• 11 Ağustos 2018, Cumartesi 23:01
RabiaÇelik

Rabia Çelik

İYİ Kİ VARSIN DEVREM...

- Korkmuyor musun sen ?

- Hayır asker abi korkmuyorum, zaten ben de büyüyünce asker olacağım.

- Çok mu seviyorsun askerleri ?

- Çok seviyorum be asker abi ! Ama en çok vatanımı seviyorum. Baksana etrafına, soysuzun eline bırakılır mı buralar ?

- Vaaayy aslanım benim ! Bırakılmaz tabii. Gece gündüz savaşılır ama bırakılmaz. Haklısın buralar çok güzel.

- Sen nerelisin asker abi ?

- Benim doğum yerim Hatay. Aslında ben Gümüşhane'de görevliyim. Buraya kısa bir süreliğine geldim. Bu da demek oluyor ki bu toprakların her karışı benim memleketim.

Gülümsedi çocuk ışıl ışıl gözleriyle. Kah odun yüklenip taşıdığı kah erzakla tırmandığı dağlar daha bir güzel göründü gözlerine. Sahi, memleketin her karışını sahiplenebilmek için asker olmak şart mıyıdı ?

Şehit haberleri geçti gözünün önünden. Her şehit haberinden sonra "bayrağa kan lazım" diyen ağabeylerinin sesleri çınladı kulaklarında. Bütün ülkenin sahibi oluveriyorlardı o şehitler döktükleri kanlarla. Kendisi gibi nice canlara emanet edip kanlarıyla suluyorlardı işte vatan çiçeğini. Derin bir nefes aldı akçaağaçlara bakarak. Karayemişler onu süzdü, o karayemişleri.

- Neye daldın öyle delikanlı ?

Asker ağabeyinin sesiyle ayrıldı daldığı düşüncelerden çocuk.

- Abi biliyor musun ben en çok şehit haberleri geldiğinde asker olmak istiyorum.

- Neden en çok o zaman ?

- Onların şehit olduklarını duyduğumda üzülüyorum elbette ama vatan toprağına karışıp bizim defnelere bile can suyu olduklarını bilince özeniyorum işte. O zaman her karışı kanla sulanan bu mabed onlarla bir kez daha ölümsüz oluyor sanki. Vatan ölümsüz oldukça şehitleri de ölümsüz olmaz mı asker abi ?

- Olur elbet yiğidim. Bin ölüp bin doğarız işte biz bu imanla !

- Hem ben şehit olsam da bilirim, nasıl olsa kanımla bir yiğidin daha, aha şu karayemiş dallarından nasiplenip vatan şifa olacağını. Ben karışırım vatan toprağına, başkası postal vurur o toprağın üzerinde. Vurur değil mi asker abi ?

- Vurur elbet aslan parçası. Bak mesela, şimdi ben şehit olsam gözüm arkada kalmayacak. Yerime geçecek olan delikanlı ile operasyona çıktım bile.

- Şimdi ben de sizinle operasyon yapıyorum değil mi abi ?

- Ne sandın ? Hem de bu operasyonun en önemli ayağı sensin. Sen olmasan o soysuzları nasıl kıstırırdık devrem ?

Yüreği coştu "devrem" kelimesine. Asker abisi saçından ensesine doğru tatlı sert okşadı. Defalarca inip çıktığı yokuşlar hiç bu kadar düz gelmemişti ona. Gurur duyuyordu kendisiyle ve safıyla. Daha hızlı atmaya başladı adımlarını. Bir an önce varmak istiyordu hainlerin olduğu noktaya ve asker abileri kırınca o soysuzların ellerini, bu şanlı orduya kılavuzluk etmiş olmanın gururuyla yaşayacaktı o şanlı üniformayı giyene kadar.

Babası yaşasa o da gururlanırdı elbet, asker olmak istediğini bilse hele dağ gibi dururdu ardında. Zaten onun için bir askerlik bir de Trabzonspor vardı. Asker olmak sağlam vücut ister deyip top koşturur dururdu Trabzon formasıyla. Olsun, aslan gibi anası vardı ya yeter. Kolay mı 13 çocuğa hem ana hem baba olmak. "Burada işim bitsin, evin eksiğini gediğini yüklenip koşarım anamın yanına, anlatırım olanı biteni gururlanır benimle" diye geçirdi içinden.

- Yavaş ol bakalım yiğidim dedi, asker abisi.

Komutanından emir almış asker edası ile çivi gibi çakıldı olduğu yere çocuk. Asker abisi, gözlerine kadar coşan yüreğinden taşan o merhametle gülümsedi onun bu haline. Koruması gereken yalnızca vatan toprağı değildi çünkü. Bu vatanın evlatları da ona emanetti. Ah bu çocuk, önüne düşüp kılavuzluk etmeye başladığından bu yana korkutuyordu onu. Ya başına bir şey gelirse, ya koruyamazlarsa onu ?

Kafasındaki kötü düşünceler toz bulutu gibi savrulsun istedi, iki yana salladı başını asker ve devam etti cümlesine:

- Bizden önce gitmek yok delikanlı, sen bu memlekete lazımsın. Dikkatli olmamız gerek çünkü mert değil düşman. Kendini bu topraklar için koruman gerek bugün. Anlaştık mı ?

- Anlaştık abi !

- Aferin sana. Şimdi öne geçmeden elinle göstereceksin yönü ve ben sana söylediğimde işaret ettiğim yere geçip ikinci bir emre kadar da kafanı bile kaldırmayacaksın. Anlaşıldı mı ?

Asker cümlesini bitirmeden dağlar yankılanmaya başladı. Sisli yokuşlar şimdi daha da dumanlı göründü çocuğun gözlerine. Kalakalmıştı öylece ve sadece askerlerin hareketlerini idrak edebiliyordu. Bir ara asker ağabeyinin ona doğru koştuğunu görür gibi oldu, sonra başını anlamsızca bir sağa bir sola çevirdi. Havadan kurşun yağıyordu sanki ve çocuk olduğu yerden kıpırdayamıyordu. Birazdan yine o asker ağabeyini gördü ve yakın olduğu halde çok uzaktanmış gibi gelen sesini duydu ‘’yere yat aslanım ! yere yat !’’

Asker ağabeyi yanına kadar gelmişti ama sesi git gide uzaklaşıyordu. Sonra birden askerin göğsünden sızan kanı fark etti. Asker ağabeyi ile aynı anda diz çöktü çocuk ve bir ıslaklık hissetti bedeninde. Başını kaldırdı, yağmur yoktu havada. Bedeninde iki sızı hissetti çocuk. Asker abisinin sızı ise üçtü.

Aynı anda uzandılar toprağa. Çocuk şaşkın ve yorgundu. Asker abisinin git gide uzaklaşan sesini duyuyordu.

- Aslanım dayan, sakın gözlerini kapama.

Bir ara göz göze geldiler. Asker ‘’korktuğum başıma geldi’’ diye geçirdi içinden. Ah be çocuk, sakın kapatma gözlerini. Elbet vatana kan lazım ama o kan senin değil, en azından şimdi değil. Konuşmadan anlaşan iki insanın gözleri birleşmiş şimdi de tebessüm ediyorlardı birbirlerine. Çocuk derin bir nefes alıp sordu;

- Asker abi senin adın  ne ?

- Ferhat...

Tatmin olmadı çocuk, ‘’asker abi senin adın ne?’’ diye tekrarladı.

Onu anlamıştı ve gülümsedi asker abisi.

- Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik ! Senin adın ne asker ?

- Eren !

Kısa bir sessizlik oldu yüzlerindeki tebessümle. Sessizliği yine Eren bozdu ve son kez !

- İyi ki varsınız be asker abi !

Yorgunluktan gözleri kapandı Eren’in ve asker abisi son kuvvetiyle biraz daha sokuldu Eren’in yanına. Kanla ıslanmış elleriyle son kez okşadı güzel yüzlü çocuğun saçlarını ve fısıldadı kulağına:

- İyi ki varsın Eren !


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık