• 11 Temmuz 2018, Çarşamba 14:54
Namık KemalZeybek

Namık Kemal Zeybek

İBRAHİM KAFESOĞLU TÜRK İNANCINI ANLATIYOR


Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu’nun 1980 yılında Kültür Bakanlığınca yayınlanmış Eski
Türk Dini adlı eserinden bazı alıntıları sunuyorum:
Eski Türklerde Gök-Tanrı dini hâkimdi. Gök-Tanrı bozkır kavimleri inancında
tek yaratıcı olarak görünmekte ve din sisteminin merkezinde yer almış bulunmaktadır.
Hunlar, Tabgaçlar, Gök-Türkler ve Uygurlar gibi tarihi Türk topluluklarında,
kurbanlar sunulan kutsal varlıkların başında ve hepsinin üstünde geliyordu. Tanrı tam
iktidar sahibi idi. Aynı zamanda “semavi” mahiyeti haizdi. Bundan dolayıdır ki, eski
Türk vesikalarında çok kere “Gök-Tanrı” adı ile zikredilmiştir.
W. Koppers bu inancın eski bozkır kavimlerinin sosyal ve ekonomik hayatları ile
sıkı ilgisini belirttiği gibi, din tarihçisi M. Eliade de Gök dininin Orta- ve Kuzey Asya
toplulukları için, inanç açısından, karakteristik bir sistem olduğunu söylemektedir.
Türk tarih ve kültürüne dair araştırıları ile tanınan R. Giraud ise, Gök-Tanrı inancını
doğrudan doğruya “bütün Türklerin ana kültürü” olarak vasıflandırmıştır.
Gök-Tanrı itikadının esaslarını Orhun Kitabeleri (Orhun Yazıtları)’ndan az çok
tespit etmek mümkün olmaktadır. Gök-Türklerin Çin’den ayrılarak müstakil bir devlet
kurmaları (680-682 yılları hadiseleri) O’nun isteği ile vuk’u bulmuştur. Hakan,
Türklere “Tanrı” tarafından verilmiştir, fakat topluluk, hakanı terk ettiği için, “Tanrı”
tarafından perişanlığa sürüklenmiştir. Yani “Tanrı” Türk milletinin hayat ve istiklali ile
ilgilenen bir “ulu varlık” durumundadır. Tonyukuk’a da başarıları için gereken
“bilgi”yi O ihsan etmiş, Gök-Türk hakanlığının kurucuları olan Bumin ve İstemi’yi,
Türk töresini yürütmeleri için, Tanrı tahta çıkarmıştır… Türk budunu yok olmasın…
Hür ve müstakil olsun diye… İlteriş Hakan ile hanımı İl-Bilge Hatun’u o yükseltmiştir.
Savaşlarda O’nun iradesi ile zafere ulaşılır. “Tanrı” Türk’ün hayatına vasıtasız olarak
müdahale eder, emreder. İradesine boyun eğmeyeni cezalandıran “Tanrı” bağışladığı
kut (iktidar) ve ülüğ (kısmet)ü layık olmayanlardan geri alır. Şafak söktüren (Tan
üntürü) bitkiyi meydana getiren “Ulu Tanrı”dır, yani O, hayat verici ve yaratıcıdır.
Ölüm de, can veren “Tanrı”nın iradesine bağlıdır.
Bütün bunlar “Tanrı”nın, eşi ve benzeri olmayan, insanlara yol gösteren, onların
varlıklarına hükmeden, cezalandıran ve mükâfatlandıran bir Ulu varlık telakkisi
olduğunu göstermektedir. Açıkça görülmektedir ki, bu semavi Tanrı inancının,
yukarıda izah edilen “şamanik” düşüncelerle hiçbir ilgisi mevcut değildir. Dikkate değer
ki, daha geç zamanlarda Türkler arasında yayılan Şamanlık bu Gök-Tanrı telakkisine
dokunamamıştır, yani onu kendi gayesine hizmet ettirecek bir biçime sokmayı
başaramamıştır. “Ulu Tanrı”nın bahis konusu olduğu törenlerde Şamanlığın âdeta
“sırıttığını” söyleyen M. Eliade, Türk topluluklarında kurban sunma törenlerinde
şamanın hiç vazife almadığını, bunun ancak zamanımızda, toprak ve bereket ile ilgili
“Bay Ülgen”e sunulan kurbanlara münhasır kaldığını belirtmekte ve özellikle at
kurbanı konusunda şamana düşen rolün geç zamanlarda görüldüğü W. Koppers
tarafından teyit olunmaktadır.
790’larda Tiflisli St. Abo, Hazar Türklerinin “bir yaratıcı Tanrı” tanıdıklarını
söylemiş, Hazar Hakanı 862 yılında Bizans’tan gelen St. Kyrill ile görüşürken,
Hıristiyanlarca Tanrının “üçlü kişiliği”ne (Trinity) inanıldığı hâlde, kendilerinin tek
Tanrı’ya iman ettiklerini bildirmişti. İbn Faldan (10. yüzyıl) şöyle diyordu:

“Oğuzlardan biri, haksızlığa uğrar veya başına hoşlanmadığı bir iş gelirse, başını
göğe kaldırır ve “Bir Tanrı” der, bu “Bi’llah vahid” (Allah bir) demektir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık