Yalan Söylüyorsunuz, Samimi Değilsiniz…

Her tarafınız riya, her tarafınız yalan.

Eğer bugün bu söylediklerinizde samimi olsaydınız, genel seçimlerden önce geçirilen mahalli ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinden aldığınız vaziyeti adam gibi alır, gelecek genel seçimlere %25 oy tabanıyla çıkardınız.

Mahalli seçimlerde Mansur Yavaş’ı Ankara’da, Ahmet Vefik Alp’i İstanbul’da aday gösterir, %17’lerde bitirdiğiniz seçimi, %20’nin üzerinde bir rakamla bitirirdiniz. Cumhurbaşkanlığına Meral Akşener’le girer en az %25 oy alır MHP’nin %25’in üzerine çıkabildiğini millete inandırır, %25’nin üzerinde cumhurbaşkanlığı oy oranıyla genel seçimleri karşılardınız.

Eğer samimi olsaydınız Türkiye’nin en kritik seçimi öncesi Engin Alan’a, Sinan Oğan’a aday olmasınlar haberi göndermezdiniz. Tunceli’den aday olan Namık Kemal Zeybek’in, İstanbul’dan aday olan Azmi Karamahmutoğlu’nun adaylıklarını kabul etmedik diye basına servis yapmazdınız. Aday göstermez, seçim öncesi ülkücüleri tartıştırmazdınız.

Samimi olsaydınız, İstanbul’da %4,5 oy alan Abdurrahman Başkan'ı Tokat’a, Ankara’da %9 oy alan Mevlüt Karakaya’yı Adana’ya göndermezdiniz. Oktay Öztürk’ü Mersin’e, Şefik Çirkin’i Hatay’a koymazdınız.

Samimi olsanız, mahalli seçimlerde %8 oy almış Cemal Enginyurt’u Ordu’ya aday yapmazdınız.

Samimi olsaydınız, İstanbul’un seçilebilecek tüm yerlerine kontenjan adayları koyarak seçime girmezdiniz.

Samimi olsaydınız, ülkücü hareketin en çilekeşlerinden Alpaslan Alpaslan’ı önce genel merkeze danışman yapıp, sonra 11. sıraya koymazdınız.

Yıllardır bu harekette yetişmişler, bir yere kaçmasın diye kendini yırtan Erdem Karakoç listede 7. sırada olmazdı.

4 madde diye derdiniz yoktu, hiç olmadı. Gözümüze baka, baka yalan söylediniz. 4 madde diye derdiniz olsaydı, CHP koalisyona girsin diye yırtınmazdınız. 4 madde diye derdiniz olsaydı, Güneydoğu teşkilatlarını kapatmazdınız.

4 madde diye derdiniz olsaydı, aynı bahçenin gülleriyiz diye teraneler söylemezdiniz.

Sizin 4 madde falan diye derdiniz yok. Vazifeleriniz var, vazifelerinizin başında da ülkücü hareketi tasfiye etmek var. Tasfiye edemiyorsanız kontrol etmek var. Kontrol edemiyorsanız Türkeş fikirlerini, Türkeş duruşunu sulandırmak, etkisiz hale getirmek var. Türkeş kadrolarını acizleştirmek, itibarsızlaştırmak var.

Sizin şehit cenazeleri gelecek diye yüreğiniz yanmıyor. Sizin ekonomi batacak diye derdiniz de yok, bunlar şimdi de yok olmadı, hiç yoktu.

Sizin vazifeleriniz var. Nerden, ne sebeple kontrol ediliyorsanız, kontrol edildiğiniz yerlere sorumluluklarınız var.

Artık çevirdiğiniz bütün fırıldakları biliyoruz. Bundan sonra yapabileceğiniz tezgâhları da fark ediyoruz.

Oyun bitti. Oyununuzu kendi ayağınıza dolandırarak kendinizi bitirdiniz.

Şimdi sıra Türkeş yetiştirmelerinde, şimdi sıra ülkücülerde.

17 yıldır eziyet ede, ede yok edemediklerinizde.

Önce maskelerinizi düşüreceğiz, sonra 7 nesliniz bile sokaklarda gezemez hale gelecek. Yaptığınız bütün zulümler fitil, fitil burnunuzdan gelecek, getireceğiz.

Ve yürek sözümüz ülkücülere;

Ey ülkücüler, birbirinizin hatasını görmekte gece gibi olun.

Ey Türkeş’in bozkurtları sabırlı olun.

Bu dava Allah’ın (c.c) davasıdır. İman edin, sabredin. Bu davanın tapusu toprağa düşenlerdedir. Bunun için bir olun, beraberliğinizi asla bozmayın.

Size sunulan makam havuçlarına kanmayın. En az size zulmedenler kadar sabredin.

Ve ey Balgat kaybettin. Bu saatten sonra kaçmak isteniz de, kaçamayacaksınız.

Ülkücü irade önünde hesap vereceksiniz. 17 yılın faturasını ödeyeceksiniz.

Bu 17 yıl yaşanırken kazanılan tecrübeleri hiç unutmayacağız. Son yaşanmışlıklarla, önceki tecrübeleri birleştireceğiz, büyük Türkiye’yi, Kadim Turan’ı kuracağız.

Bitmedi, devamı hemen yarın.

Balgat haricileri sağlıcakla kalın.

YORUM EKLE