• 26 Mayıs 2015, Salı 20:07
EmirŞenol

Emir Şenol

Kefen Giyme Modası - Diğer İlginçlikler
Ülkenin hiç bir meselesi yokmuş gibi,kefen giymek ve Paralel düşmanlığı ile ülke insanlarına umut olmaya çalışmak ve bu umuda sarılacak zavallıları bulmak acizlik olmalı.Kimse de bu şovlara ilgi duymuyor olmalıdır.Her ne kadar seçim meydanlarında dayatılsa da.Beyler kefen giymek kolay bir hedef değildir.Bir daha çıkarılmayacak giysidir.Dünya nimetlerinde ayrılmaktır.Bavullar dolusu paraları harcayamamaktır.Binlerce koruma ile gezememektedir.Özel uçaklarla gezememektir.

Malazgirt savaşında Sultan ALPASLANA ait bir ifade ve eylemdir KEFEN GİYMEK.Bu örnek alınarak meydanlarda şov yapmak 1071’in 100. Yılını kutlamaya hazırlananlar için çok ucuz bir siyaset.Sen istesende giyemezsin. Çünkü ülkede idam cezası yoktur.

Bir de İslam inancında ve kültüründe kefen mezar giysisidir.Bu da her Müslüman için gerekli bir giysidir. Abartmaya da gerek yoktur.Siz masa örtülerini kefen diye giyenler,aklınızı başınıza alınız.Kandırılmaktan öte dalga geçiliyorsunuz.Aşağılanıyorsunuz.Sizleri, kendileri ve çocuklarının ikballerine peşkeş çekiyorlar.Çok geç olmadan aklımızı başımıza almalıyız.

Hem kandırılanlar.Hemde kandırıldıklarını daha önce fark edenler.Ülken için mücadele için el ele verip kurtuluşun meşalesini yakıp dostlarınızla paylaşmalısınız.Eğer Sultan Alpaslan gibi savaşa çıktıysanız.Eğer 1071 haçlı seferlerini üzerimizden def etmemizi isteyip 100. Yılını milletçe kutlamak istiyorsanız.

Bu ifadelerle kimler ne elde etmek istemektedir bunu anlamak mümkün değil. Bu tür ifadeler acizlik belirtileridir.Yokluk belirtileridir.Korku belirtileridir.Aciz ve yok olana da bu millet teveccüh göstermemelidir.
Paralel ile mücadele son bir kaç yıl da,bazı kişilerin ikballerini korumak için öne çıkardıkları bir ifadedir.Bakarmısınız;Bir ülkede ne istedilerse verdiklerine, daha sonra hesap sormaya kalkmak.

Yine aynı ülkede polisin polisi kovalaması.Savcının savcıları tutuklaması.Hakimin hakimler hakkında farklı kararlar vermesi ile bir ülke kalkınamaz.İleri demokrasiyi yakalayamaz.Milli gelirini gerçek manada artıramaz.
Düşünün ki bir ülkede açlık ve yolsuzluk tavan yaparken.Devleti idare etmeye talip olanlar Kefen giyerek ve paralel ile uğraşarak bir şeyler gizliyor olabilirler mi.

Hani bir zamanlar Arap baharı başlarken birileri Arap ülkelerini dolaşıp kendi reklamını yapıyordu.O ülkeler teker teker emperyalistler tarafından işgal edilip karıştırılınca yok oluvermişlerdi ya sahadan.Şimdiler de de o baharı yaşayan ülkelerde ne ses var ne de soluk.Yahu bizim yöneticiler nereye el attılarsa oralar sıkıntı yaşıyor görüyor musunuz.

HAFIZALARIMIZI BİR BİR YOKLAYALIM.

Kıbrıs meselemiz hakkında bilgi sahibi olan var mı.Bahar yaşayan ülkelerle ülkemizin siyasi,kültürel,ticari durumları hakkında bilgi sahibi olan var mı.Ülkemizin cumhuriyet kazanımları kimlere ne karşılığı satılarak elde edilen kazanımları nerelerde harcandığından bilgimiz var mı.Analar ağlamasın diye yola çıkıpta,Bin yıllık kardeşliğimizi bozmak isteyeni görmediniz mi.Ülkede güzel şeyler olacak diyerek paralel yapı dediklerini büyütüp sonra onları öcü olarak teşhir etmek ile ellerine ne geçtiğini anlayan var mı.

Siyaset meydanlarında yalan ifadeler duyduk. Kışkırtmalar gördük.Tahrikler gördük.Amacını aşan ifadelerden oluşan cüceleri gördük.Hukuka,adalete inanmayan insanların sessizce durup hak arayamamalarını gördük.Sendikaların patronların haklarını aradıklarına, savunduklarına şahit olduk.Dar gelirlilere konut yapma görevi olan TOKİ’nin lüks rezidanslar inşa ettiğini gördük. Rüşvetin,torpilin,hırsızlığın müşru sayılabildiğini veya sayılması için dayatıldığı yöneticileri gördük.Vatandaşına hakaret edilirken,terörüstün ayağına mahkeme götürüldüğünü gördük.Şehidine kelle,terörüstüne sayın denildiğini duyduk. Ahalisinin biçare yaşarken saraylar da oturan yöneticileri gördük.Evlerde kutular dolusu paralara ÜÇ KURUŞ denildiğini duyduk.Evlere paraları polislerin getirdiğinin söylenmesinin ardından,paraların faiziyle muhataplarına iade edildiğini gördük.Diyanetin açtığı davalardan,faiz ile paralar istediğini okuduk.

İnşaallah bu çileli hayattan kurtulacağımız günü de göreceğiz 8 haziran 2015 de.

Allah düşünmeye,doğruyu görebilmeyi nasip etsin.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık