Yıkım Yüzyılı..

Teknolojinin evlerimizin salonlarına taşıdığı dünya halleri ,insanlığın yeni bir yıkım dalgasının arifesinde olduğu izlenimini veriyor.

Bilim ve teknoloji de ki olağanüstü gelişmelerin ,hakim batı medeniyetinin açmazlarına bir çözüm sunmak ,temel insan ihtiyaçlarına cevap aramak yerine, batı hakimiyetinin her şartta sürdürülebilmesine yönelmesi ,bu alandaki gelişmelerin ,yıkımın şiddetini ,amansızlığını arttırmaktan başka bir işe yaramayacağı intibaını güçlendiriyor.

Batı medeniyeti 20 yy ilk yarısında iki yıkıcı dünya savaşı ile sarsılan insanlığa, barış,huzur ,refah ,demokrasi, insan hakları hayalleri pazarladı. Bilim ve teknolojideki gelişmeler de bu hayalin reel alt yapısını oluşturdu.Birleşmiş milletler ve çatısı altındaki birçok kurum ,dünya bankası ,İMF gibi birtakım ekonomik kuruluşlar ,insanlığa daha adil ve yaşanılabilir bir dünya ümidi pompaladı.

Gelinen noktada ,gidişin seyrini değerlendirdiğimizde ,batı medeniyetinin ,vaatleri ile gerçekleşenler arasındaki çelişkinin ötesinde derin uçurumun ,açık bir şekilde ortaya serilmesi ,bunun karşısında batılı ülkelerin gittikçe kabalaşan,bir güç gösterisine yönelmesi ,21 yüzyılın ,insanlık tarihinde görülmemiş bir yıkıma gebe olduğu endişesini yaratıyor.

Bayraklaştırdığı hiçbir insanlık idealini ,kendi dışındaki toplumlara taşıyamayan bilakis onları ekonomik ,siyasi,kültürel bir sömürge olarak görme anlayışına yenik düşen batı,sadece ,propaganda gücüne dayanan,ilkesiz,adaletsiz bir dünya düzenini ,toplumların rızasıyla sürdürebilme şansını kaybetmiştir.Kullandığı ,örtülü kaba güç ,gün geçtikçe açık hale gelmekte ,mızrak çuvala sığmamaktadır.

Batının medeniyet dediği şey ,insanlığın büyük çoğunluğu için ,bir zulüm düzenine dönüşmüştür.Sadece 64 kişinin servetinin ,dünyadaki 4 milyar insanın servetine eşit olması gibi çarpıcı sonuçlar,yüzyıldır insanlığa masal anlatan masalcı seçilmişlerin ,gerçekte neyin peşinde olduğunu , insanlığın suratına tokat gibi çarpmakta ,temel hak ve ihtiyaçları karşılanamayan,adalet duygusu zedelenen milyarları ,canlı bomba olma potansiyeline taşımaktadır.

Afrika'nın aç-susuz insanlarının eline son teknoloji silahları ulaştırabilme becerisini gösteren medeniyetimiz,toprağın altındaki suyu,bir lokma ekmeği onlara ulaştıramamaktadır.

Yeraltı,yerüstü zenginliklerini yağmalayarak ,batı'daki bir azınlığın tekeline sundukları insanlardan ,uslu oturup kaderine rıza göstermesini beklemek ,batı akılcılığı için bile fazlasıyla iyimserlik olur.

Hele, hem küreselleşen ,küçük bir köye dönüşmüş bir dünyadan bahsederken, hem de 6 milyar mutsuz ,ümitsiz insandan ,sınırlarla kendini tecrit edebileceğini sanmak ,birtakım metotlarla bu yangının dışında kalabileceğini sanmak,batı aklının hırsının kurbanı olacağına ,işaret etmektedir.Yıkımı kontrol edebileceğini sananlar aldandıklarını,yıkımın her yere ulaşacağını ,her şeyi sarağını görecektir.

Çaresizlik duygusunun insanlara baş eğdirdiği ,şartların insanların onurunu yok ettiği ,tabii bir kölelik yarattığı ,cehaletin etkisizleştirdiği,uyuşturucunun aldırmazlaştırdığı ,terörizmin haklı çıkışları dahi çıkmaz sokaklara sürüklediği gerçeğinin birilerine mevcudun sürdürebilirliği güveni verdiği muhakkak.

Ancak ,son birkaç yılda sadece Akdeniz de ,umuda yolculukta boğulan on binlerin ,çığlığını duymayan bir medeniyetin ,sürdürebilirlik şansı yoktur. Uzayı keşfeden batı bilimi ,insanı ıskalamış görünüyor ki ,bedeli ağırdır..

Düzenin hakimlerinin akıl almaz hırsı ve gücü ,tahakkümü ve kibrinin terbiye edilebilme sınırlarını çok üzerinde seyrettiği görülüyor.kitleleri,ülkeleri farklı arayışları kontrol,yönlendirme mekanizmalarının ,metotlarının gelişmişliği ,çeşitliliği ,su götürmez.Ancak bütün bunların aklın ve sağduyunun sınırlarını giderek zorladığı ve kabul edilemez boyutlara ulaştığı da bir gerçek.

Gücün kutsandığı ,tanrılaştırıldığı ,aklı selimin ,vicdanın sesinin her geçen gün biraz daha susturulduğu bir dünya,kendi merkezine çöken bir yıldız gibi insanı ,çekirdeğini ''büyük patlama''ya hazırlamakta...
Baki selamlar..

YORUM EKLE