• 17 Aralık 2015, Perşembe 20:50
MisafirYazar

Misafir Yazar

Ülküdaşımla Hasbıhal 'Kısık Ses' (Dr. A. Burhaneddin AKKAYA)
Korku imparatorları taçlarını giydikten sonra avenelerine ilk emri verirler “Korkutun! Hükmettiklerinizi” ve “Korkun! Kısık Seslerden”.

Kısık seslerin fırtına habercisi olduklarını, yeni tabirle domino taşı etkisi gösterebileceklerini en iyi onlar bilirler. Aslına bakılırsa kendilerini imparatorluğa taşıyan sürecin bile bir “Kısık Ses” ile başladığı hakikati daha dün gibi akıllarındadır. Evet, her şey bir “Hakikat Haykırışı” ile başlamıştır lakin imparatorluk tacının giyilmesi ile yeni bir hal almıştır.

Dava, benmerkezci bir anlayış ve hüküm sahibi olmanın kudreti ile hükümranlığın kayıtsız, koşulsuz sürdürülebilirliği ülküsüne evirilmiştir.

“Bu ne yaman ÇELİŞKİ böyle” denebilecek hatta ağdalı yeni cümlelerle ifade edilebilecek ve hastalık derecesinde değerlendirebilecek bu vakayı sebepler dairesinde ciddiyetle ele almak lazımdır.

Ben ne sosyologum ne ruh bilimci, meseleyi sadece “Ey akıl sahipleri! ...akletmez misiniz? (akıl etmez misiniz?)” emri çerçevesinde değerlendirmekten başka gayem yoktur.

Her şey bir “Hayır” ile başlamıştı aslında… Yoksulluğa... Yoksunluğa… Kimliksizliğe… karşı, kirlenmemiş veya kirletilmemiş duygularla yıkanmış koca yürekli bir HAYIR!!!.

Tüm HAYIRLAR İslam, milli kültür ve tarihin yoğurduğu bir dimağın nihai yansımasıydı. Müslüman Türk’ün, Allah (cc) isminin zikredilmediği yer kalmaksızın hakkı-hakikati tebliğ edeceği, Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) isminin güneşin doğduğu her neresi varsa götürüleceği, “beşerden insana” tekâmülün vucüd bulacağı ve ilahi nizamın tüm cihanı kuşatacağı bir dünya kurmaktı yegâne varlık gayesi. Ve bayrak Anadolu’da düşmüştü, Anadolu’dan kalkacak, Türkistan’da yükselecek ve bütün kâinata tesir edecekti. Ölü bedenler dava ikliminde dirilecek, bozkırdan tüm cihana “Diriliş Muştusu” halinde tecelli edecekti.

Saadet asrının rüzgârlarını OCAK larında bir meltem tadında ciğerlerine çeken bir nesil bu davayı tüm hücrelerinde hissedecek ve “İnandığı Gibi Yaşamanın” ne demek olduğunu lisan-ı hal ile anlatacaktı. Bugün hamasi nutuk ve harcıâlem sloganlar olarak tanımlanarak, basite indirgenmeye çalışılan “Dava, İlim, İrfan, Kalem, Hikmet, Kan, Silah, Cihat, Zafer, Şahadet, Bayrak, Turan” yürekli Anadolu gençlerinin yaşamı olacaktı. Bu her biri birer kitap hükmünde olan mukaddes kelimelerin genç ruhlarda anlamını bulduğunu beşeriyet dünya gözleri ile dahi görebilecekti. Ve bir nesil üzerine düşeni fazlası ile yapmış, bayraklaşmayı başarmıştı.

Şimdi otuzlu yaşların ortasında, bayraklaşan bu neslin mirasyedi bir evladı olarak “Kısık Ses” imle ses veriyorum. Meselemiz, sadece hareketin mühim araçlarından biri olan partimize genel başkan seçmek veya hangi namzedin genel başkan olması gerektiğini tartışmak değildir. Bu eski tabirle malayani ile iştigalin ta kendisidir.

Zaman An’dan ibarettir ve hızla akıp geçmektedir.
Ya Davanın fikri güdülecektir ya da hep birlikte güdüleceğimiz gerçeği aşikârdır.

Ahir zaman fitne ve alametlerinin dört yanı kuşattığı, kapitalizmin faiz ve borç sarmalında insanımı esir aldığı, mukaddesatın bayağılaşma hastalığına maruz bırakıldığı bu cenderede tek çıkar yol “Kur’an ile Diriliş & Dava’da Diriliş” tir.

Âleme nizam verme gayretinde olanlar için başka bir ölçü-tartı-mizan bulunmamaktadır. Her ocak, her yuva bir “Ibnu Erkam Evi” şubesi olmak ve ocak gençleri “Ibnu Erkam Evinden Çıkanları (ra)” ilmi tabiriyle rol model almak zorundadır.

Ölçü doğru ise tavır ve istikametin yanlışa düşmesi mümkün değildir.

Dava arkadaşım; aradığın sorunun cevabı basit ve açıktır. Tekraren; Milliyetçi Hareket Partisi davamızın mühim “ARAÇ” larından yalnız biridir. Başkanını belirlemekte zor değildir. Ölçü bellidir.

Her kim “Kur’an ile Diriliş & Dava’da Diriliş” diyorsa benim gönlüm onunla beraberdir.

“Kur’an ile Dirileni Kim Devirebilir ?”

Vesselam…

15.12.2015
Dr. A. Burhaneddin AKKAYA


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık