• 13 Temmuz 2016, Çarşamba 13:09
GökçenKırımlı

Gökçen Kırımlı

Bizim lügatimiz ve zor zamanlar…
 Madde ile mana dünyasının izdivacından doğar sözcükler ve nereden/nasıl baktığınıza bağlı olarak lügat manalarının çok ötesinde anlamlar taşırlar zihin dünyamıza. Ülkücü hareketin müktesebatında yer alan bazı sözcükler de ses veya sesler topluluğu olmanın ötesinde, mazimizi ruh dünyamıza aksettiren aynalardır adeta. Nitekim hareketin zor zamanlarındaki azmin, mücadelenin, çilenin, feragat ve fedakârlığın manası gizlidir onlarda.

Esasen zor zamanlardır ülkücü hareketin mazisi, zor zamanların adamlarının yaşanmış gerçek hikâyelerini barındırır satır aralarında. Efsanemizi anlatmak için sayfalar kâfi gelmez, sıradan kelimeler aciz kalır haddizatında ve sadece bizim lügatimizde yer alan sözcüklerle anlatılabilir yaşanan zor zamanlar…

Ve kutlu mücadelenin gergefinde işlenen nakışlar misali sözcükler vardır bizim lügatimizde, ses veya sesler topluluğu olmanın ötesinde. “Dava, ocak, şehadet, eylül, taş medrese ve ülküdaşlık gibi…” ruh dünyamıza yansıması diğer insanlardan farklı şekillerde tezahür eden sözcükler…

Örneğin, “dava” sözcüğü telaffuz edildiğinde, adliye koridorlarında adalet arayışının meşakkati canlanır pek çok insanın zihninde, oysa “dava” denildiğinde; bozkır ruhuyla İslam’ın yüce ideallerini harmanlayarak bir medeniyet yaratmanın idealiyle yanıp tutuşan yüreklerin, rızayı ilahiye mazhar olabilmek için verdikleri kutlu mücadelenin resmi şekillenir bizim ruh dünyamızda.

“Ocak” sözcüğü telaffuz edildiğinde, yılın ilk ayı ve soğuk bir kış günü canlanır kimilerinin hayal dünyasında, oysa Yunus’un sevdası ve Yavuz’un öfkesiyle harlanan ateşin gönülleri ısıttığı, hamların narında piştiği mukaddes otağın karşılığıdır bizim lügatimizde “ocak”.

Şehadet” denince kelime-i tevhidin dil ile ikrarı gelse de kimilerinin aklına, bizim için ezeli ve ebedi bu en büyük hakikatin kalp ile tasdiki uğruna anadan, babadan, yardan ve serden geçiştir esasında. Ve “şehadet” denildiğinde ömrünün baharında toprağa düşen Önkuzu’lar, Velican’lar, Ali Bülent Orkan’lar, Selçuk Duracık’lar ve nice Yusuf yüzlüler canlanır hafızalarımızda.

Eylül”, sararıp düşen yapraklar arasında hüzünlü bir aşk hikâyesinin son demidir kimileri için, oysa “eylül” salibe karşı hilâlin, küfre karşı hakkın, zulme karşı adaletin onurlu müdafaasını veren yiğitlerin kervanının kahpece basıldığı kara bir günün takvim yapraklarına düşen acı bir tebessümüdür bizim hatıratımızda.

Yine, “taş medrese” denildiğinde, kimileri için Afyonkarahisar’da, kimileri için Kahramanmaraş’ta, kimileri için de Vezirköprü’de zamana meydan okuyan ecdat yadigârı külliyeler gelir akla, oysa “taş medrese” denildiğinde sanık sandalyesindeki ülkücü hareket, zulümler, işkenceler, sürgünler, idam sehpaları ve gençliği zindanlarda heba olan bir neslin dramıdır bizim zihnimizde tezahür eden.

Ve bir zarafet nüktesi; “ülküdaşlık”. Birçok insan için belki de hiçbir mana ifade etmese de, aynı davaya mensubiyet şuurundan neşet eden ve müşterek acı ve çilelerle perçinlenen sarsılmaz bir sadakat ve muhabbettir “ülküdaşlık” denildiğinde bizim mana dünyamıza akseden.

Evet değerli gönüldaşlar, bu gün bu satırları nostalji olsun diye kaleme almadığımı hissetmişsinizdir. Malumunuz, ülkü ırmağının akış güzergâhında nice badireler atlatılmıştır bu güne kadar, birlik, beraberlik ve bizi biz yapan değerlerin tehdit altında olduğu. Ve yine böyle bir badire ile karşı karşıyayız bu gün, MHP’nin icrası artık elzem olan olağanüstü kongre sürecinde.

Sosyal medya üzerinden birbirlerine kin ve nefret kusan, ülküdaşlık hukukundan bihaber haysiyet cellatlarının tüm inisiyatifi ele aldığı bir zaman dilimindeyiz. Kan, gözyaşı ve çileyle yazılan onurlu mazimizin ve bizi biz yapan değerlerin bir ihtiras girdabında yok olup gitmesine ramak kaldı adeta. Gönüllerimizi birleştiren yüce ideallerin remzi olan ve dilimize pelesenk olmasına rağmen bir türlü mana dünyamıza sirayet etmeyen sözcüklerin, karanlıklara boğulan ruh dünyamızı aydınlatmasına her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz zor zamanları yaşıyoruz hep birlikte.

Ve bu gün her zamankinden daha çok ihtiyaç var zor zamanların adamlarına. “Dava, ocak, şehadet, eylül, taş medrese ve ülküdaşlık” sözcüklerinin bizim lügatimizdeki manalarını bulanıklaşan zihinlere yeniden nakşetmek için…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık