• 09 Ekim 2018, Salı 12:27
 Nihat Şahin

Nihat Şahin

‘VATAN SAĞOLSUN’

Kim böyle bir şehide ağlamazki, kimin yüreğine kor düşmez, kimin çiğeri parçalanmaz,kim dün gibi hatırlamaz sehpalara verilen gençlikleri,sehpaya verilen ilk genci,Mustafa’yı, pehlivan Mustafa’yı, Mustafa Pehlivanoğlunu..

 

Haklı bir davanın henüz zafere ulaşmamış bir neferiydi O, gönlünde her aşktan daha büyük bir aşkla kısa bir ömre ölümsüz koskoca bir destan yazmıştı.

 

ilk sehpaya O çıkacaktı, ilk sözleri O söyleyecekti, ilk O’nun boynuna urgan geçecekti, mağrur gözleri, kabarık göğsü, eğilmeyen başı, hakka olan imanı, haklı olan davası uğruna..

 

Mustafa sehpaya yürürken,kanlı postallar,zalim cübbeler, alçak cellatlar yoktu aklında.

Memleket vardı,ailesi vardı,toprak,gökyüzü,kuşlar vardı.Kimseye kesin bir dille nefret yoktu dilinde,ölümlerin diriliş olduğunu hatırlattı sadece hem onlara hem bize.

 

Mustafa yalan olandan gerçek olana yürürken, her adım onu faniden bakiye götürürken başında kasket,elinde tesbih,dilinde kelamların en güzeli vardı.

 

Mustafa fidandı henüz çiçekleri açmamıştı,kim bilebilirdi karanlık gecenin son saatlerinde soğuk sehpada açacaktı çiçekleri ve asırlar boyu yaşayacaktı.

 

Mustafa urgandı,tüm zalimlerin boynuna geçecekti, Mustafa sehpaydı,vatan bayrağını göğe taşıyacaktı, Mustafa idamdı kanlı eylülleri asacaktı, Mustafa ölümdü,ölümü öldürecekti.

 

Mustafa kitaptı,yazıydı,sözdü. Mustafa ameldi,namazdı cihattı, Mustafa Bedirdi,Malazgirtti,Çanakkaleydi.

Mustafa Kürşadın çerisi,Alpaslanın uçbeyi,Fatihin sipahisi,Enverin yol arkadaşıydı..

 

Mustafa bir ölmek bin dirilmekti,Mustafalar ölür Allah davası ölmezdi…

 

Mustafa Pehlivanoğlu, 7 ekim 1980 günü Ankara’da ölüm hükmünü veren hakimin kendi itirafı ile idam edilen bir solcuya karşılık bu idamın bir kaç saat sonrasında denge olsun diye 22 yaşında idam edildi.

 

Şehadetinin 38. yılında Mustafa’yı nacizane yadetmek ölümsüz hatırasının her daim yaşayacağına şahitlik etmek adına bir kaç söz ile ruhunu rahmetle anıyorum.

 

Mustafa için söylenecek her sözü aciz bırakan mektubunu yazımın sonunda tekrar hatırlayıp 12 eylül şehidlerinin ruhlarına armağan ediyorum..

 

''Sevgili anneciğim ve babacığım, sizler beni bu yasa kadar büyüttünüz ve yetiştirdiniz. Benim sizlere karşı islemiş olduğum hataları ve suçlarımı affedin. Hakkınızı helal edin. Ben sizlerin bir evladınız olarak, bugüne kadar Cenab-ı Hakk'ın ve O’nun Resulünün, Yüce Peygamberimizin yolundan ayrılmadım. Alın yazımız böyle yazılmış. Kader ne ise onu çekeceğiz. Ben de kardeşim Haydar gibi bir an önce Allah'ın huzuruna çıkacağım. Eğer benim günahım varsa Cenab-ı Allah'ın huzurunda çekmeye hazırım. Yok, bir yanlışlık sonucu ölümüme karar verenler, idam edenler Allah'tan bulsunlar. Şunu hiç bir zaman unutmasınlar ki, Mustafa'lar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar. Kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakindir. Zafer her zaman Allah'a inananlarındır.

Bunun için hiç üzülmeyin. Cenazemin arkasından ağlamayın, günahtır. Sizden ricam ağlamayın. Anne, sizlerle helalleşmek isterdim, fakat olmadı. Hakkim varsa, hepinize helal olsun, siz de helal edin.

Son olarak, abime, yengeme, yiğenime, bacıma selam eder, haklarını helal etmelerini dilerim. Nişanlıma da selam eder, Cenab-ı Allah'ın mutlu bir yuva kurması için ona yardımcı olmasını dilerim.

Oğlunuz Mustafa''


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık