Yeni Dünya Kurulurken

Bazılarımızın bir ömür sürdürdüğü ortak ülküsü vardır.Bu ülküyü çok kısa şekilde ifade etmek gerekirse;Türk milletinin mutlu,Türk devletinin güçlü olma ülküsüdür.Fakat bu aynı zamanda dünya üzerinde var olan bütün milletlerin ve devletlerin düşündüğü bir ülküdür ki dünyanın kıt kaynaklarının paylaşımı sorununun ortaya çıkmasının temeli de bu sebebe dayanmaktadır.

Bizler bin yıllar öncesinden Anadolu’yu kendisine yol eden ve en son bin yıl önceki göçle ebedi vatan kılan atalarımıza ne kadar dua etsek azdır.Çünkü dünyanın en güzel coğrafyasını bize vatan olarak bırakmışlardır.Fakat bu güzel coğrafyada gece rahat uyumanın bedeli çok ağırdır.Türkiye’nin uykusu çok pahalı bir uykudur.Biz sıcak evlerimizde uyurken Mehmetçiklerimiz sabaha kadar gözlerini kırpmadan ayakta duracaklar,belki de sabah yine içlerinden birinin veya bazılarının şahadet haberi gelecek.Canımız yanacak ama içinde yaşadığımız gerçek bu.Bu gerçek binyıllardır Anadolu’da var oldu ve var olmaya devam edecek.Çünkü burası dünyanın tartışmasız en güzel coğrafyası…

Öyle bir coğrafya ki dünya haritasını açıp baktığınızda dünyanın sanki tam ortası.Belki de biz öyle bakıyoruz canımızdan çok sevdiğimiz bu topraklara.Her ne kadar duygusal olursak olalım ortada bir gerçek var;Türkiye dünyanın merkezindedir ve merkez olmanın bedeli ağırdır.Biz ağır bedellerden tarih boyunca kaçmamışız,bugün de kaçmayacağız ve gelecek nesillerimiz de kaçmayacaklardır.Bunun en büyük göstergelerinden birisi Çanakkale savaşlarıdır.Dünyanın en muazzam orduları Çanakkale’yi geçememiştir ve onları orada tutabilmemizin tek sebebi iman gücü,vatan sevgisiyle sel gibi akan kanlarımızdır…

Her ne kadar bazı saf akıllılar dört bir taraftan kuşatılmaya çalışıldığımızı görmezden gelse,ya da “böyle bir şey yok,bunlar paranoyadır”dese de ortadaki somut gerçek budur.Allah korusun ama gelecekte belki birkaç Çanakkale savaşı daha yapmak mecburiyetinde kalabiliriz.Buna da vahim bir tablo gözüyle de bakmamak lazım.Türkiye’nin etrafında bir kuşatma vardır ve iyi ki vardır,çünkü bu kuşatma bir çok insanın gerçeği görmesine sebep olmaktadır.

Kafkaslarda ve Suriye ve Irak’ta yaşananlar bunun en açık delilidir.STK’lara dayanılarak yapılan turuncu devrimler,Arap baharları aslında Türkiye’nin kuşatılmasına yönelik bir faaliyettir.Zira tarih kırılma anlarından birisini yaşıyor ve bu dönemlerde dünya yeniden kurulur.Aslında dünya şimdi yeniden kuruluyor ve biz de bu yeni dünya içinde yerimizi bir an evvel almalıyız.

Türkiye yeni baştan kurulan dünya içinde güçlü ve dik olarak yerini almalıdır.Bunun başka da çaresi yoktur.Güçlü ve dik olmanın yolu ise bunu isteyen bir siyasi irade,milliyetçi duruş ve tavırdır.Küçük ve güncel meselelere kilitlenmeden ufkun arkasını görerek hareket hareket etmeliyiz.Dünya bir kriz ortamına doğru yuvarlanıyor ve bu hem ekonomik hem de siyasi kriz ortamı..Türk milleti tarih boyunca bütün krizlerden çok daha güçlenerek çıkmıştır ve yine çıkacaktır.Bundan zerre kadar şüphe yoktur.Tek şartı var ki mutlu ve müreffeh Türkiye’yi bağımsız olarak ortaya koyabilme iradesi ve ülküsüdür.


Bizler var oldukça Türk milleti ve devleti ebediyete kadar uzanıp akacaktır…
YORUM EKLE