• 13 Ocak 2015, Salı 21:34
Ali İsfendiyarÇakıroğlu

Ali İsfendiyar Çakıroğlu

Ayna
Resullullah (sallallahu aleyhi vesellem) Efendimizin “Merhametlilere Allah merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhametli davranınız ki, göktekiler de size merhamet etsin.” diye buyurduğu rivayet olunuyor.

Bu hadis-î şerifte, Allah’ı bilmenin (ilm-i billâh) gizli sırları vardır. Efendimiz aleyhisselâm , insanın, göklerde bulunan ruhanî varlıkların merhametini elde edebilmesi için, yeryüzünde bulunan cümle mahlukata merhametli davranmasını emir buyurdu. Çünkü gökler, Rabbânî rahmetlerin güzergâhı ve rahmanî feyizlerin bulunduğu yerdir. Allah’ın sırlarını, yarattıklarına taşımakla görevli kılınmış meleklerin makamıdır.

Allah Teâlâ (c.c.), rahmeti, rızık dağıtan meleğin taşıdığı sırrın içine attığında, rızık hoş (temiz, helâl, bereketli) olur. Amelleri kaydeden meleğin taşıdığı sırra atarsa, o kişinin günahları silinir. Hafaza meleğinin taşıdığı sırra atarsa, yardım eder ve yumuşak davranır.

Rahmet, ârifin hali ve onun kalbinin, Rabb’inin katına yükselmesidir. Allah’ın ârif kulları, alemlerin Rabb’inin mahlukatına duyduğu rahmetin bir göstergesidir. Zaten O, merhamet sahiplerinin en merhametlisidir.

Her şeyin bir anahtarı vardır. İlmin anahtarı da soru sormaktır. Allah Teâlâ , Kur’an-ı Kerim’de (Nahl (16) 43) şöyle buyurmuştur.

“ Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun…”

Kim dedi? Allah dedi.. Kime dedi? Cebrail aleyhisselama dedi.. O kime dedi? Peygamberimiz Muhammed Mustafa’ya (ona bakî selam olsun) dedi.. Ne dedi? Ne zaman dedi? Ya da akla gelebilecek başka sorular, sorular. Sormakta ayıp, kusur, edepsizlik filan yok. Hatta emir var. Allah Teâlâ “sorun” buyuruyor. Emir ise , edepten de üstündür…

Her ilmin bir tedrisat yolu vardır. Din ilmi nakle dayanır. Yani tedrisatının yolu nakildir. Ana cadde bu yolla intikal eder. Kestirme yollar, tali sokaklar da var mıdır? Vardır, lâkin , hiçbir yol da, bu ana caddeyi reddetmez, tasdik eder. Bir beldeden nakil kesilirse, ilim de çekilir.

Yeryüzünden Allah ilmini çekmeyi dilediği zaman, alimlerini çeker…. Onun için sağlıklarında bilenlerden istifade yollarını aramak gerekir..

Hele Allah’ın “ilim” tecellisinin hakim tecelli olmadığı zamanlarda, adalet muhal olduğu için, adalet talebi, ümmet-i Muhammed’e zulüm olur. Böyle vakitlerde ve ilmin çekildiği beldelerde iltimas yollarının açılması elzem olur..

Benim gibi, tanıdığım bildiğim binlerce yazar-çizer, araştırmacı da, dinî ilimleri bilmez, eğitimi yoktur.. Yani bizler dinî ilimlerin referansı değiliz.

Kendimizce, ayet-hadis deyip dinin referansları ile yorumlar yapıp duruyoruz. Ve bir algı sunuyoruz. Samimiyet bu sahada temel ölçü olmak zorunda.. Ortaya koyduğumuz anlam; temiz, müslümanca bir idrak midir,yoksa aklımızı, ruhumuzu, zekâmızı ya da bedenimizi karmaşaya sokar mı? Bu, bizde bulunması gereken vicdan muhasebesidir. Maksadım bu muhasebenin yapılabilmesidir.

Sadece vicdanla değil, aynı zamanda olgun bir dimağla doğru sorular sormak da yeterli olmamakta, kime sorduğumuz da önem kazanmaktadır.

Kalbi seyri dar olan bir alime göre mutlak kader denilen bir konunun, kalbi seyri engin olan bir alimin nazarında muallak kader konusu olduğunu görebiliyoruz. Bu noktada Allahın tasdiki ve yad etmesine gözümüzü dikmek zorundayız. Mihengi bu.

Gelelim mevzumuza.. Soru sormaktan bahsediyorduk. Evet, soru sorun ki bilin. Bilin ki, hür olun…

Hürriyet, bağımsızlık diyoruz, çokları, baskılara karşı koymak (direniş) mücadeleleri ile karıştırıyor. Kendini, inandığı gerçeklikle ifade etme eylemleri, düşünceleri anlaşılmalıdır “9 Işık Doktrini” nin bir maddesi HÜRRİYETÇİLİK’ten..

Ana kaynağımız İslamiyet olan ideolojimizin, zamanımızdaki anlamlaşma biçiminin temel bakış açısına, başbuğumuz Alparslan Türkeş tarafından düzenlenip ifadesini bulan “ 9 Işık Doktrini” diyoruz. Yani ülkücü hareket, doktriner bir harekettir.

Yeterli gücü temin edinceye kadar “müdahaleci” olan ülkücü hareket, “İNKİLÂPCILIK” özelliği ile kendini yetkin olarak ifade edecek karakterlidir.

“Hürriyetçilik” , “İnkilâpcılık” asla vazgeçmeyeceği, birey ve toplumun zamanımızdaki ihtiyaçlarına cevap veren temel bakış açılarındandır.

Tarih boyunca, bizi muhafaza edip güçlü kılan kaynaklardan beslenemediğimiz için şaşkın ve güçsüz kalıyor, hürriyetimizi muhafaza edemiyor, muhteşem inkilâbımızı gerçekleştiremiyor, başıboşluk içinde kalıyor, sağlıklı, hedeflerine kilitlenmiş toplum olamıyoruz.

O halde sormaya başlayalım… Ki , insanın kıymeti , sorusunun mahiyeti ile alâkalı edindiği işlerdir. Bu işlerin denetlenebilirliği “TOPLUMCULUK”u oluşturur.

Hem soralım, hem de doktrinimizin aynasından kendimizi seyredelim. Sadece fayda gözlüğü ile seyrimiz yeterli değil, aynı zamanda hikmet yoluyla gerçekliğimizi masaya yatırıp, “kendimiz”le bağı kurmalıyız..

Bakî selamlar



MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık