• 15 Mart 2016, Salı 10:42
Mehmet SerdarDoğan

Mehmet Serdar Doğan

Alışmayın..
İnsan yaşamı ve yaradılışının verdiği yazgı üzere hastalanır. Hastalık ile karşılaştığı vakit, şifa arayışına girer ki doğal olanı budur. Bu arayış için öncelikli şart, kişinin hastalığını kabul etmesi gerekmektedir. Bazı hal ve şartlarda kişi hastalığı kabul etmez, kendine yakıştırmama ve yahut utanma gibi ruh halleri ile hastalığı örtbas etmeye çalışır. Yurdumuz insanın bu tutumu iki tip hastalıkta çok yoğun bir şekilde görülmektedir; zihni ve cinsi.. memlekette kimse yoktur ki akli melekeleri ile sorunu olsun ve yine kimse yoktur ki cinsel bir problemi mevcut olsun.. iş bu iki ana temele oturmuş kabullenilmeyen sorunların bizim alakadar olduğumuz kısmı zihni olan hastalıkların kabul edilmemesinden ziyade, doğal ve normal bir hal olarak kişinin yaşamını devam ettirdiği durumlar. Ki bu başlı başına bir hastalıktır.

Cemiyetler de aynı insanlar gibi (-ki doğal olanı budur, yapı taşı insandır-) ‘’hal’in normal olduğu’’ hastalığına kapılabilir… işte biz toplum olarak böyle bir hastalığın pençesindeyiz. Bu nereden mi anlıyoruz;

Zavallı bir televizyon şövalyesinin, malum yerlerin kalemşörünün çıkıp; ‘’terör ile yaşamaya alışmalıyız’’ gibi saçmalamasından,

Sırtını duvara, koltuğa değil de teröriste yaslayanlardan,

Mevcut durumu ölen insanın sayısı üzerinden ‘’rakam beklediğimizden az’’ diyen müsveddelerin varlığından,

Kameraların önünde aciz ve ruhsuz ifadeleriyle ‘’Kınayanların’’ çokluğundan,

Tam sayfa manşetlerinde ‘’Başkanlık’’ yazıp, sayfa köşesine iliştirilmiş ‘’terör yine can aldı’’ haberlerinin duygusuzluğundan,

‘’Hiçbir şartta terör amacına ulaşamayacak’’ demekten başka cümlesi olmayan hiç işlerinden sorumlu bakanlardan,

İnsanına sağlık hizmetini artık MORG’larda sunan bakanların ‘’her şeye rağmen’’ mütebessim tavırlarından,

Bombalı eylemcisini, eylem sonrası yargılayabilen Adalet timsallerimizin hukukundan,

‘’Gücümüzü denemesinler’’ blöfünü bile neredeyse kahkaha atarak söyleyecek stratejik çukurlarımızdan,

Memleketin yarısının, yerine Müge Anlı’yı layık gören müsteşarlarımızdan,

En önemlisi de tüm bunları olağan karşılayan ‘’cumhur’’ dan

Ve daha nicelerinden..

İşte tüm bunlara rağmen: HAYIR ! ASLA! ALIŞMAYIN!

Hayat aldığımız dersler nispetinde yaşanır ve katlanılabilir bir tutum ile bize yaklaşırken, hiçbir şeyden ders almayacak olsak bile Suriyeli çocuğa atıf edilen şu sözlere dikkat kesilelim:

‘’Ülkemizde ara-sıra bombalar patlıyordu.. aldırış etmiyorduk. Ta ki uçaklar evimizi bombalayana kadar’’

İşte bu cümleleri kurduğunuz an unutmayınız ki; üç beş soysuz emperyalist devlet gelecek, hem de ne için? medeniyetini, tarihini ‘’insanı yaşat ki devlet yaşasın’’ diyen atalarının kurduğu topraklara insanlık dersi vermek için!

Ve ‘’insanlık’’ için yeni bir sayfa açacak, başlığı büyük harflerle ‘’BARIŞ ve DEMOKRASİ’’ olarak atacak ve sonra satırları bu vatanın insanının kanıyla yazacak.. elinde mikrofon meydan meydan gezen yaverleri, çarşaf çarşaf bir paçavra olan gazeteleri ile her gün tekrarlayacaklar size.. ‘’İnsanlık için’’

Sonra yurdunuzdan edecek sizi. Vatanınızdan, Bayrağınızdan, malınızdan, mülkünüzden, ırzınızdan, evladınızdan.. Sonra.. sonrası malum geriye kalan bir ömrü ızdırap ile utanarak yaşamak, çaresiz…

-İyi de Ne Yapalım?

-Şimdi mi soruyorsun, alışmadan önce aklın neredeydi?

Diyaloğunu yaşamamak için Alışmayın! Alıştırmayın!...

Teşhis bellidir bu bir iktidar ve terör sorunudur. Rabbim tez zamanda bu millete ‘’bir taş ile iki kuş vurmayı’’ nasip etsin!

Bu yazı ölenlerin ardından değil, hala zihin ölümü gerçekleşmemişler için yazıldı..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık