• 23 Ekim 2014, Perşembe 11:49
Ali İsfendiyarÇakıroğlu

Ali İsfendiyar Çakıroğlu

Söz Vücud Bulur
“Söz ola kese başı, kestire başı
Ağulu aşı bal ede, kaymak ede bir söz” denince, çoğumuz hayata, dünyaya ben merkezli bakmaktan yorgun düşmüş, muktedir olmaktan uzaklaşmış, iktidar arzusuyla tutuşan yüreklere umut esintisi gibi algılıyoruz.

Varlık perdesinden bakmaktan hakikat perdeleniyor, basiretimiz kapanıyor, hedef tutamıyor ya da tuttuğumuz hedefte irademiz zayıflıyor, güçsüzlüğü giyiniyoruz. Kendimizi rezilce başıboşluk içinde sıkıntıdan sıkıntıya dolanır buluyoruz…

“Bıçaklarım su oldu boyuna bilenmekten,
Bitti benlik madenim, her an törpülenmekten” diyor Necip Fazıl nefis muhasebesi anlamında.

Peki, sen, bunca ömründe kaç sözcük söyledin anlamı içinde hayat bulduğun kıymette? Ya da kaç sözcük söyledin hayat buldurduğun, dirilik kazandırdığın değerde, işe dönüşmüş, yürekden?... Yok denecek kadar az değil mi?

Nedir bu sözcük israfın! Kesret kelam edip lakırdıyla mı geçecek ömrün? Sen değersiz misin ki kıymeti olmayan lâflarla ömrünü boşa geçirip, anlaşılmaz, paylaşılmaz sözler etmektesin?..

Dilin sussa, diğer azalarının azgınlığından, hayata geç kalmış insan aceleciğiyle alemi fesada sevk edersin! Kirli sular kalbini kirletmiş, temiz suyu ayırd edemiycek hale gelmişsin..

Kalbin kirini gözyaşı siler. Bizler gözyaşı medeniyetinin çocuklarıyız. Bir damlası, bin damla nurdan meydana gelen gözyaşı senin ilacın.. Kovaları doldurmalısın ki Hakk zuhur etsin. Dertli olmalısın ki derman seni arıyorken bulsun. Senin hastalığın dertsizlik. Senin için duam, “derdini arttır yüce Allah’ım” diye olur ancak.

Haklılıklarına dayanıp isyanı bırak. Seni yokdan var edene dayan. “O”, ne güzel bir vekildir. Başarı sadece O’nun eliyle gelir.. O’nla olan bilir bunu. Bilmez misin, kahramanlar, bir anlık sabırları sebebiyle bir ömür kahraman diye anıldılar…

Aşksız cennet bile cehennem sayılmaz mı?

Kelâm-ı kadimde “ söz, sözü açar.” buyuruyor Hazreti Allah (celle cemalühü)

“Devrinden 200 yıl sonra yaşayan alim” diye vasf edilen yoldaşım, Seyid Erzurum’lu İbrahim Hakkı hazretleri;
“Dıldan (kalbden) dıla (kalbe) bin tercüman
Varken, ne söyler bu lisan” diyerek suskunluğunun niteliğini açmış, ilmiyle köprülerini zamanımıza uzatmıştır.

Sukünet büyük kuvvettir. Sözse nakit gibidir. İsrafı çok günahtır. Allah’ın (celle şanıhu) iltimas mektubudur söz… Kimine aş, kimine ilaçtır… Zulüm vasıtası edenin vay haline ki, yaşarken kendini kodese koymuş demektir.

Büyükler demişler , “Kem söz söylemeyin, zira vücud bulursa sihir hükmündedir. Ayrıca sihirbazın sihrine gerek yoktur.”

Allah (c c) mü’min , fasık, münafık, kafir herkesin Allah’ıdır. Allahsız insan yoktur. O’nu bilmeyen vardır.. Kalblere nazar eder, günde yüzlerce defa.. Hangi dostun usanmadan hergün yüzlerce defa seni arar, sorar kısacık ömründe.. Hem göçüp gitsen bu diyardan, geride bıraktıklarının hepsine, sana yaptığı muamelesine devam eder, ihmal göstermeden O… Dost ister isen sana sadece Allah (celle celalühü) yeter..

Üstelik seni sevse, tadına doyulmaz. “… gören gözü olurum, o benimle görür, yürüyen ayağı olurum, o benimle yürür, duyan kulağı olurum, o benimle duyar…. Ne dilerse yerine getiririm…” buyuruyor. Kâmına erilmez bu lezzetin. O asla vadinden dönmez.

Bilirim, görünce tanısan O’nu yanından ayrılmak istemezsin. Kölesi, kulu olursun… Ama sen, O değilsin. Haddini, hududunu, sınırlarını bilmelisin. Farkını iyice anlamalısın…

Sen verdiğinin peşine düşer,devamlı hesap yaparsın. O verir, verdiğini de geri almaz, hem de hesapsız verir. O hükmeder, hükmün sahibidir. Sen istersin, talep sahibisin, isteklerin hiç bitmez. Sen çalış, gayret et, çabala ki ola. O, “ol” deyince oluverir.

“Evladım, koşma düşersin, kafanı çarparsın” dersen, çok büyük hata edersin. Hüküm sahibi misin ki, hükmeden söz etmektesin. Hem de belanı arar gibi olumsuz konuşursun. Sırf senin sözünden çocuk kafasını çarpıverir, sihirbaz.

Haddini bilsen “ey sevdiğimin emaneti, koşmamanı istiyorum, kafanı çarpmamanı istiyorum” derdin. Çocuk kendisiyle konuştuğunu zannederken, sen, sevdiğinden küçücük bir dilekte bulunmuş olurdun, O’nunla konuştuğunun farkında olarak..

Ya o sözü ettiğinde seninle ise ve hesapsızca isteğini yerine getiriverirse. “O kalbe nazar eder” deyip, sorumluluktan da kurtulamazsın. Çünkü dil kalbin aynasıdır. Hem kendine, hem etrafına zarar vermektesin. Anlasana .. Tıpkı sihirbaz gibi. Üstelik ilizyon değil, gerçek..

Olumluyu iste ki insan olasın. Allah olmayı bırak..Zerreden küreye olumlu söz söyle de dua olsun sözün. Duaların kabul vaktine denk gelsin de oluversin.. Olur mu?... Olur

Ahmet er Rufai (kadsellahü sırrahü aziz) hazretlerinden işittim. “Bütün dualar makbuldür (kabuldür), acele olmamak şartıyla” buyurunca efendimiz (aleyhis selam), “acelesi nedir ya Resulullah” diye sorar arkadaşları sahabe-i kiram efendilerimiz. “makbul müdür acaba demektir?” buyurur efendimiz.

Yani , dualar muhakkak kabul oluyor. Anlayın artık.. Ve dilinize sahip çıkıp, bir yutkunup sonra söz söyleyin. Kul katından , hüküm kapısına ulaştırın, oluversin..

Ayağa kalkıyor, yürekten saygı ve sevgi yakarışıyla tazimde, nuru her yeri sarsa da ,cephemi Medine’ye dönüp, haşyetle selam veriyorum…es selatü ves selamü aleyke ya Rasulallah ,ya Habiballah....

Baki selamlar


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık