• 20 Mart 2016, Pazar 10:54
Mehmet SerdarDoğan

Mehmet Serdar Doğan

Siz buraya Neden çıktınız?.. Niçin çıktınız?.. Nasıl çıktınız?..
Geçen gün yine kendimle hararetli bir sohbet içindeyim. En acımasız sorularımı kendime saklamış olacağım ki; bir ara ‘’artık yeter, gelme üstüme’’ diyecek oldum. Malum bir önceki yazımızda ‘’meydanın ortasında dikilip: Hodri Meydan!’’ dediğimizden mi(?), yoksa Necip Fazıl’ın ‘’İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal, Hamallık ki sonunda ne rütbe var, ne de mal’’ dizelerinde kendimi bulduğumdan mıdır bilemeyeceğim yine bir yükün altına giriyorum.

Öyle ki bu hareket içerisinde kendisini bu dizelerde bulan on binlerin olduğu şüphesiz bir gerçektir, onların taşıdıkları yükler dünyanın en ağır yükü olan: insandır! Kimleri taşımadılar ki. Kimler omuzlara basıp yükselmedi ve bir daha bastığı omuzları hatırlamadı ki. Şimdi bu yazıya o taşınan yükleri isim isim yazarak, size şahısları konuşturacak değilim. Fakat siyasetin asli unsuru olan insanı bir kenara bırakmak ne mümkün. Gün geldiğinde mecburen sizin fikirlerinizi, topluma izah edecek olanın da en nihayetinde bir insan oluşu gerçeği hepimiz tarafından kabul ediliyor. Daha önce ki bir yazımızda da bu hareketin unsuru olan insanımızın kalitesizliğinden üstün körü bir geçiş yaparken, elimizde mevcut bulunan onca argümandan biri olan ‘’sadece konuşan’’ tavrını kendimize çıkış noktası olarak kabul etmiştik. Bu sefer farklı bir noktaya temas etmeye çalışacağız..

Değişim diyenlerin ‘’merak etmeyin! Fikir aynı, zikir aynı sadece kadro değişecek, alt tarafı genel başkan seçeceğiz’’ tarzında ki sözlerinde iyi niyet ararken mecburen bu konuya değinmeden geçemiyorum. Ufakta bir pratik oluyor aslında bu soru cevaplar bana. Satranç oynamak gibi. Kendini yenmek için gayret göstermenin hazzı ve bir şekilde kendini galip getirerek kazanırken mağlup olmanın rahatsızlığı.
***
İşte yine böyle zamanlarımdan biri durup dururken aniden soru verdim, hiç tasvip etmemekle birlikte kendi bakış açımda makamları itibarsızlaştırdığı kanaati taşıdığım: ‘’Balgat Yeter’’ , ‘’kalkın Balgat’ta ki koltuklardan’’ derlerken o koltuklar boşaldığında, o yerlere kimler oturacaktı ki?

Biliyorum. Muhakkak hepinizin aklına bu soru geliyordur gelmesine de işte ruhumda ki hamallıktan mıdır, yoksa üstüme vazife olmayan işlere merak salmanın acizliği midir, bilemediğim bir sebepten ben yüksek sesle soruyorum: Kim geçecek? Yoksa siz de soruyorsunuz da ‘’ hele bi oraya gelelim’’ mi diyorlar ? Ne demek oraya bir gelelim? Ben sırf buna inat bir daha soruyorum: İktidar için yola çıkıyoruz, ülke yönetimine talibiz ve kafamızda olası bir sağlık bakanı mevcut değil mi? Yahut eğitim, kültür, ekonomi….

Kimse şimdi bana ‘’doğmamışa don biçilmez Mehmet, bir iktidar olalım kolay’’ demesin.. O zaman derim ki: ‘’Hani bu iş bir vizyon, misyon ve kadro’’ işiydi. Madem biz vizyon ve misyon olarak Mhp kendisinden taviz vermeyecek diyoruz geriye bir tek eksiğimiz kadro kalıyor, haliyle bana da ‘’iktidar için çıktığınız yolda kadronuzun belli olması gerekmez mi ?’’ sorusunu sormak kalıyor.

‘’Bizi içine sindiremeyenlere rağmen ne pahasına olursa olsun iktidar olmak için’’ kurduğumuz koalisyonda gördüğümüz, yaşadığımız acı tecrübeyi bir daha yaşamamak için soruyorum ben soruyu. Ben o dönem çocuk yaşımın verdiği akıl ile bunu göremeden sevinç çığlıkları atarken, kendimizle yüzleşmenin nasıl hazin bir sonu olacağını tahmin edemiyordum ama şimdi aklımın kestiği kadar bu soruya cevap arıyorum. Yakın geçmişe dönük baktığımız zaman 7 Haziran sonrası koalisyon kurmalıydık diyenlere sorsak ve ‘’mevcut vekil listemizden bize bir bakanlar kurulu oluşturur musunuz?’’ desek acaba kaç bakanlığa isim yazabileceklerdi? Sakın bana ‘’Akp(akepe)’nin hükümetinden neyimiz eksik?’’ gibi bir cevap ile gelmeyin ki artık onu bilmeyen kalmadı. Yurdumun herhangi bir kahvehanesinde; dört kişinin oyunda, üç kişinin yancı olduğu bir masada bile kurulan devletin mevcuttan daha iyi bir hükümete sahip olacağı aşikar. Konumuz o değil, konu : bizim elimizde neyimiz var ?

‘’Evet. Zaten bizim problemiz kadro’’ diyen değişim tarafına da aynı soruyu soralım. Bütün adaylarımıza tek tek isimleri ile sormama gerek yok sanırım. Çünkü bu pratiği tamamen kendimle yapıyorum! Mevcut genel merkez yönetiminin kadrosu yok dedik kabul ettik, peki değişimcilerin kadrolarında kimler var? Onların sağlık bakanı kim, tarım… Yoksa onlar sadece ‘’Balgat’a mı endeksli?’’ Tamam kategoriyi bir aşağı çekelim kendi iç iktidarımız içinde soralım. Teşkilatlardan sorumlu başkan yardımcınız hazır mı? Mali işler kimde? Dış ülkelerden sorumlu Genel başkan yardımcınız kim mesela? Yoksa hepsini tek başına siz mi yapacaksınız?
İnsan kendine bu zulmü neden yapar bilmiyorum ama kendime böyle acımasız sorular soruyorum. Hadi kendime acımıyorum da sizlerden ne istiyorum da bu sorularla sizleri işgal ediyorum..

Sırf bir gün rahmetli Kemal Sunal’ın Umudumuz Şaban filminde ki o müthiş sahneyi yaşamamak adına soruyorum bu soruları. Ne diyordu Şaban: ‘’Şimdi ben buraya neden çıktım, niçin çıktım, nasıl çıktım? Bunu izaha gerek yok gördünüz yürüdüm çıktım’’
Ben de diyorum ki: gördük yürüdünüz çıktınız da, ‘’Sahi siz buraya neden çıktınız, niçin çıktınız, nasıl çıktınız? Bunu izaha gerek var!’’
Bana dönüp cevap veren olursa, emin olun sizlerle paylaşırım. Eğer sizler de bir duyum alırsanız bu kardeşinizle paylaşınız..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık