• 24 Ocak 2016, Pazar 11:52
Mehmet SerdarDoğan

Mehmet Serdar Doğan

Dilim seni dilim,dilim dilerim..
Dil, bir toplumun vaz geçilmez varoluş temeli. Kendini ifade biçimini yarattığı en güzel olgu. Düşünce ve duyguların, başkalarına aktarılmasına aracı olan; ses ve anlam bakımından düzenli, ortak öğeler ve kurallar ile çerçevesi çizilmiş mukaddes yapı.

Hele bir de anadil demiş; ayrı bir kutsiyet, temizlik, saflık ve berraklık eklemişiz. Toplumu toplum yapan unsurlar arasında en önemli yeri ve en yoğun kullanım alanını dilimize tahsis etmişiz. Yapısı ve ruhu ile bizim topluma bakan yüzümüz olarak belirlemişiz.

Yakın geçmiş ve bilhassa son dönemde duyduğumuz en büyük eleştiri “MHP ve ülkücü hareket kendini iyi ifade edemiyor" olunca aklımda işte bu dil sorunu var.

Madem ki ülkücüler olarak bir cemiyet, topluluk olduğumuzu iddia ediyoruz kendimizi en güzel şekilde ifade edecek dili yaratmak bizim asli görevimiz. Hele de böylesine konuşacak, aktaracak fikirleri bol olan bir toplum için bu bir zaruret.

Son dönem itibari ile sohbetlerde, sosyal medyada, tartışma ve eleştirilerde kullandığımız sözleri gözden geçirdiğimizde; yarı argo, yarı dedikoducu, ayak takımına mahsus beylik sözlerle, sıradanlaşmış sloganlar, tehditler, hakaretlerle bulanmış aşağılık bir dil sarıyor zihinlerimizi.

Sözüm ona ülkü devlerinin her cümlesi tehdit dozuna göre bir kaç ünlem(!) işareti ile biter oldu.

Devlet erkanının en tepesinden dilimize yerleşen “sen kimsin" ler, günlük selamlaşmalardan daha sık rastladığımız bir durum artık.. yadırgamıyoruz...

“Lan” diye başlamayan cümlelerin itibarı gözümüzde sıfır...
“sıfatsızlar
Şerefsizler
Ajanlar
Hainler
İşbirlikçiler
Fitneci
Soysuz
Soytarı
Koltuk budalası
Biatçı
Yalancı
Satanlar
Alanlar.....''
Ve maalesef niceleri...

Sorarım şimdi size;
Hangisini, anamızdan öğrendik, duyduk, işittik ?
Hangisi bizim topluma bakan yönümüz, hangisi ruhumuzun yansıması ?

Bir de bunca lafın ardına, önüne, sağına, soluna “ ÜLKÜ, DAVA, VATAN, NAMUS, SEVDA, KUR'AN...” gibi mukaddesleri ekleyip düzenli cümle kurmaya çalışanlar var ki vay onların haline...

Evet.. Kendimizi ifade edemiyoruz. Kendimizi topluma anlatamıyor, kabullendiremiyoruz. Bunca birbiri ile uyuşmayan kelimelerin kullanıldığı bir dile sahip olan bir hareket kendini ifade edemez. Etmesi de mümkün değildir. Yaşadığımız bu dil kanserinin çözümü için en basit başlangıç lügatimizden o kelimeleri çıkarmak olacak.

Dilini kaybeden bir toplumun yaşayamayacağını unutmamalıyız. Dilimiz fert ve zümrelerin oyuncağı olmamalıdır... eğer olursa onarımı zor tahribatlar kaçınılmazdır.

Yarın “neden böyle oldu?” dememek için, bir milletin diline sahip çıkmayı kendine ülkü edinmiş bir hareketi diline sahip çıkmaya davet ediyorum.

Eğer akıl bir deniz ve dil aklın sahili ise, denizde ne varsa sahile o vurur...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık