• 03 Mayıs 2016, Salı 9:57
OzanKemal

Ozan Kemal

Otomatik hayat !
 Nasıl bir hayat yaşamak istiyoruz? Bir lokma peşinde koşturup kendimizi kaybetmek ve sürekli aldığımız şeylerin borcunu ödeyerek kendimizi ve yapacaklarımızı sınırlamak mı?

Türkiyeliler olarak genelde amacımız çocuklarımıza başlarını sokacak bir yuva bırakmak veya onlara mutlu bir gelecek kurmak asıl gayemiz olmuştur. Allah rızası için bir yuva kurmak ve yine onun için evlatlar dünyaya gelmesini sağlamak ve onlar için iyi bir gelecek inşa etmek! Peki, bunu bilerek mi kabul ediyoruz?

Farkında mıyız?

Bu rızayı yerine getirecek kadar ilim sahibi miyiz?

Bu sorumluluğun bilincinde miyiz? Yoksa kendi hayatımızı yaşayamadığımız için üzgün ve pişman mıyız?

Aslında yaptığımız hareketlerin birçoğu otomatik düşünce olarak zihnimize girmiş olan kalıplardır. Otomatik düşünceler bilinçli bir yargılama olmaksızın ortaya çıkan, eylemlerimiz ve duygularımızı derinden etkileyen zihinsel işlevlerdir. Çevrede gelişen olaylara bağlı olarak meydana gelen bu düşünceler, daha sabit olan inançlarımız ve şemalarımızdan köken almaktadırlar. Bu düşünceler kişi tarafından doğru olarak kabul edilir.

Şöyle bir örnek vermek gerekirse, Bir evde kiracısınız ve evi kiraladıktan sonra parke zeminin zedelenmiş ve bozuk olduğunuz gördünüz.

Birden zihninizde belirebilecek otomatik düşünceler, “Ev sahibi bizi bunun için sorumlu tutacak.” gibi sözel veya ev sahibi ile yapacağı telefon konuşmasını kulağında duyması gibi işitsel veya ev sahibini gözünde canlandırması gibi görsel şekillerde olabilir. Otomatik düşüncelere içsel konuşmalarımızla beraber tüm algılarımız da eşlik eder. Ancak düşünürken en hızlı olarak görüntüleri ve içsel konuşmaları kullanırız. Tat ve koku algılarımızın otomatik düşüncelere katılması daha nadir olur.

- Parkenin cilası bozuk.
- Ev sahibi bu konuyu bahane ederek kaporanın üzerine yatmaya çalışacak.
- Bizi suçlayarak parayı vermeyecek.
- Bu olay beni çok sıkacak.
- Yapacak bir şey yok, para onda.
- Eğer hemen verirse yeni evin kaporasını yatırırız.
- Yine kullanılmış olacağım.
- Yine haksız yere suçlanacağım.
- Hakkımı savunamayacağım.
- Avukatla uğraşmam gerekecek. Alacağımdan daha çoğunu kadar zaten avukata veririz.
- Hiç bir çare yok.

Sakin sakin otururken sadece bir düşünce – parkenin cilası bozuk – nedeni ile niçin kendisini kötü hissetmiştir? Gerçekten de zihninden geçen düşünceler herkesin canını sıkabilir. Ama bu düşünceler neden ortaya çıkmıştır. Otomatik düşümceler zihinsel yapımızın daha derinlerindeki inançlarımızdan kaynaklanırlar. İnançlar konusuna geçmeden önce bu otomatik düşünceler seviyesinde ortaya çıkan düşünsel hatalardan bahsetmek yararlı olacaktır. Kişiyi sıkıntıya sokan otomatik düşünceler incelendiğinde, bu düşünme süreci sırasında belirgin bazı hataların olduğu gözlenebilir.

Bu hatalar bilişsel terapide bilişsel çarpıtmalar olarak adlandırılırlar. Yarın bu otomatik düşüncelerin çeşitlerini inceleyeceğiz. Sevgiyle kalın !


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık