• 24 Şubat 2016, Çarşamba 13:27
Mehmet SerdarDoğan

Mehmet Serdar Doğan

MHP’de Neler Oluyor, MHP’ye Neler Oluyor?

 Samimiyetle konuşalım; Milliyetçi Hareket Partisi, birçok bakımdan ’’iyi’’ bir siyasi hareket, ama ’’kalite’’ nazarından hiç de öyle değil! Kimse bana kızmasın elimde çok fazla delil var; şimdilik bu aykırı fikrimin sadece birisini söyleyeyim; Bu harekette bol-bol ve de çok şey konuşuluyor, Ama Allah için söyleyelim ekseriyetle boş şeyler konuşuluyor; bu hareket adeta bir boşboğazlar orkestrası !

Nitekim; son dönem itibari ile MHP’de bir ’’değişim süreci’’ yaşatılmaya çalışılmakta, milliyetçi hareketin devamlılığı için vaz geçilmez ve hayati önem taşıdığı söylenen böylesi mühim bir mevzuda da her mevzuda olduğu gibi, zihniyet tembelliğimizin fikir noktasındaki üretim iflasımızın bir nişanesi olarak, komplekslerden, dar ufuklu ve basit atışmalardan arınmış, doyurucu, derinlikli, çok yönlü tartışmaların, analizlerin yapıldığına şahit olamadık. Kötümser gibi görünmek istemem ama böyle bir ümit de beslemek pek akılcı durmuyor!

        Tartışma, basit bir iktidar-muhalefet zeminine oturtuldu. İktidarda olanlar genetik yapısı gereği, ’’bizim yaptığımız her şey iyidir’’ diyor, kendisine toz kondurmuyor, alternatifsizim diyor ve gücünü bir şantaja dönüştürüyor, en basitinden genel merkez içinde adı-sanı belli birkaç ismi dahi değiştirmeyi tabana teslim olmak olarak algılıyor, talepte bulunan ‘’masum’’ ülkücüleri de ‘’fitneciler’’ kazanına atıyor.

        Öte yanda muhalefet de kendi genetiği ile ‘’bizim yapmadığımız hiçbir şey iyi değildir’’ diyor ve içindeki bir takım siyaseti meslek edinmişlerin tavrı ile vaziyetten siyasi rant elde etmeye çalışıyor; bunu yaparken de kendilerinin hiç denenmediğini zannediyor!

        Bu akıl tutulması esnasında tarafların ıskaladığı ise şu; bu tavırları ile Milliyetçi Hareket içerisinde siyaset toptan bitiyor; iktidarda bitiyor, Muhalefette !

        İktidar bitiyor çünkü; bir hak ve hakkaniyet ifadesi olan meşruiyetini yitiriyor. Giderek ‘’herhangi bir güç sahibi’’ gibi davranmaya, elinde bulundurduğu gücü kendini meşrulaştırmak için kullanmaya başladı. Gücün sahibi olmak ‘’kendi-kendisini’’ meşrulaştırmaya yeter gibi görünse bile, yetersiz ve yüzeysel kalıyor. Bu güçten pay alan siyasetçilerin elinde, bir ali cengiz oyunu, bir talan ve zulüm cihazı olarak kullanır halde. Bu şekilde elindeki güç ile ‘’yönetmeye muktedir’’ olduğunu ispat ediyor olsa da, yönetmeye ‘’hakkı’’ olduğunu ibra etmediği sürece bir meşruiyet sorunu yaşamaya devam edecektir. Bu meşrulaştırma yolunu tıkalı tuttuğu müddetçe kendisini, kendi tabanı içinde var olduğuna inandığı ‘’ajan ve hainlerin’’ düşmanlık halkası ile çevrili hissedecek ve duruşunu, karşı bir cephe alma zorunluluğu içinde şekillendirmeye mecbur bırakacaktır. Bu meşrulaştırmanın yolu gayet açık ve nettir.. KURULTAY ! Lakin ben tüm muhalifler gibi bu Kurultayın bir oldu-bitti şeklinde geçmesinden yana değilim ve mevcut delegenin böylesi bir seçim için geçerli yeterlilikte olduğunu düşünmemekteyim. Yönetici gücün kendisini ‘’bitmekten’’ kurtarması için yapması gereken açık ve nettir, ‘’ulu’l emre itaat’’ ilkesini yaşatmak için kendisini meşrulaştırması gerekmektedir, meşrulaştırmadığı her gün, ‘’despot’’ bir hal aldığını ve bu ‘’zorba’’lığa itaat değil, isyan edileceğini unutmamalıdır.

Ve bu ‘’isyan’’ hakkını erkenden, zamansız, plansız ve mekansız kullanan muhalefet bitiyor çünkü; ’’değişim’’ adını koydukları isyan hareketini basitleştirerek sadece parti içi iktidar basamağına dönüştürmek isteyenlerin saçmalıkları, boşboğazlıkları, sürü-sepet yanlışları ile bu hareketlerini hem içten dejenere ederken, olgunlaşmadan, elinde idari gücü tutanlarla açık çatışma haline sokarak da dıştan zorlanmasına, önünün kesilmesine sebep verdiler. Bu haliyle de kendisini marjinal bir tavır sergiler pozisyona sokuyor ki üstüne basa basa bir kez daha söylüyorum: kendisi üzerine düşünmeden de daima marjinal kalmaya mahkumdur.

Bu işi bir ’’köklü hareket’’ gibi idare edememelerinin bir sebebi de; değişim için adı geçenlerin ’’en büyük ben, başka büyük yok’’ edası ve bu tavrın zafer için yeterli olduğunu düşünen taraftarlarının lacileri hazır bir şekilde arzı endam etmeleri. Durmuş Hocaoğlu’nun tasnifindeki Sıra-Altı insanlar kategorisinin özelliği olan ’’kişileri’’ konu edinme alışkanlığına müptela bu taraftar grubu; her zaman ve her zeminde kendi gibi düşünenler ile bir araya gelip ’’en iyisi falanca’’  mevzusunu konuşan, bol-bol konuşan hatta sadece konuşan, ama ’’şu kişi olmalı’’ dan öteye gitmeyen savunucu tavırlara sahip olmaları. Asla buna karşı değilim. Muhakkak şahıslar ve olaylarda mühimdir. Ancak ’’değişimi’’ arz ederken ’’ülke geleceği ve menfaatleri’’ gözetiliyor diye başlayan bir tutumun fikri arka planının atlanıyor, ıskalanıyor oluşu utanç verici bir yetersizliktir. Fakat ellerinde tuttukları ’’Tabanda mayalanmış her hareket sonunda kendisini Tavana kabul ettirir’’ kozu ellerini güçlü kılan yegane şeydir.

İki tarafın kendi içlerinde ve birbirleri ile mücadeleleri, uzlaşmazlıkları ve üstünlük sağlama metotları nasıl sonuç verecek, hep beraber göreceğiz. Ama mücadelenin sonucu ne olursa olsun ’’MHP’ye bir şey olmaz’’ rahatlığından herkesi men ederim. Tarih, yüzlerce yıllık devletlere dahi ’’bir şey’’ olduğu gerçeği ile karşımızda apaçık dururken bu rahatlığı mümkünse kafamızdan silelim.

 

Karamsar olmayacağız, fakat zayıf düşen toplumlara karşı acımasız olan geçmişten ders alıp, gelecek için güçlü olmanın yollarını aramalıyız. Bu yüzden;

 MHP’de Neler Oluyor, MHP’ye Neler Oluyor sorularını konuşacak, dava adamlarını, fikir erlerini er meydanına davet ediyorum.

Hodri Meydan! 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık