• 09 Ekim 2018, Salı 10:59
Namık KemalZeybek

Namık Kemal Zeybek

AĞAÇLARIN DA CANI VE BİLİNCİ VAR 1

Bilinç daha çok insanlara ya da hayvanlara atfedilen bir özellik gibi görünse de
çevre koşullara göre değişimleri, birbirleriyle kurdukları iletişim, öğrenmeleri, etkilere
karşı  verdikleri tepkiler göz önüne alındığında bitkilerin de bilinç sahibi olduğu
bilinmekte ve bu  bilgi  yapılan araştırmalarla desteklenmektedir.
Doğadaki bitkileri hatta evimizdeki saksı  çiçeklerini bile dikkatle
gözlemlediğimizde bilimlik yapılan araştırmaları kendi ortamlarımızda teyid edecek 
pek çok deneyime sahip olabiliriz. Bitkilerin belleklerinin olduğu, onlara zarar verilmesi
hâlinde nasıl bir savunma mekanizması geliştirdikleri, bizim duygu durumumuzdan
nasıl etkilendikleri, birbirleriyle nasıl iletişim kurup haberleştikleri de gözlemlerimiz
arasındadır.
Amerika’da kavak, akağaç ve meşe üzerinde 1980'li yıllarda yapılan bir
çalışmada, bu ağaçların yapraklarının bir bölümü yok edildiğinde; ağacın geri kalan
bölümünün, otobur hayvanların yiyemeyeceği bazı maddeleri, özellikle de tanen
salgıladıkları gözlemlenmiş. Yani ağaç fazla tüketildiğinde kendini yenemez hâle
getirmeyi bilmiş… Dahası, yara almamış komşu ağaçlarda da aynı maddeler üretilmiş!
Söz konusu ağaçlardaki tanen miktarı, zarar görmüş ağaçlardakiyle aynı oranda çıkmış.
Kısacası yara almış ağaçların, bir tehlike sinyaliyle komşularına haber verdiği
anlaşılmış!
Güney Afrika'da yapılan benzer bir çalışmada, alt yaprakları sopayla parçalanan
akasyaların yapraklarındaki tanen miktarının düzenli olarak arttığı gözlemlenmiş.
Deney bazı akasyalar dışarıda bırakılarak yinelendiğinde; vurulan ağaçlara üç metre
uzakta bulunan tüm ağaçlarda aynı tanen artışının olduğu gözlenmiş. Buna benzer
araştırmalar gittikçe artmaktadır. Ama insanoğlunun da hırsı yüzünden, ihtiyacı
olandan fazlası için kendini, doğayı tükettiği apaçıktır. Bu maalesef ilişkilerimize, ruh 
dünyamıza, fizik  bedenimize yansıyarak  hastalık sebebi olmaktadır. Bu sadece şu anda
kendimizi ilgilendiren bir konu olmaktan öte bizden sonraki kuşakları da etkileyecek
olan çok büyük  bir meseledir. Bu  bağlamda yine yeni okuduğum bir başka yazıdan
(Neva Çiftçioğlu, HT Gazete) alıntı ile desteklemek isterim.
“Science Translational Medicine adlı bilimsel dergide yayımlanan bir araştırma,
kanser hücrelerinin agresif bir şekilde büyüyerek yayılmasını  oksijen yetersizliğine
bağlıyor. Kuzeydoğu Boston Üniversitesi bilim adamlarından Stephen Hatfield, yaptığı
röportajda aynen şunları söylüyor: ‘Kanser hastalığının yüzlerce sebebi var. Fakat
kanserin yayılma sebebi olarak sayılan faktörler içerisinde en önemlisinin oksijen, yani
başka bir deyişle çevremizde orman yetersizliği olduğuna inanıyorum.
İstatistiki olarak ormanlık bölgelerde yaşayan insanların kansere yakalanma
riskinin taş binalar arasında yaşayanlara oranla çok daha düşük olduğu gösterilmiştir.
Yağmur ormanlarının anti-kanser etkisi bilimsel olarak ispatlanmıştır.
Laboratuvarlarda kanserli farelere oksijen verdik ve ömürlerinin uzadığını gördük.
Bilmem ki ormanları tüketmek yerine artırmak için bundan daha iyi bir gerekçe olabilir
mi?’.”

Türkler bu gerçekleri biliyorlardı. Tanrının sonsuz ışığı var olan her nesnenin
içindedir. Kimisinde daha yoğun kimisinde daha az. Bu yüzden her nesneye saygılı olmak
gerekir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık