• 20 Kasım 2015, Cuma 21:24
FardinBayandor

Fardin Bayandor

Rusya Orta Doğu’da ne yapıyor?
 1991’de Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle beraber dünyada güç dengesi bozuldu.

Artık Amerika rakibi olan Sovyetler’i yenerek, tüm dünyaya meydan okuyordu. Söz konusu olan güç dengesizliğinden dolayı Orta Doğu’da meydana gelen çatışmalar hala şiddetle devam etmektedir. Sovyetler Birliği var olduğu zaman, özellikle de soğuk savaş döneminde, Amerika, Orta Doğu’daki Müslüman ülkeleri komünizmin nüfuzuna karşı, radikal dinci grupları güçlendirmekle koruyordu. Karşı taraf yani komünizm cephesi de aynı şekilde sol gruplarını destekliyordu. Sol gruplarla radikal dini grupların karşı karşıya gelmesi, iyi veya kötü dünya çapında bir güç dengesi oluşturmuştu.

Ama bu sakinliğin arkasında karşılıklı tetiğe basan parmaklar vardı. Sovyetler’in çöküşünden sonra, Batı özelliklede Amerika tarafından beslenen radikal dini gruplar, ayni şekilde rakipsiz kaldıkları için kendi fonksiyonlarını kaybetmek zorundaydılar. Genelde radikal grupların kendi düşüncelerine yönelik eylem yapmamaları, onların ideolojik açıdan kendi fonksiyonlarını kaybetmek anlamına geliyor. Bundan dolayı, bu radikal dini gruplar, kendilerini yaşatmak için yeni düşmanlar bulmak zorunda kaldılar. Orta Doğu’daki radikal grupların arasındaki çatışmalar, yukarıda söylendiği gibi bu grupların ideolojik açıdan ayakta kalma mücadelesidir.

Şimdiki Orta Doğu’nun durumu, özellikle de Suriye olayları, Rus ayısının kış uykusundan uyanmasına bir işarettir. Aslında Rusya Kırım adasını Ukrayna’dan alıp kendi toprağına yeniden eklemesiyle, Amerika ve Avrupa’ya artık durumun eskisi gibi devam etmeyeceği mesajını verdi. Rusya Avrupa enerjisini karşıladığı için, kendi önemli konumunun iyice farkındadır.

Avrupa Birliği’nin şu zamana kadar çaba harcamasına rağmen, hala enerji açısından Rusya’ya iyi bir alternatif bulamamıştır. Rusya’nın şimdiki rakiplerine karşı seferberliğinden önce, enerjisinin Avrupa Birliği tarafından çok ucuza sömürülmesinin nedeni, bu ülkenin iç sorunları ile ekonomik güçsüzlüğünden kaynaklanıyordu. Mafyaya dayalı bir iktisadi sistemle etnik ve dini çatışmalar (örnek olarak çeçenlerin durumu söylenebilir) söz konusu olan iç sorunların en önemlisidir. Rusya’nın yeniden toparlanmasında, dünya çapındaki ekonomik olaylardan veya bu ülkenin Çin gibi hızla gelişen devletlerle işbirliği yapmasından fazla, Viladimir Putin’in bir karizmatik lider olarak rölu çok önemlidir. Putin geçde olsa Rusya’nın komünizmden kapitalizm sisteme geçtiğinden dolayı ortaya çıkan karizma lideridir.

Sovyetler Birliği, kendine mahsus rasyonel bir yönetim sistemine sahip idi ama çoküşünden sonra Rusya’da yasal ve yönetim sistemin bozukluğundan dolayı, eğmenlik veya otorite boşluğu oluşmuştu. Eğer Max Weber’in karizmatik önder anlayışından yola çıkarsak, Putin aranan karizmadır. Çünkü ülkenin zor durumlarında ve kitlenin düşündüğünün tersine olarak, Rusya’nın Batı karşısındaki katılaşmış yenilme algısına karşı çıkan, Putin olmuştur ve siyasi yönetimi ele aldıktan sonra, ilk olarak merkezi otoriteni güçlendirip, silahlı kuvvetlerde reform yapmıştır.

Aslında Putin, komünist sisteme geri dönmeden Rusya’ya Sovyetler Birliği’nin gücünü yeniden kazandırmak istiyor. Rusya’nın Suriye’de IŞİD’e karşı savaşa girmesi de, yukarıda söz konusu olan Sovyetler Birliği’nin romantizminin diriltme çabasında olduğunu göstermektedir. Rusya’yla Batı, IŞİD’e karşı mücadelede ortak noktada bulunsalarda, Esad’a karşı taban tabana zıt konum almışlardır. Rusya sıcak denizde kendi menfaatlarını korumak için, Esad rejimini desteklemek zorundadır ve bundan dolayıda, tek başına Batı’nın karşısına çıkmıştir.

Bugüne kadar Putin Batı karşısında zafer kazanmıştır ama bu meydan okumanın devamının nasıl olup olmadığı çok önemlidir. Çünkü Batı Rusya’ya karşı ekonomik ambargo yapmakla, Putin’i Orta Doğu’daki yürüttüğü siyasetlerden uzaklaştırmak istiyor. Eğer Putin Rusya’nın iç sorunlarını özellikle de ekonomik sistemde olan yolsuzluklar ve rüşvet gibi engelleri çozemezse, Batı karşısındaki dik durmaya çalışması uzun zaman içinde devam edemeyecektir. Şimdi Putin, Rusya halkına askeri alanda başarı ve zafer duygularını pompalayarak kendi karizmasını sürdürmektedir.

Ama ekonomik açıdan ülkeye çeki düzen vermeyi başaramazsa, hem kendi karizmasını kaybedip hem de halkı tarafından siyasi yönetimden uzaklaştırılabilir. Başka bir ifadeyle, eğer Putin kendi halkına pompaladığı zafer duygusunu ekonomik kalkınmayla garanti etmezse, Max Weberin söylediği gibi karizmanın rutinleşmesiyle karşılaşıp devrilebilir. (Bir karizma liderin başarılarıının düştüğü ve halkın isteğine eskisi gibi karşılık vermediği duruma karizmanın rutinleşmesi denir ).

Fardin Bayandor
KAFKASSAM Ortadoğu Çalışmaları Uzmanı

fardin22k@gmail.com

Facebook: Ayaz Sürgün


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık