• 14 Nisan 2018, Cumartesi 16:38
Kemalettin SamiGüner

Kemalettin Sami Güner

Dünya panoraması ve biz

Dünya, gelecek yüz-yüz elli yılın politik, ekonomik, stratejik, planları yapan; yeni dengeler kurmaya çalışan güçlerin karşı karşıya geldiği zor dönemden geçiyor. Büyük pasta, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu. Pastadan pay kapmak isteyen büyük, küçük, bütün güçler, açık, örtülü kıyasıya bir üstünlük kavgasında. Herkesin içerde, dışarıda çok yönlü büyük sancıları var. Herkes pay kapmak için birbirine derin yaralar açmak, olan yarasını kanatmak için acımasız planlar yapıyor. Fonda askeri güçlerin, onun yanında küresel sermayenin yer aldığı; önde istihbarat örgütlerinin olduğu, bölüşüm mücadelesinin sıcak çatışmaya dönmesi zayıf ihtimal. Mantık zaafı gibi görünse de bakmayın horozların trip atmasına; sıcak çatışmanın olduğu yerde küresel sermaye; küresel sermayenin olduğu yerde sıcak çatışma olmaz, horoz döğüşü olur.

Geleceği etkileyecek yeni güçlerin ortaya çıktığını, bazı güçlerin etkisizleştiğini hatta dengelerin dışına itildiğini göreceğimiz günler uzak değil.

 

Terörü küreselleştirip vekâlet savaşlarının aracı haline getiren ABD, terör kırbacı, yangın ve sair sabotajlarla masaya oturttuğu İngiltere’yle çıkarlarını yeni şartlarda örtüştürmeye çalışıyor. İngiltere ile süren derin çatışmanın 2017 Aralık ayında başlayan pazarlıkta ORTAK EKSEN OLMA noktasına geldiklerini, gelişmelerden anlayabiliyoruz. Emperyalist karşılıksız dolar imparatorluğu ile emperyalist dil ve kültür imparatorluğu yeniden kol kola.

 

Zehirlenmesinde dahli olmayan Eski ajan Sergey Skripal provakasyonu ile oluşturulan, Fransa’nın da yer aldığı yeni blokun Rusya’yı yalnızlaştırması, anlaşmayı görünür hale getirdi. Ajan Skripal olayı, 26 Martta Kemerova şehrinde 64 kişinin ölümüne sebep olan AVM yangını, nihayet Suriye’de 9 Nisanda Esad’ın sinir gazı provokasyonu, köşeye sıkıştırılan Rusya’yı, Ortadoğu’dan uzaklaştırmaya yönelik önemli hamleler. Ancak Rusya’nın bölgede kalmak için Afrin ve Kürt kartı üzerinden Türkiye ile gerilim yaratması ihtimal dâhilinde. Fakat Rusya’nın bu yola yönelmesi uzun vadede ne Esad’ın ne de Rusya’nın Suriye’de kalmasına yetmez. Ayrıca Türkiye, Rusya, İran yakınlaşmasının oluşturduğu stratejik bariyerin yıkılması bizden çok Rusya’ya zarar verir. Rusya’nın, kendini hedef alan kontrollü gerilimi tırmandıran ABD-İngiltere eksenli yeni blokun planlarına hizmet edeceğini görmemesi mümkün değil.  

Gerçek şu ki; ABD’nin iki senedir yaptığı hamlelere usulden olan beyanatların dışında karşılık verme gücünü gösteremeyen Rusya balonunun havası kontrollü şekilde boşaltılıyor. Rusya’nın yakında Suriye’den çekilme kararı alması  sürpriz olmaz. Rusya’nın böyle bir karar alması, tarihi boyunca başımıza hep dert olan Rusya’nın, bu sefer Türkiye’ye çok ihtiyacının olduğu anlamını taşır.

Suriye taksimatında yer verilmeyen Rusya’nın, Doğu Akdeniz'in yüz trilyon doları aşkın doğal kaynaklarından da payı alması istenmiyor. İstenense bölgeden toplanıp gitmesi. Rusya’nın bu isteğe nasıl karşılık vereceğini bekleyip göreceğiz.

 

Terörü küresel boyuta taşıyarak, hizayı bozan başkentte ertesi gün bombalar patlatan ABD, AB'yi terör kırbacı ile terbiye etmeyi başarmış görünüyor. Dünyanın değişik yerlerinde ipini ABD’ye kaptıranların ABD ye yaranma ölçüsü Türkiye’ye en yüksek tonda saldırmak. Asıl oğlan olacağını zanneden Arap prensleri, figüran olduklarını finanse ettikleri İsrail’in, Siyonist Kuşner’in planlarıyla birbirini gırtlakladıkları, ülkeleri yangın yerine döndüğü gün anlayacaklar. Fakat akıbetleri ihanet ettikleri Filistin’den beter olacak.

Net görünense Çin’in ve 15 Temmuzda TSK’nın ve milletin gösterdiği refleksle BOP potanın dışına çıkan Türkiye’nin yükselen değer olduğudur.

 

Çin, Mao’nun kurduğu komün sistemle, kapitalist sistemi melezleyerek Komün-kapitalizm diyebileceğimiz hibrid sistemle, yirmi yılda beklenmedik yükselişiyle dünyanın ikinci büyük ekonomisi olması yeni dengede karşı taraf durumunda.  Döviz rezervi 3,2 trilyon dolar seviyesinde olan Çin, bilgi üretimi ve teknolojik olarak ABD’nin gerisinde olmakla birlikte, 1 milyar 325 milyon insan gücünün üretim potansiyeli ve üretim maliyet avantajının sağladığı imkânlarla, bilgi üretimi ve teknolojik gelişmeyi sağlayacak planlamalar yaptığı biliniyor. Fakat sanayinin, üretimin temel unsuru olan hammadde kısırlığı; enerji kaynağının olmaması; mevcut enerji kaynaklarına uzaklığı; deniz yollarının güvensizliği en büyük dezavantajı.

 

ABD, Çin’i durdurma stratejisini, Çin’i enerji ve hammadde kaynaklarından uzak tutma üzerine kurgulamış durumda. Ortadoğu, Doğu Akdeniz, Kuzey Afrika merkezli yürütülen ABD operasyonlarının perde gerisinde yatan bu kurgulamadır. Ortadoğu’da olan bitene biraz bu pencereden bakmak gerekir.

Hammadde kaynaklarından, Ortadoğu petrollerinde uzak kalmak istemeyen Çin, Yeni İpek Yolunun “Bir Kuşak Bir Yol Projesi” adı altında hayata geçmesi için büyük güç sarf etmekte. Süper güç olma iddiası olmasa bile, Çin için tarihi İpek yolu, bu kurgu karşısında hayati öneme sahip. Çin, ne kadar sessiz ve derinden gitmeye çalışsa da ABD’nin tahriklerinden, tacizlerinden kurtulması zor. Akılla yürütülmesi gereken bu güç ve paylaşma mücadelesi şayet aklın dışına çıkar, sıcak çatışma yaşanacak olursa bunun tarafları Rusya-ABD değil, ABD-Çin olacaktır ve galibi kesinlikle Çin olur.

 

ABD ve Batı basınının satır aralarında yeni güç dengelerinin ağırlık merkezinin belirlenmesinde Türkiye’nin etkili olacağına yer verilmeye başladığını görmek mümkün. Son gelişmelerle Trump’ı etkisizleştiren Pentagon’un, Türkiye’ye yönelik hamlelerine, Türkiye’nin yapacağı karşı hamlelere bağlı olarak daha çok görülecek. Türkiye’nin belirleyici rolünün netleşmeye başlaması, başta Batı Avrupa olmak üzere ABD hinterlandında yer alan herkesi rahatsız ettiği muhakkak. ABD baskısı ile Türkiye üzerine toplu hücumlar, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz üzerinden yapılan tahrikler, keza Yunanistan’ın sağının solunun oynamaya başlaması bu rahatsızlıkların yansımaları.

 

İçerden-dışarıdan kuşatılmamızın önemli sebebi Türkiye’nin bu rolünü zayıflatmaya matuf. Önümüzdeki süreçte kuşatmayı çeşitlendirerek devam edeceklerinin işaretleri alınıyor. İngiltere’de, ispanyada, Rusya’da yaşanan yangınların benzerinin Türkiye’de de denendiğini görmek gerek. Keza Türkiye’ye Afganistan başta olmak üzere, Orta Asya kökenli kaçak genç göçmen akını dikkat çekici. Radikal terörün ana rahmi Orta Asya’dan göçmen görünümünde radikal terörün taşınma riski oldukça yükselmiştir. 

 

 

 

   

Türkiye, Ortadoğu ile olan tarihi bağları, inanç bağları en çokta jeopolitiği ile problemin düğüm noktasında olduğu kadar, çözüm merkezinde de yer alıyor. Bu sebeple taraflar için çok önemli. Bu sebeple ABD/NATO 15 Temmuz da teslim almak istedi, fakat evdeki hesaplarını millet çarşıda bozuldu.

15 Temmuz kahpeliği ile yaraladıkları Türkiye, kırk gün sonra, önemi ileride daha iyi anlaşılacak olan Fırat Kalkanı YARMA harekâtıyla bayrak göstermeye muvaffak olması Türkiyesiz Ortadoğu planları yapanların hesaplarını bozdu. Kürtler üzerinden yapacakları hamleler önemli ölçüde kırıldı, başta KYB olmak üzere kışkırtılan bölge Kürtleri boşluğa düştü. Zeytin Dalı harekâtıyla Kürtleri yıllardır kullanan ABD ve Batının çirkin yüzünü dünyaya, özellikle Kürtlere göstermeyi başarması, Kürt kartını kullanan Rusya içinde önemli mesajdır. Özellikle askeri yönden güçlü hamleler yapan Türkiye realitesini, dünya artık kabullenmek durumunda, fakat biz, bize engeliz.

 

Türk üniversiteleri, halen devam eden kısır ideolojik kamplaşmadan bilgi üretmeye, teknoloji geliştirmeye zaman bulamadığı için, bugün en büyük ihtiyacımız olan yeterli bilgi ve teknoloji en büyük eksiğimiz. Kendi ülkesine, toplumuna en çok zarar veren üniversiteler, akademisyenler araştırması yapılsa, zihni bulanık politize olmuş akademisyenlerinin kahir ekseriyetiyle, Türk üniversiteleri kesinlikle birinci sırayı alırdı. 

Türkiye, yeterli bilgi üretme gücüne ve teknolojiye sahip olabilseydi, coğrafyamızın jeopolitik imkânlarıyla dünyanın yüz, yüz elli yıllık geleceğinin daha adil bir temel üzerine oturmasında, Türk ve İslam dünyasının güçlü bir yerinin olmasında daha etkili olabilirdi. Fakat siyaset akılcı ve soğukkanlı olmayı becerir; sağa sola salvolar savurarak imkânları heba etmez ise eksiklerimize rağmen masada güçlü bir yerimiz olur; güzel neticeler almak mümkün olabilir. Herkes için olduğu gibi Türkiye içinde temel mesele masada olmayı ve masada kalmayı başarmaktır.

 

Bu zor dönemde toplumsal bütünlüğün zaafa uğratılma tehlikesi, Türkiye’nin rolünü zayıflatacak en önemli ve en yakın tehlike. Bugünlerde milli bütünlüğe, dayanışmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Fakat bu ihtiyacı öncelikle sağlamakla sorumlu iktidar-muhalefet siyaset kurumu bu olgunluk ve sorumluluktan çok uzakta.

 

İktidar dününü unutmuş. Gayri ahlakilikle devletin korunma refleksini, anlatmış olduğumuz mücadele stratejisinin parçası olan operasyonları sömürme derdinde. Muhalefet, maazallah düşman başına, Dünyada olan biteni görecek, yorumlayacak ufka sahip değil. Kafası karışık muhalefet iktidara rahmet okutuyor. Afrin başta olmak üzere milli ve stratejik konulara yönelik açıklamalarına bakıp, bu ihtiyacın zaruretini kavrayamadıklarını görmekten endişeye düşmemek elde değil.

 

Devletin yürüttüğü güvenlik politikalarını ABD, BATI sözcülerinin cümleleri ile eleştiren; iktidarı eleştirirken Türkiye düşmanları ile aynı safa düştüğünü görmeyen; milletin, devletin çıkarlarını öncelemeyen; iktidara karşı olmakla, devletin güvenlik politikalarına karşı olma ikilemi arasında ölçü oluşturacak zekâ inceliğinden uzak muhalefetten nasıl endişe duyulmasın ki?

 

Bir bölen olarak sahne alan CIA/NATO kurgusu taze muhalefetin içi boş “iyi olacak” temennisiyle iktidar olması ne kadar hayalse; kronik CHP muhalefetinin kırk sene önceki Marksist jargonla sömürü edebiyatına umut bağlaması da o kadar hayal.

Hayal kurmayı bile beceremeyen, umut vadeden yeninin çekiciliği karşısında insanı faturasını ödediği eskiye döndürmenin zor olduğu sosyolojik gerçeğinden bihaber muhalefet, toplumu nasıl ikna edip, iktidar olup parlamenter sisteme dönüşü gerçekleştirecek?

Hayal! Hem de ham hayal!



MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık