Yolun İşleri

 Yesevi yolundan yürümek isteyenlerin önce bir işlerinin olması gerekir. Ahmet Yesevi onca işi arasında "kaşık ve kepçe yapımcısı" idi...
"Sofi olmayıp neylesin evde yapacak işi yok"
İşi olan işini geliştirmeli, kazancını arttırmalı ve halka "aş" verecek kadar varlığı olmalıdır.
"Sofilik iddia eder halka verecek aş'ı yok."
Yani tembelliğin, işe yaramazlığın adına sofilik denilemez. Sofi yani derviş, yani tasavvuf yolcusu, eğer Yesevi'lik davasında ise önce işini oluşturacak ve halka "aş" verecek duruma gelecektir.
Hikmetlerde çokça geçen "dünyadan kesilmek" dünya nimetlerine tapmaktan uzak olmak demektir. Ger-çek Müslüman dünyayı başının üstüne koymaz, ayağının altına alır. Kalbinde Allah vardır, elinde ise işi...
İşi olmalıdır ki; halka aş verebilsin. Yani en yakınlaştırıcı ibadet olan "garip, yetim ve yoksullara" yardım ede-bilsin. Yesevi yolcusu "alan el" değil "veren el"dir. Bunun için de "olan el" olmalıdır.
Yesevi yolcusu "Allah aşkı"na isteklidir; ihlası arar; emeği ile geçinir; başka inançlara hoşgörülüdür ve bilim arayıcısıdır. Bilim yolunda gerçeği arar.
Halka gösteriş yapmadan namaz ve oruç temel ibadetlerdir. En çok sabah namazı üzerinde durulur.
"Ne hoş tatlı seher vakti olanda
Baldan tatlı Hû adı seher vakti olanda"
"Gerçek gönülle namaz kıl ki Allah bilsin."
Yesevi yolunda zikir vardır. Zikir Allah'ı anmak demektir.                                            "Lailahe illallah" denilir... "Allah" denilir. "Hu" yani "O" denilir. "Entel hadi Entel Hak" denilir.
Zikredenlere Allah vaat etti:
"Zikredin ki sizi zikredeyim" dedi.
Zikir sessiz de olur, sesli de... Erre zikri de vardır. Bıçkı zikri de denilir.
Allah'ın adını söyler kullar anlam ile/Anlamsıza asla kullar salmaz olur/Allah diyen âşık kullar devamlı/Hakk'ı anmaktan zerre gafil olmazlar
Yesevi yolunda zikrin anlamı bilinecektir. Yani ibadet eden kişi ne dediğini bilecek, anlam zihninde canlanacak ve böylece yarar doğacaktır.
Sohbet yolun esaslarındandır. Bilenler ve olgunlar söyleyecek, kalanlar dinleyecektir. Sohbet, adabıyla yürüyecektir.
Erenler cemal görür/Dervişler sohbetinde/Erenler meclisinde/Nur yağar sohbetinde
Ne dilese o olur/Dervişler sohbetinde/Her bir sır açık olur/Dervişler sohbetinde
Resule vahiy geldi/Baştan tacını aldı/Kalktı hizmet eyledi/Dervişler sohbetinde
Yesevi yolunda "candan geçip" sema vurmak vardır. Sema, sima, samah, raks aynı eylemin değişik adlarıdır.
"Şıbli gibi sema vurup candan geçtim."
Melekler toplanıp bir gün sohbet kurdu/Raks ve sema vurmak için yürüdü/Miraç üste Hak Mustafa bunu gördü/Şimdi ben de raks ve sema edesim gelir
Ancak sema dünya için olmamalı. Yani gösteriş için, yani dünyalık için...
Dünya tepmeden raks ve sema yapan cahil/Hak yâdını bir an demez yürü gafil/Dervişim der gönlü dünyalıktadır/Dünya için raks ve sema vurur dostlar.
Kendinden geçmeden raks ve sema yapmak hata.
Sema ve raks da eğer kendinden geçip Hakk'a erişme yoksa, anlamı yok. Her işte olduğu gibi bu işlerde de "ihlas" gerek, yani içtenlik.                                                  Yesevi yolunda yalnız da toplu da zikir yapılır. Meclis kurulur, halka oluşur...           Cemalini isteseniz ey zikredenler/Candan geçilip halka içinde görün dostlar.
Halka varsa, meclis varsa, zikir, sema ve raks varsa "çeng ve rebab" olmaz mı?
Ruhlarının gıdasıdır çeng ve rebab/Ahı çıksa yedi iklimi viran kılar.
Çeng ve rebab o dönemin ve o iklimin sazları. Kopuz da olur, saz da, bağlama da... Medine kadınları Yüce Muhammed'i teflerle, şarkılarla karşılamıştı. Ne de hoş karşılamışlardı...
Yesevi yolunda mücahade de var, riyazet de... Eğer gerçeklere erişmek, kapıları açmak, ötelere ulaşmak isteniliyorsa...
Mücahade çetindir, riyazet de...
Yesevi yolu bir iklim sağlar ve bu iklimden herkes nasibince yararlanır. İsteyen, dayanıklı olan, mektep de kalır, öğretmen olur. İsteyen dersini alır, açılır gider, isteyen nasibindeki aza razı olur, yolundan yürür.
Herkese istediğince ve nasibince...
YORUM EKLE