• 03 Haziran 2014, Salı 17:06
Ali İsfendiyarÇakıroğlu

Ali İsfendiyar Çakıroğlu

RİYASET İŞÇİLERİ

Hayalle hakikatin karışmasından doğan, insan ömrünü aşan, uğrunda ölünebilen yüce dilek diye tarif ettik “ÜLKÜ” ‘yü. Ülküsü olana da ülkücü dedik.

İnsan yetkin varlık. Bedeni var; ateş, hava, toprak, sudan mürekkep. Eski dilde anasır-ı erbağa deniyor bu 4 unsura. Bir düzen, bir bütünlük içerisinde milyarlarcasında birlik ve ayrılıklar. Yani benzeşen tarafları da var, hiç birbirine benzemeyen tarafları da var bedenlerin.

Her insanın ruhu var, nefsi var, aklı ve zekâyı da kattık mı bedenle birlikte insan vücudu diyoruz buna.

İnsanın mahiyetinde hedefe âşık ( meftun ) değerin adına zekâ diyoruz. Toplumsal, sosyal, matematik, pratik gibi vasıflarla isimlendirsek de, bir noktadan başka bir noktaya ulaşmaya zekâ diyoruz. Hedef tutan değer yani, tutulan hedefle alakalı isimlendiriyoruz.

Zekâ kullanılandır, kullanan akıldır.

Kullanıcı akıl; dini literatürde, beynin fonksiyonlarına denmiyor. Kalbin durumuna göre tasnif ediliyor. Akl-ı meaş, akl-ı mead, akl-ı nurani, akl-ı kül, akl-ı min şerefe diye isimlendiriliyor. Her akıl Allah’ı bilişine,  O’nun nizamını kavrayışının şiddetine nisbet ediliyor.

“ Farkında değildim, sanki biliyor gibiydim, zaten de öyle oluyormuş, şimdi katiyetle kavradım. Bildim, buldum, anladım, onunlayım” zevkinin sükûnete dönüşmesi, aklın kemalatı oluyor. Bir anlamda kelime anlaması değil halin anlaması…

Her şey O’nun ve O’ndan. O’ndan geldik yine O’na döndürüleceğizi akletmek, Allah’ın yanında kıymet buluyor.

Beyin değil kalp dedik ya; işte beden mülkünde, hükümranlık hakkı bulunan kalp makamına ruh oturuyor. Tahta oturan ruh mutlak hükmedenden emir üzerine olduğu için, şüphesiz, dosdoğru hükmediyor.

Kalpte gezinmesine ruhsat verilmiş şeytan, iğva vermek cihetinde faaliyette bulunmasına karşılık, ruha tesiri kesinlikle olamamakta, apaçık düşman olmakla birlikte, kati ve mutlak bilgi sahibi ruhun karşısında aciz kalmaktadır.

Ruhun hizmetinde çalışan vezirler, onların yardımcıları, her şey ahenk içinde nizama uyuyorlar. Ruhun hükümdarlığındaki vücut Allah’ın yeryüzünden halifesi oluyor. O’nun adına iş yapıyor.

Bu cümleden olarak Allah’ sız insan yoktur, Allah’ı bilmeyenler olabilir tespitinde bulunmalıyız.

Ve ülkücüler Allah adına yeryüzünde hükmeden insanlardır. Bütün insanlar da ülkücü olabilir.

Lakin biliriz ki, insanlardan az bir zümre ülkücü olmaktadır. Çünkü en büyük resmi tesbit her akla sığmaz. İdraki nisbetinde az veya çok yüce değerleri anlayan, anladıklarını inanmakla taçlandıran insan, inandıklarını da hayatı edinebilmelidir.

Yani insanlar içinde bir kısmı bir şeye inanırlar. İnanlar içerinde, yine bir kısım insan, inandığını hayatı edinebilir. Hayatı edindiğini diğer insanlarla da paylaşabilenler, başka bir deyişle teşkilatlandırabilenler daha da az bir zümredir. İş burada da bitmez.

Teşkilatlandırdığı şeyi muhafaza edebilmek işi bu zümreyi daha da azaltır. Bu işçiliğe riyaset işçiliği, işçilerine de reis diyoruz. Hükümdarın işini yaparak insanlığı muhafaza edenler…

            Neticede insanlar içinde derece, derece ülkücüler az sayıda olurlar. Lakin kaliteleri, ihata edişleri, hükümranlıkları bakımından bütün insanlığı temsil niteliğindedirler. Zamanlara sığmazlar, solukları asırlara uzanır. Bedenleri toprağa karışsa da ruhları diridir.  Dünya hayatına tesir edip, bütün insanlığa soluk olurlar. Ruhtan aldıkları için, hedeflerine ulaşırken, bahası ölüm olsa bile karşılarına çıkan bütün engelleri aşacak çareleri, çözüm yollarını bulur, hedefi temin ederler.

            Bunlar Allah’ın adamlarıdır. Allah bilirler, Allah’ça konuşur, Allah’ ça yaşarlar, yaşatırlar…

            Asla Allah münkiri olmazlar, O’nun hoşuna gitmeyen işleri de olmaz. İyilik, güzellik, edebilik kavramlarının sınırlarını bilişlerinden ahlakları mütemmimdir, güzeldir.

            Özetle ülkücü insan Allah adamıdır. Ülkücüler O’nun işini yaparlar. Tuttukları hedefleri Allah tasdik eder. Çünkü hedefi veren de Allah’tır. Her durumda galib olurlar. Çünkü Allah vermek istemese, istek de vermezdi. Ölüme sevinçle koşarlar. Çünkü sevdiklerini kendi kıskançlık kanatları altına alır Allah.

            Bütün insanlık onlardan saadet, sıhhat, afiyet, sağlık, mutluluk az cümle ile muradlarını bulurlar. Bütün insanların haklarını muhafaza ederler.

            Ülkücüler insanlığın gözbebeği, neşesi, yaşam kaynağı, yapı taşıdırlar. Ülkücülerin soluk vermediği yaprak kımıldamaz.

“ Bu kadar kolay mı” demeyin” evet çok kolay… Lakin bu düz anlatımın içinde inişler, yokuşlar da var.

Büyük resimde öyle ayrıntı gibi görünen konular var ki, iyice kavranmazsa nizam yıkılır, hatalar çoğalır, araya giren perdeler yüzünden hedeften uzaklaşır, resmin netliğini kaybederiz.

Badireleri çok, hedeflere ulaşıldıkça değeri artan varlık sebebimiz…

Dosdoğru, halis hedeflerde buluşmak dileğiyle…

Baki Selamlar…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık