• 09 Ocak 2019, Çarşamba 11:23
Namık KemalZeybek

Namık Kemal Zeybek

Yükselen Deizm Üzerine

Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Uluslar arası bir bilimlik toplantı (Sempozyum
diyorlar) düzenlemiş konu şöyle:
“Din Karşıtı Çağdaş Akımlar ve DEİZM SEMPOZYUMU”
Toplantının sonuç bildirgesinde şu sözler yer alıyor:
“Günümüzde maalesef dini bilgisi yetersiz olan gençler ve diğer kesimler arasında Kur’an,
sahih sünnet ve akıl gibi dinin temel kaynaklarından uzaklaşma neticesinde ortaya çıkan
çeşitli yanlış ve çarpık din anlayışlarına ve uygulamalarına karşı duyulan tepkinin bir sonucu
olarak DEİST GÖRÜŞLERE gittikçe artan bir ilginin bulunduğu gözlemlenmektedir.”
Bildiride sapkın görüşlere örnekler de veriliyor.
Bildiriyi yazanların temel yanlışı kendilerinin anlattıkları din yaygınlaşırsa DEİZM
yaygınlaşmayacağı sanısıdır.
Öyle değil, tepkiler doğrudan doğruya sizin anlattığınız din anlayışınadır. Yoksa o
saçmalıkları anlatanlar ancak alay konusu oluyor.
Ne diyordu bilimlik toplantıyı düzenleyen ilahiyatçılar… “günümüzde maalesef dini bilgisi
yetersiz olan gençler…”
Diyorlar ki “dini bilgi yeterli olsa DEİZM” yaygınlaşmaz. Öyleyse “dini bilgisi yeterli
olanlardan” bir örnek verelim:
Geçenlerde Konya Milli Eğitim Müdürlüğü dini eğitim veren kimi vakıfların çalışanlarıyla
din dersi öğretmenlerinin de katılımıyla din eğitimi çalıştayı yaptı. Çalıştayda İMAM HATİP
LİSELERİ öğrencilerinin DEİZM’e kaydığı üzerinde durulduğu açıklandı.
Demek İmam Hatipte okumak dini bilgiyi yetersiz olmaktan çıkarmıyormuş. Dahası İMAM
HATİP ÖĞRENCİLERİ DE DEİZM’E KAYIYORMUŞ…
Youtube girerseniz görürsünüz Medeniyet Üniversitesi hocalarından Prof. İhsan Fazıloğlu
yanına gelen 17 “İslami başörtülü” genç kızın artık dine inanmadıklarını ateist olduklarını
söylediklerini anlatıyor.
Örnekler çok…
Dindar ana babaların çocukları, torunları da artık okullarda kendilerine anlatılan dine
inanmıyorlar. Camilerdeki din anlatımı, İmam Hatiplerdeki din öğretimi çağdaş gelişmelere
ulaşan gençlere anlamsız geliyor.
Gençler, dahası çocuklar dinleri de, kendilerine tanımlanan Allah İnancını da sorguluyorlar.
On yaşındaki bir kız çocuğun şu sorusuna yüksek İslam Alimleri nasıl karşılık verecek de o
çocuğu deist ya da ateist olmaktan kurtaracak. Sorulan soru söyle:
Allah varsa, dediğiniz gibi güçlüyse; her şeye gücü yetiyorsa; dediğiniz gibi esirgeyen,
bağışlayan, acıyansa niye küçük çocukları öldürenlere engel olmuyor?
Bu soruyu geçiştirdiğinizde, ya da çocuğa kızdığınızda ne oluyor dersiniz?

Çocuk o anda inancını yitiriyor. SİZ TANRI’yı insanoğluna özgü niteliklerle anlatırsanız bu
soru kaçınılmazdır; inandırıcı bir karşılığı da yoktur.
Sonuç çocuk ya DEİST olur, inancına tutunur ya da oradan da koyar gider ATEİST olur.
Oluyorlar, böyle oluyorlar.
Bir seçkin kişiliğin “yüzü suyuna saygıdan” ötürü Evren yaratıldı derseniz, sözünüze kim
inanacak?
Bilgi ağlarına bakıyorum. Tanrı’dan dileklerini açıkça yazanlar aldı başını gidiyor. Cuma
hürmetine, Allah dostları hürmetine… Yaz yazabildiğince…
Eee… Öyleyse Lat hürmetine, Menat hürmetine, Uzza hürmetine diyenlerden ayrımınız ne?
Onlar bunlara Allah’ın kızları diyorlardı siz de Allah’ın dostları deyip put yapmıyor
musunuz?
Niye isteklerinizi doğrudan TANRI’dan istemezsiniz hanımlar beyler? Niye dualarınızı
başkalarına okutmaya bu kadar isteklisiniz?.. Ne kadar dindar olduğunuzu göstermek çabaları
niye?
Siz böyle yaptıkça giyiminin bir bölümünde dünyanın bütün bilgisine erişebilen gereçlerle
yatıp kalkan çocuklarımızın, torunlarımızın da sizin gibi olacaklarını nasıl umuyorsunuz?
Yaşar Nuri Hoca doğru söylemişti:
Bu uydurma din olacağına TANRI’ya inanıp dinsiz olmak daha iyidir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık