Yolun Açık Olsun Atatürk Üniversitesi!!

6-8 Mayıs 2015 tarihleri arasında Atatürk Üniversitesi tarafından düzenlenen “II. Uluslararası Türk-Ermeni İlişkileri ve Büyük Güçler Sempozyumu”na ben ve Dr. Hasan Oktay hem konuşmacı olarak hem de Yenisöz Gazetesi Köşe yazarı olarak katıldık. Bu sempozyumda 115 kişi konuşmacı olarak katıldı ve 105 tane tebliğ sunulmuştur. Biz bütün gün üniversitede kalarak birçok tebliğleri dinledik ve bu konferans Türkiye’deki Ermeni araştırmalarının değişmekte ve gelişmekte olan durumunu gösteriyordu ve aynı zamanda Türkiye’deki Ermeni araştırmalarının günümüzdeki bazı sorunlarını da öğrenebildik.

Erzurum’daki bu konferansta da tarih disiplinine dayalı sunumlar çoğunluğunu oluşturuyordu. Fakat diğer yandan sosyoloji, hukuk, uluslararası ilişkiler, antropoloji ve siyaset bilimi gibi başka disiplinlere göre hazırlanan tebliğlerin sayısı geçmişe göre önemli derecede artmıştır. Ayrıca tarih ile ilgili birçok sunumlar sosyoloji ve uluslararası ilişkiler gibi disiplinlerden de yararlanıyordu ve “bölge çalışmaları” olarak sunulan makalenin sayısında ciddi artış bulunmaktadır. Bu bağlamda Türkiye’de de Ermeni araştırmaları bir “disiplinlerarası bölge çalışmaları”na dönüşmeye başladığını ve bu yola doğru gelişmekte olduğunu açıkça göstermiştir.

Özellikle bu konferansın en dikkatimizi çeken nokta, geçen Azerbaycan Cumhurbaşkanı seçimine Milli Şura’nın adayı olan Cemil Hasanlı’nın iştirak etmesi onun kapanış oturumunda konuşturulmasıdır. Bu bağlamda Azerbaycan’dan çok kaliteli bilim adamları katıldılar ve çok objektif ve bilimsel tebliğleri sunmuşlardır. Bu ekibin katılması programda katılacağı ifade edilen Ganire Paşayeva’nın gelmemesine yol açmıştır. Böylece Paşayeva şimdiden sonraki bilimsel toplantılara değil, daha çok propaganda amaçlı şov programlarına katılacağı anlaşılmaktadır. Bundan sonra Azerbaycan’dan Türkiye’ye özellikle Türk kamuoyunu baskı altında tutabilmek için gönderilen sıradan propagandacıların yerine hakiki bilim adamlarının gelmesi sağlanacaktır.

Bu noktada programın gerçekleşmesi sürecinde çok büyük emek harcayan Dr. Mevlüt Yüksel ve Prof. Dr. Erol Kürkçüoğlu çok büyük gayret sarf etmiştir ve bütün katılımcılara tek tek ilgilenmiştir. Dr. Mevlüt Yüksel kendisi de Ermeni diasporasının hareketleriyle ilgili hem tarih hem de sosyoloji disiplinlerden yararlanan “bölge çalışmaları” olarak nitelendirilebilen tebliği hazırladı.

Gürcistan’dan katılan Prof. Dr. Zaza Tsurtsumia da Abhazya’daki Ermenilerin tarihteki faaliyetleri hakkında Türk kamuoyuna ilk defa detaylı bilgileri vermiştir. Doç. Dr. Faik Elekberov Ermeni Meselesi’ne Post-Kolonializm teorisiyle yaklaşmanın öneminin arttığını, özellikle Edward Said’in “Sarkiyatçılık” kitabının okunması gerektiğini ve buna göre özeleştirinin gerektiğini savundu. Uzman Turgut Kerem Tuncel Ermeni araştırmalarında dikkat edilmemiş konu olan “günümüzdeki diaspora-Ermenistan ilişkileri ve Ermenistan algısı” ile ilgili farklı bakışlarını sağlam teorik yapıyla sunup dinleyicilerin büyük ilgisini çekmiştir.

Tarih ile ilgili birçok sunumlar da “biz Ermenileri kesmedik, onlar bizi IŞİD’ci gibi kestiler!” konusundan yavaş yavaş uzaklaşarak farklı açıdan daha objektif şekilde olaylar ve toplumu ile ilgili bilgi verdiler. Özellikle Yrd. Doç. Halil Özşavlı ve Dr. Ahmet Tetik Ermeni Tehciri’nden sonra Osmanlı’nın işlettiği Ermeni yetimhaneleri ile ilgili çok detaylı sunumları verdiler ve bu sunumlar kamuoyunu dikkatini çekmiş ve Ermenilerin temel tezlerini en gerçekçi şekilde sarsmıştır. Yrd. Doç. Dr. Ayna Askeroğlu ise Eçmiadzin Katoğikosluğu’nun Rusya himayesine giriş süreci ve kilisenin Rusya’nın eline geçirilmesi konusunda detaylı bir sunum yaptı. Ve onlar katılımcılar tarafından hararet alkışlandı.

Böylece özellikle genç katılımcılarda daha objektif, detaylı ve kapsamlı tebliğler sunuldu ve bu kuşakların Ermeni araştırmalarını disiplinlerarası bir bölge çalışmaları olarak geliştirecek kaliteye ve güce sahip olduğunu gösterdi.

Diğer yandan, Sunum yapan bazı eski akademisyenler ve büyükelçiler sunumlarını yenileme gayretini göstermeyip bildik ezberlerini tekrarladılar. Bu konferansa katılım yapısının hazırlanmış olmasına rağmen Ermeni, Rus ve Çeçen akademisyenlerinin davet edilmemeleri ve gelememeleri toplandı açıdan bir eksik olarak kaydedilebilir ve gelecek toplantılarda ise bu eksikliklerin giderileceğini umuyoruz.

Ama Yanıkdere Şehitliği’nde kapanış bildirgesi okundu. Bu toplantıya basın üst düzey katılımı gerçekleştirdi ve Sayın Vali Ahmet Altıparnak’ın katılması bu sempozyumun başarısı açısından oldukça önemlidir.

Bu konferansta geçmişteki konferansa göre daha objektif, kaliteli ve detaylı sunumlar yer aldığından konferans oldukça başarılı oldu ve daha da gelişme kapasitesine sahip olduğunu göstermiştir. Atatürk Üniversitesi hem yurtiçinden hem de yurtdışından objektif bilim adamlarını davet etmeye devam etmeli ve Ermeni Meselesi konusunda daha kapsamlı toplantıları gerçekleştirebilir. Ayrıca Ermeni Meselesi ile ilgili SSCI indeksli derginin çıkartılması da Atatürk Üniversitesi için gelecek hedef olarak tavsiye edilebilir.

Yolun açık olsun Atatürk Üniversitesi, kaliteyi yükseltmeye bu gayret devam ettiği sürece senin geleceğinde sadece parlak ve aydınlık beklemektedir!

YORUM EKLE