• 06 Nisan 2017, Perşembe 15:00
EmirŞenol

Emir Şenol

Galip Erdem- Ülkücünün çilesi

“Türk milletini sevmekte birleşenler;Birbirlerini sevmekte birleşmeğe de mecburlardır.Aksi takdirde millet sevgileri, kimsenin inanmıyacağı boş bir laftan ibaret kalır”.

“Birbirimizi sevmemiz gerektiğinin yazılması kolaydır; fakat uygulanması güçtür. Yine de dünya nimetlerine erişmek hırsının kışkırttığı nefsimizi,yenmemizin yollarını aramalı, davranışlarımızın hesabını önce kendimize vermeliyiz.Kavganın devam etmemesi, millî birlik ve beraberlik şuurunun tam bir hâkimiyet kazanması milletimiz için bir varlık şartıdır”.

GALİP ERDEM:Doğum;10 Mart 1930, Fındıklı, Rize,Türkiye - ölüm;12 Mart 1997,Türk gazeteci ve köşe yazarı.

YAYINLANMIŞ ESERLERİ:Ülkücünün Çilesi (1975) Sosyalizm ve Milliyetçilik Üzerine Mektuplar (1975) Suçlamalar (iki cilt) (1975-1976) Mektuplar (1984) Galip Erdem'in kitap haline gelmemiş yüzlerce yazısı bulunmaktadır. Ayrıca yayınlanmamış elliye yakın şiiri vardır.Galip Erdem'in yazılarında kullandığı takma adların bazıları:Bilge Erdem,İlteriş Metin,Elif Bilge,Murat Bilge,Mehmet Rasim, Aptali.

“Hepimizin bildiği, yine de çoğumuzun unutur göründüğü bir gerçeği hatırlatmanın tam zamanıdır. Milletimizin düşmanları, hem sayıca çokturlar, hem de güçlüdürler. Nasıl bir dünyada yaşadığımızı düşünürken, aklımızdan hiç çıkmaması gerektiği halde, düşmanlarımızın varlığını ve gücünü hesaba katmıyor gibiyiz. Unuttuklarımız arasında varlığımızın başlıca şartı saydığımız «MİLLÎ BİRLİK ve BERABERLİK» en başta geliyor”.

ÜLKÜCÜ’NÜN ÇİLESİ

Gün olur, ülküsüz insanlara gıpta ile bakasınız gelir. Rahat yaşarlar. Tıpkı Şairin söylediği gibi: “Akl-i şuur” ları vardır, güzel severler. “Bade” içerler ve nihayet göçüp giderler.

Ülkücülerin hayatı bambaşkadır. Sözlüklerinde rahatlık kelimesinin yeri yoktur. Daimi bir mücadele içinde ömür tüketirler. Hemen herkesle, her şeyle zaman zaman çatıştıkları görülür. Arkadaşları ile, aileleri ile, hatta sevdikleri ile.. Belli bir ülkünün esaslarından ziyade politikanın değişen icaplarına uymayı tercih eden kudret sahipleri ile de sık sık ihtilafa düşerler.Çok defa, başları belaya girer;gene de sinmezler. Bu halleri ” KALABALIK”a göre, uslanmamaktır; kendilerine göre de, yılmamak.

Ülkücü dünya nimetlerinden yana nasipsizdir. Gözü yoktur ki, nasibi olsun. Bir lokma, bir hırka o’na yeter. Paraya karşı o kadar müstağnidir ki, halkın hayretine sebep olur. Herkesin istediğini istemez, ne istediğini de herkes anlayamaz. Kendi zevkleri dışında zevk tanımayanların gözünde “zevksiz” bir adamdır! Küçümserler onu, hayatı anlamamakla, üç günlük dünyanın hakkını vermemekle itham ederler. Böyle davranışlara hiç önem vermez. Elverir ki, inandığına dokunulmasın!

Kalabalığın nazarında o, zavallı bir hayalperesttir. Olmayacak fikirlerin rüyasına dalmış öylece uyumakta, başkalarını da uyumaya teşvik etmekte…

Bir gün fikirlerinin gerçeklestiği görülse bile, O’na hiç kimse “aferin”demez.Üstelik, “böyle olacağı zaten belli idi” buyurulur.

Ülkücünün, ülküsü ile münasebeti, hakiki bir aşkta sevenle sevgilinin münasebetine benzer. Hep verir, hiç almaz.Sevgili nazlıdır, sitemi eksik etmez, incinmeğe de hiç gelemez. Diğer sahalarda umumiyetle dikkatsiz hareket eden Ülkücü, sevgili bahis konusu oldu mu baştan başa haysiyet kesilir. Şahsına fenalık yapanlara pek aldırmaz ama, ülküsüne yan gözle bakanlara tahammülü yoktur. Sadakati için karşılık beklemez, mükafat istemez, bir garip kişidir…

Ülküsüne hizmet edenlere son derece hürmetkardır.Gerçek aşıklar gibidir;kıskanmaz.Sevgilisinin sevildikçe güzelleşeceğini bilir. Sevmenin gururu yegane süsüdür.

Ülkücünün en çok dinlediği “nasihat” tır. “Yapma ” derler, ” hayatını heba etme” derler,“gününü gün et” derler. O kadar çok şey söylerler ki, hiç bitmez. O hepsini dinler,ama hiçbirini tutmaz, gene bildiği gibi yaşar.

Ülkücülerin en amansız düşmanlari “eyyamperest” lerdir. Menfaatlerine tapan bu adamlar,daha çok kazanmalarına,daha rahat yaşamalarına mani olacak sanırlar da,ülkücüleri ezmeğe çalışırlar! Ne garip tecellidir ki, ülkücünün gayretlerinden en çok faydalananlar da“eyyamperest”lerdir.

Gün gelir, ecel hükmünü icra eder,ülkücü dünyasını değiştirir. “KALABALIK” o’na acır, daha iyi yaşamış olmasını temenni eder.Halbuki o, inançları uğrunda yaşamanın hazzını tadamadıkları için ömrü boyunca “KALABALIK”a acımıştır.

“Türk milliyetçiliğini: «Milleti sevmek ve yükselmesi için çalışmak» tan ibaret gösterenlerin, ayrı bir dünya görüşü ve yüce bir ülkü olduğu şuuruna eremeyenlerin milliyetçi cephede yerleri yoktur”.G.ERDEM


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık