Yeni mi Anladınız..?

Önce Tuğrul Türkeş Bey, Fethullah’çılar partiyi ele geçirmek istedi, müsaade etmedik diye demeç verdi. Arkasından aynı demeci Devlet Bey verdi. Cemaat partiyi ele geçirmek istedi, müsaade etmedik dedi.

Gülermisiniz? Ağlarmısınız?

Yeni mi anladınız..?

Önce Tuğrul Ağabeyimize sitem edelim. Başbuğ rahmetli olduktan sonra, 6 aylık Genel Başkanlık döneminizde yüz binlerce ülkücüyü partiden kovdunuz. Canlarıyla, kanlarıyla partiyi o günkü şartlarda %8’lere getirmiş kadroları 1 günde kapı dışarı ettiniz.

Halbuki o kadrolar büyük Türkeş’i her yaratılan faniden çok sevmişti. O kadrolar için bir Türkeş vardı, birde Türkeş ötesi…

Ölmüşlerdi, yaralanmışlardı, yıllarını ceza evlerinde geçirmişlerdi, okullarını bitirememişlerdi, işlerini düzene koyamamışlardı. Onların bir tek davaları, davalarını hayata geçirecek partileri vardı. Birde Türkeş’le beraber omuz omuza verdikleri kavgaları. Davalarını ve kavgalarını yok saydınız.

Yüz binlerce kişiyi kimliksiz bıraktınız. Yetmedi, kendinde çektin gittin.

Hani, milliyetçi Türkiye’yi kuracaktık?

Hani, kavgamız Turana kadardı?

Hani, kavgamız zafere kadardı?

Hani ölecek ve vazgeçmeyecektik?

Hani şehitlere söz vermiştik?

Bıraktın ve gittin. Türkeş’in oğlu Türkeş’in partisini bıraktı dedirttin.

Bırakın uğruna öldüğümüz yüce milletine, analarımıza, ailemize laf söyleyemez hale geldik.

Bunlara rağmen, inadına Türkeş yolu dedik, inadına kavgamız var dedik, inadına emperyalizmin kan içen kolları kopmadıkça yolumuzdan dönmeyeceğiz dedik.

Tüm bunları meşru zeminde partimizle başaracağız dedik ve itilsek de, kakılsak da, horlansak da, partimizi kutsalımız bildik. Ocağımız zaten her şeyimizdi.

Dün verdiğimiz söze sadık kaldık, yarınlarda da sadık kalacağız.

Tüm bunlar olurken; kıymetlileriniz, yanınızda olanlar birer, birer kaybolup gittiler. Hesap yapanlar, hesaplarıyla yanınızda duranlar da ilk fırsatta hançerlediler. Sadece camiayı, partiyi, misyonu hançerlemediler, ellerine geçirdikleri tüm bilgi, belge ne varsa Almanya’ya yani Vatikan’a teslim ettiler.

Ya Sayın Genel Başkanımıza ne diyelim?

İktidara geldiğimizde tüm bürokrasiyi bunlara teslim etmediniz mi?

Bunların verdiği raporlarla 17 yılınızı dizayn etmediniz mi?

Bunlar özellikle iş başına getirdiğiniz Bakanlarınızın, Parti Başkanlık Divanı üyelerinizin kıymetlileri değilmiydi?

Bunların tavsiyeleri ile yıllardır sizleri evliya gibi gören mensuplarınızın bıyıklarını kestirdiniz. 40 yıldır dava arkadaşlarınız sanki hiç bir şey görmemiş gibi, çorap renklerine karıştınız. Anadolu’nun kavruk delikanlılarının çatlak suratları, nasırlı ellerli yanınızda siyaset yaptırdıklarınız için utanç uzuvlarıydı.

Bunları uzaklaştırmak lazımdı.

Bunların fiziki görüntüleri, görüntü kirliliğine sebep veriyordu.

Bunların jöleli saçları yoktu.

Kırıtarak konuşmuyorlardı, sert bakıyorlardı. Kaba, saba şeylerdi işte…

Bırakın Bakanlarınızı, bırakın divan üyelerini çalıştırdığınız personelden, özel kaleminizde çalıştırdıklarınız bile yılların çilekeşlerine vebalı gibi davranıyordu.

Ne oldu şimdi?

Partiyi elemi geçirmek istediler?

Ne bekliyordunuz?

40 yıldır Vatikan ayakçılığına talip olanlar ne yapacaktı?

Değer miydi bunlara veya bunların benzerlerine?

Yüz binlerce ülkücünün gönlü kırıldı.

Affınıza sığınıyorum.

Yeni mi anladınız?


YORUM EKLE