• 17 Mart 2016, Perşembe 18:44
MehsaMehdili

Mehsa Mehdili

Güney Azerbaycan'da Ermeni cinayetleri 19 Mart 1918 Urmu katliamı
İran'da son Türk hanedanı olan Kaçar hükümetinin son yılları nerdeyse egemenliğinin etkisizleştiği derecede çökmüştür.Hükümetten kaynaklanan zaaflar sonucu ve Rusya ile batı ülkelerinin bölgedeki menfaat yarışı Güney Azerbaycan için büyük tarihi trajediler ve acı günleri beraberinde getirmiştir.Binlerce Ermeni ve Asori farklı bölgelerden Batı Azerbaycan'da yerleştirilerek başta Rusya olmak üzere Fransa İngiliz ve Amerika tarihi Azerbaycan topraklarını Türklük ve Türklerden boşaltmak için seferber olmuşlardır. Bu bölge hem tarihi hemde bugünkü resmi idari adıyla Batı Azerbaycan olarak bilinmektedir. Urmu -Sulduz -Salmas- Hoy -Goçaçay -Maku -Hoy -Sayıngala -Tikantepe -Soğuk Bulak- şehirleri bölgenin önemli yerleşim yerlerindendir.

Son 200 yılda bölge fırsatçılarının Güney Azerbaycan'ın batısı için çizdikleri hayali haritalarda Urmu şehri merkeziyet konumundadır. Dün Hayali büyük Ermenistan vaadi ile bu bölgeyi Türklerden boşaltmak isteyenler bugün PKK'nın İran kolu Pjaka aynı vaadleri vermişlerdir.Urmu bölge fırsatçıları ve terrör örgütlerinin toprak iddialarında 150 seneden beri merkezi konumdadır.

19 uncu yüzyılın son çeyreğinden başlayarak Amerika Fransa İngiliz ve Rusya önce mezhepsel ve eğitim kurumları adı altında bölgede kendilerine yer açmaya başlamışlardır ardından da askeri cephe ve savaş üssü olarak bu bölgeyi Azerbaycanlıların iradesi dışında kullanmışlardır. Urmunun batı dünyası için tarihi olarak büyük stratejik önemi vardır. Örnek için İran Amerika ilişkileri 1834 de Urmu merkeziyeti ile başlatılmıştır.Vatikan ilk temsilciliğini bu şehirde açmıştır.
Güney Azerbaycan 1909 yılından itibaren açık bir şekilde Ruslar tarafından işgal edilmiştir.Bu işgalin ardından özellikle Batı Azerbaycan'da Ermenilerden oluşan bir bölge oluşturmak için seferberlik başlatılmıştır.

Bütün bu hazırlıkların devamında birinci dünya savaşının başlaması ve akabinde Kaçar (İran)hakimiyetinin tarafsızlığını ilan etmesi ile birlikte Rusya ve müttefikleri için tarihi fırsat doğmuştur ve savunmasız Batı Azerbaycan oluşturmak istedikleri Ermenistan için müsait hale gelmiştir.

İran Türkiye sınırında yerleşen Güney Azerbaycan'ın batı şeridinde Ermenilerden ve Asorilerden oluşan bir bölge ayrıca Osmanlıya karşı Ermenilerden bir üs kurma açısından da Rusya ve müttefiklerinin bölgedeki hakimiyetlerini güvence altına almaktır.Bütün bu sinsi planların sonucunda birinci dünya savaşı 1914-1916 yılları sırasında Güney Azerbaycan'ın batı şeridinde yaşayan 150000 yerli Türk hunharca katl edilmiştir.

Rusya Doğu Anadolu'da yaşayan Ermeni Asori azınlıklarını Osmanlı hükümetine karşı kışkırtarak Güney Azerbaycan ve Doğu Anadolu bölgesinde isyancıları silahlandırarak yerli Türklere karşı açıkça soykırım yapmıştır.

Anadolu'nun doğusunda Osmanlının savaştığı Rusya'nın kolu rolünü üstlenen yüzlerce Ermeni ve Asori bu sefer Rusya tarafından zaten işgal edilmiş ve merkezi hakimiyet tarafından kaderine terk edilmiş Batı Azerbaycan'da ve yoğun olarak Salmas ve Urmu şehirlerinde yerleştiriliyorlar.Halk tarafından çağrılmamış bu işgalci misafirlere Cilo adı verilmiştir ve Ciloların 3 sene boyunca halka yaşattığı facialar dönem halk arasında Ciloluk diye bilinir.1915 yılının sonbaharından itibaren ciloların dini ve aynı zamanda siyasi lideri Marşimon için Salmasda bir üs kurulmaya çalışılmıştır.Ebedi Azerbaycan toprağı ve Türk şehri olan Salmas Ermeni ve Asorilerin siyasi merkezi haline getirilmiştir.Rus Ordu ve hükümet temsilcileri Ciloların dini siyasi lideri Marşimonu resmi törenle Salmasta karşılamışlardır ve artık Azerbaycan topraklarında kurulacağını vaat ettikleri Ermenistan'ın temsilcisi gibi Ermeni ve Asorilerin askeri eğitim ve donanıtımı amacıyla harekete geçmişlerdir.Bu arada yerli Ehali umudunu Merkezi İran hakimiyetinden kesmiştir ve Azerbaycan mücahitlerinin de içerisinde bulunduğu Osmanlı ordusundan başka beklediği bir kurtarıcılık umudu yoktur.

Cilolarin batı Azerbaycan'a yerleşmesi ile birlikte yerli halk için vahşet korku ve ölüm dolu günler başlamıştır.1917 Rusya devrimi ile birlikte Rusya ordusu resmen bölgeden geri çekilse de savaşın başından beri Ciloları organize eden Rus konsolu Nikitin güçleri ile birlikte cinayetlerine devam etmektedir.1917 Rusya devriminden sonar Amerika İngiliz ve Fransa devletleri eğitim yardım ve Kızılay kurumları adı altında Cilolara para ve silah desteği için daha aktif rol almaya başlamışlardır .Gün yüzüne çıkan resmi telgraf ve mektuplarda Ermenilerin batı Azerbaycan'da yerleştirilmesi ve silahlandırmasında bu siyasi temsilcilerin neler yaptıkları açıktır.Meşhur Fransız kızılayı resmen Ciloların silah kaynaklarının temin merkezi olarak çalışacaktır.4 devletin tarafından beslenen Ciloların Azerbaycan'ın savunmasız Türklerine yaşattıkları acı olaylar bu bölgenin insanlarının gözlerini hala dolduracak kadar çok derin yara bırakmıştır.Ciloların tepeden tırnağa silah ve para olarak donatılmasıyla birlikte yerel halkın silahları zorla teslim alınmış evler yağmalanmış ticaret merkezleri özellikle Urmu ve Salmasın çarşıları ateşe verilerek yakılmıştır.özellikle 1918 şubat ayından itibaren Ciloların arkalarının sağlamlaşmasıyla birlikte 6 ay boyunca sokaklarda evlerde köylerde 10 binlerce Güney Azerbaycan Türkü hunharca katledilmiştir.Dile kolay bir değil iki değil bin değil 10 binlerce…resmi belgelere göre 1918 senesi 22 şubat la 25 şubat arası 3 gece gündüz Urmuda Ehalinin evleri yağmalanmış ev sahipleri katledilmiş kadınlar…

Olayların gidişatında Ciloların lideri olan Marşimon ile toprak ve hükümet vaadi ile kandırılmış Kürt şikak aşiretinin lideri Simitko ikilisi aralarında bir işbirliği anlaşması yapmaya karar vermek için Simitkonun evinde buluşuyorlar Simitko İngiliz ve Ruslar la yaptığı işbirliğinde rakipi olarak gördüğü misafirini kendi evinde katl ediyor .Simitkonun olay sonrası kaçışı üzerine Cilolar için çok önemli yeri olan elinde binlerce yerli Türkün kanı olan cani Marşimonun ölümü üzerine Cilolar hazır bahane bularak Salmas ve yakınında bir kasaba olan Köhneşeherin silahları alınmış savunmasız ehalisini katliam ediyorlar. Yaz bayramını karşılamaya hazırlanan halkın geleneksel olarak kutladığı ve ağırladığı şemsi yılının son
Salı günü Son çerşembe denilen bayram günü Urmu kan gölüne dönüyor. 19mart 1918 Salı gününden başlayarak 12 saat boyunca binlerce Urmulu en fecii şekilde kendi toprağında katl ediliyor.

Olayın şahidi olanlardan olan İran hükümetinin Urmudakı temsilcisi sonralar Urmunun kızılay kurumunun başkanı olan önemli bir tarihçi ve başka tarihçilerin ve olay tanıklarının tanımıyla o kadar insana öldürülüyor ki camilerden ve sokaklardan kan akıyordu…cenazelere toplu namaz kılınarak üst üste defn ediliyordu …çocuklar ve kadınları tandırlar ve kuyularda saklanarak ölüm ve tecavüzden kurtarmaya çalışılıyordu…Kadınlar namuslarını korumak için topluca intihar ediyorlardı…Cilolar zorla evlere girip ev ehalisini katl en feci şekilde edip kadınların ismetine el uzattılar…o günlerin acısını büyüklerinden duyan ve ya bizzat yaşayan yaşlıların acısı hala tazedir…Fransız kızılayının Rusya ingiliz ve Amerika temsilcilerinin yardım ve eğitim yada siyası temsilcilik adı altında bu cinayetlerin organizatörlüyünü üstlendiklei açık bir şekilde belgelenmiştir …tarihi kaynaklara göre Ciloluk döneminde 150000 Türk Salmas Urmu Hoy ve batı Azerbaycanın diğer şehirlerinde katl edildi…

1925 de Pehlevi hükümetinin ingiliz desteği ile İranda iktidara getirilmesi ile birlikte yeni hakimiyyet anti Türk anti Azerbaycan siyaseti yönünde bu olayı unutturmaya çalışarak elinden geldiğince izlerini yok ederek kayda geçmesini engellemek istemiştir…toplu mezarlıkların üstünde binalar dikilerek mezarlıkların açılmaşı önlenmiştir . Barış komisyonları kapsamında olayda elleri olanlar korumuştur bunun bir bölgesel kavga gibi silinmeye çalışılmıştır …2012 senesinde Urmunun 15 Hurdad okulu yenilenmek üzere yıkıldıktan sonar bu okulun Kara Sandık adlı bir mezarlığın üstünde dikildiği açığa çıkmıştır toplu gömülmüş yandırılmış kemikler ve çıkan izler bu sefer yeni hükümet tarafından kapatılmış ve arkeologlar ve tarihçiler tarafından yakından incelemesine izin verilmemiştir…

Hala her sene İran hükümetinin koruması altında ve resmi ruhsatıyla İran Ermenileri Türkiye elçiliği önünde cinayetkar ecdadlarının hakkını arama idddiasıyla Türke karşı nerdeyse küfür ve nefret içeren pankard ve sloganlarla yüzsüzcesine soykırım propagandası yaparlar ama kendi toprağında soykırıma maruz kalmış Güney Azerbaycan Türkleri İranda Ermenilerden vey a İranın düşmanım dediği batıdan hesap sorarlarsa siyasi suç işlemiş olurlar …ama bu bir gerçektir ki eğer bugün halkın sadece kitaplardan öğrendiyi değil belki miili tarihi hafızasında koruduğu Ciloluk diye bir tanım varsa ve milli tarih bilinci milli acıları unutmamak ve unutturmamak üzere oluşmşsa ve ben ya daha doğrusu onlarca benim gibi Güney Azerbaycan Türkü o soykırımı yaşayanların torunları olarak bu satırları yaza biliyorsak ve o analar ve atalarımızın yaşadığı acı bizim için hala taze ise …bu satırları yazarken o acıyı barmaklarımın ucundaa hissediyorsam demek ki unutulmamıştır ve hatta yaşamımızda varlığını kazanmıştır ve bizim adaletimiz bunların hesabını soracaktır onların adaleti ise ne kadar gerçeklerden kaçmak istesede bizim milli medeni adaletimizin karşısına çıkmaya mecbur kalacaklar.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık