazıyorlar. Ne elektronik tahta ne de bilgi teknolojisinin devreye girmeleri ilerlenmektedir.
 Amerika’daki normal okullar ve Japonya’daki başlıca uluslararası okullarda ilkokul öğrencilerine bilgisayar (genel olarak Mac) kiralanır ve iMovie gibi yazılımları kullanarak video derleme raporlarını oluşturma gibi eğitim günlük olarak verilmektedir. Ayrıca elektronik tahtanın yayılma oranı İngiltere ve Singapur gibi ülkelerde %80’i aşmıştır.
Diğer yandan Japonya’daki ilkokullarda ise 6 öğrencisine 1 tane oranda bilgisayar kiralanmakta ve elektronik tahtanın yayılma oranı %70’i aşmıştır. Ama bütün sınıfta yoktur.
Gerçi Ben daha önce İngilizce eğitiminin umutsuz derecede geride kalması çocukların geleceğini karardığını yazmıştım, Japonya’daki bilgi teknolojisi eğitiminin durumu ise daha da berbattır. Günümüzde ilköğretim ve ortaöğretim için kendi çocuklarını Japonya’dan yurtdışına gönderenlerin artması da bu durumdan kaynaklanmaktadır.
Yurtdışındaki uluslararası okullara kendi çocuklarını göndermek isteyenler arasında kendi çocuklarının iyi derecede İngilizce öğrenmesini isteyenlerden başka “Japonya’daki okullarda okuyan çocukların kâğıt ve kalemle ödevleri yapmalarına karşın, uluslararası okullardakiler ise ödevleri bilgisayar ve tablet ile yapıyorlar. Bu durumda çocuklarımı Japonya’daki okullara gönderemeyiz.”diyenler de çoktur.
Ne Öğretim Üyeleri, Ne Harç, Ne de Yurt ücreti Lazım
Elbette ki,çevriçiçi eğitim eğitimin hepsini kapsayamaz. Geleneksel yüz yüze anlatım şekilli ders çevrimiçi derse göre çok daha etkilidir.Üniversite eğitiminde öğretim üyeleriyle bir araya gelerek öğrenmek çevrimiçi eğitimde kazanılamaz şeyleri kesinlikle kazandırır. Aynı zamanda üniversite öğrenmekten başka ömür boyu dost olacak kişileri bulmaya imkân verir.
Fakat Japonya’daki üniversiteler, hayır, ilkokuldan üniversiteye kadar bütün okullar hocalar ve öğrencilerin birbirleriyle etkileşim içinde olduğu eğitimi sunuyorlar mı? Bir de okullar, öğrencilerin dostluğunun geliştirilmesine gerçekten imkân veriyorlar mı?
Ezberlemeye ağırlık verip sınava kazanmayı önemseyen Japonya’nın eğitim sistemi altında, bütün dersleri çevrimiçi ortama taşındırırsa bile sıkıntı olmaması gerekir. Lisenin sınava hazırlık dersleri Toshin High-School gibi uydu üzerinde dersleri yayınlanırsa daha iyi olacaktır. YaniJaponya’daki lise öğretmenleri ve üniversite öğretim üyelerinin hemen hemen hepsi aslında gereksiz olabilir.
Amerika’daki üniversitelerde öğrenciler öğretim üyeleriyle birlikte yerleşke içinde yaşarlar. Fakat Japonya’da öğrenciler genel olarak üniversiteye ya kendi evinden ya başkasının evinden giderler ve derslerin çoğunda daöğretim üyeleri tek taraflı olarak konuşurlar.Durum öyleyse MOOC Devrimi’nin dalgası tarafından hemen yutulabilir,çünkü MOOC’da ne öğretim üyeleri, ne harç, ne de yurt ücreti lazımdır.
Günümüzde ABD’deki üniversitelerin ilgisi MOOC ve geleneksel yüz-yüze anlatım şekilli dersi nasıl birleştirmek sorusuna odaklanmaktadır. Buna bağlı olarak, ilköğretim, ortaöğretim ve uluslar arası okullarındaki eğitim de günden güne değişmektedir. Öyleyse,MOOC sebebiyle dünyadaki eğitim İngilizcedeki çevrimiçi eğitime yönelirken, Japonya’daki ilkokul, ortaokul lise ve üniversite eğitimleri de gelecekte büyük değişime uğrayacaktır.
Aksi takdirde, yok olma tehlikesi Japonya’daki okulları bekliyor.
MOOC Devrimi’nin söz konusu “eğitimin demokratiklaşması”nin ilerlemesidir. Bu süreçte bütün dünyadaki gençlerin katılmasından dolayı eğitimin küreselleşmesi daha da hızlandırılacaktır. Bu takdirde genel olarak eğitimde kullanılan dil doğal olarak, dünya ortak dili haline gelen İngilizceye değişir.
Özgün Akademik Geçmiş Çöküşe Uğrar
O zaman neler olacak?
Bunu kesin olarak söyleyebilirim ki, günümüze kadar dünyadaki her ülkenin özgün şekilde oluşturduğu eğitimin kariyer oluşturma süreci çöküşe uğrayacaktır. Sanırım her ülkeye özgün akademik geçmiş artık değerini kaybedecektir.
Günümüzde Japonya’daki eğitimi gördülerse bile, “işçileri ezen şirket” olduğu söylenen Uniqlo tarafından bile işe alınmamaktadırlar. Gelecekte bu durum daha da ilerleyecek ve birçok insanlar işsiz kalacaktır. Artık bir şirketin işçileri ezip ezmediğini tartışmak oldukça saçma gelmektedir.
Japonya Başbakanı Shinzo Abe’nin kalkınma politikalarından biri küresel insan kaynağını oluşturan “eğitimin reformu”dur.  Ama sadece İngilizce eğitiminin ilkokul 1. -2. sınıfında başlamasıyla ve TOEFL’ın üniversite giriş sınavında kullanılmasıyla Japon çocuklarının geleceği kurtulamaz. Ben düşünüyorum ki, Japonya’daki eğitim de uluslararası okullar gibi olmalıdır.
Ülkeyi sağlamlaştırmak için inşaat sektörüne boş boşuna para harcamak yerine, hükümet eğitime daha para harcamalıdır. Ekonomik kalkınma politikası gelecek yeniliği getiren insan kaynaklar tarafından yapılır ve finans-maliye politikası ve inşaat sektörü tarafından yapılmaz.


[1] Gazeteci.
[2]Orta Doğu Teknik Üniversitesi Bölge Çalışmaları Bölümü doktora öğrencisi, Kafkas stratejik araştırmalar merkezi KAFKASSAM kıdemli araştırmacısı.      
YORUM EKLE