• 27 Haziran 2016, Pazartesi 15:12
MisafirYazar

Misafir Yazar

M. Fatih Doğrucan, Servet Avcı ve Adnan İslamoğulları’na Açık Mektup; (Gökçen Kırımlı)
Sayın Mehmet Fatih Doğrucan, Servet Avcı ve Adnan İslamoğulları !..

Malumunuz olduğu üzere, tahsilli, bilgili kişiye münevver denilir, aydın sözcüğü ise kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli kimse anlamında kullanılır. İsimlerinizin son dönemde ülkücü camianın yoğun bir ilgi ve dikkatle takip edilen aydınları arasında sayıldığı bir vakıadır.

Büyük değişimlere gebe olan kitleler için doğum sancılarının zirveye ulaştığı öyle dönemler vardır ki, hadiselerin inkişafına müdahil olmak, aydınlar için bir zaruretten öte mensubu oldukları davaya karşı bir vicdani bir sorumluluktur. Evet, içinden geçmekte olduğumuz süreçte milliyetçi/ülkücü hareket bu minval üzere sancılı ve büyük bir değişime gebedir.

Özelikle 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinin ardından yaşananların ardından ülkücü camianın büyük bir çoğunluğu mevcut yönetimin değişmesini elzem, hatta hareketin geleceği açısından kaçınılmaz görmektedir. Bu nedenle bu sürecin mimarı olacak olan delegasyon tarihi bir vebal ve sorumlulukla karşı karşıyadır. Ortaya konulacak irade sadece kurumsal bir yapıya genel başkan seçmekten öte, bir devrin, bir neslin, bir milletin ve nihayetinde tüm insanlığın talihini değiştirebilecek ölçüde mühimdir.

Benim sorumluluk sahiplerinin, iyi ile kötüyü ayırma noktasında en büyük hakem olan vicdanlarının sesini dinleyerek bu vazifeyi layıkıyla ifa edeceklerine inancım tamdır.

Sayın Doğrucan, Avcı ve İslamoğulları !..
Gelinen noktada, aydınlarımıza düşen görev delegasyona yön ve akıl vermek değil, Kutadgu-Bilig’de “…Onların ilmî halkın yolunu aydınlatır.” Şeklinde ifade edildiği gibi, siyasi partiler yasası ve parti tüzüğünün antidemokratik mantığından neşet eden patolojik demokrasi anlayışını aşarak, Türkün 5000 yıllık tarihinden süzülüp gelen kurultay geleneğini ve İslam’ın istişare emrini ihya edecek bir strateji ve yöntem belirlenmesine katkı sağlamaktır. Çünkü delegasyonun bu kritik süreçte birilerinin aklından ziyade, maşeri vicdanın hak ve hakikati haykıran gür sesine kulak vermeye ihtiyaçları vardır.

Bu itibarla, açıkça bir adaydan yana taraf olarak delegasyona bir adayı empoze edip onu yönlendirmeye kalkmak, belli bir adayın demagogluğuna soyunmak, azim ve mücadele ile kazanılması gereken bir zaferi oturduğu yerden kaleme aldığı yazılarla elde etme kolaycılığına kaçmak, rüzgârın istikametine göre yön değiştirerek ikbal peşinde koşmak gerçek bir aydına ve münevvere yakışmaz. Nitekim, gerçek aydın, bir kişinin, bir grubun emir kulu olamaz, hiçbir yerden talimat alamaz, onun asıl misyonu bütün yalanların maskesini yırtarak, mensubu olduğu camiaya hak ve hakikati göstermektir. İşte bu yüzden;

Sayın Mehmet Fatih Doğrucan;

2012 yılında, kimsenin bırakın aday olmayı aday olana destek olmaya bile cesaret edemediği günlerde birlikte olduğunuz ve destek verdiğiniz Başbuğumuzun son genel sekreteri efsane bakan Koray Aydın’a vefasızlık etmemek adına, gençliği ve idealizmi ile ben de varım diyen Sinan Oğan’a haksızlık etmemek adına, vekillik mazbatası ve divan koltuğuyla iradesine ipotek konulmak istenmesine rağmen tabanın sesine kulak verme onurunu gösteren Ümit Özdağ’a ve şehidimizin Gün Beyimizin emaneti, duruşundaki ülkücü zarafetiyle gönlümüzde taht kuran sessiz adam Servet Sazak’a saygısızlık etmemek adına, değişim sürecinin camianın birliğinde herhangi bir tahribata yol açmadan neticelenebilmesi için bir strateji ve yöntem belirlenmesine katkı sağlamak suretiyle adaylar üstü bir konumu tercih etmenizin daha uygun olacağına inanıyorum.

Sayın Servet Avcı ve Adnan İslamoğulları;
Siz mevzubahis olduğunuzda nedense hep, eserlerini iyi tetkik ettiğiniz yazılarınızdan kolayca anlaşılabilen mütefekkir Cemil Meriç’in bir eserinde de nakledilen; “tarih, eserlerini iki defa oynarmış, önce trajedi, sonra da komedi olarak…” sözü gelir aklıma. Siz Alparslan Türkeş gibi büyük bir dava adamını yeterince dindar bulmadığınız, partisini de iktidar olma ihtimali görmediğiniz için, Muhsin Yazıcıoğlu gibi bir iman ve aksiyon adamını da yeterince donanımlı ve stratejist bulmadığınız, partisini de iktidara olma kabiliyeti olmadığı için terk ederken ülkücü hareketin trajedisinde yeteri kadar rol aldınız. Bari bırakın topuklu efe komedyasında bu sefer başkaları rol alsın.
Vesselam…

Gökçen Kırımlı
[email protected]


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık