Ya Birlik, Ya da Birlik !

Yanlış dil, yanlış düşünce sonucunda gelinen yer; alan hâkimiyetini kaybettik itirafıdır. Sayın bakanın şuurdan azade, basite indirgeyip "alan" dediği yerin bin yıllık vatan olduğunu ve her çakılı için halen bedel ödendiğini hatırlatmak isterim. İstifa etmesi de onurunun gereğidir.


Dil, düşüncenin hayata geçirilmesinin önemli, hatta tek aracıdır. Bu cihetle maksada uygun doğru dil kullanılırsa netice hasıl olur. Düşüncenin ifadesinde doğru kavramlar seçilmezse, niyetler halis olsa da sonucun olumsuzluğu tabiidir. Düşüncenin doğru kavramlarla ifade edilmesi toplum-bilimi, felsefe ve etik bilimi açısından çok daha önemlidir. Kavramların altını veya karşıtını bu bilimler çok yönlü olarak derin irdeler. Dolayısıyla toplumu, bireyi, devleti, müses nizamı, hukuku, ahlakı, sosyal, siyasal olayları ifade ederken kavramların seçimine ve üsluba azami dikkat gösterilmelidir.

Güneydoğumuzda uzun zamandır devam eden, bugünlerde yurt sathına yayılma eğilimine giren bölücülük meselesinin yanlış üslup ve kavramlarla ifade edilmesi çözümü zorlaştıran unsurlardan biridir. Kullanılan dil ve kavramlar, tanımlamalar; ağzı olan konuşuyor tekerlemesine tamda uyar durumda.

Bölücülüğü kürt meselesi olarak ifade etmek en yalın ifadeyle ihanettir. Birlik anlayışına sahip kürt vatandaşlarımızı inciten, kardeşlik hukukuna kasteden bir anlayıştır. Hatta bölücülüğü Kürt meselesi addeden zihniyet, Türkiyede TÜRK meselesi yaratmak isteyen bir zihniyettir. Biraz daha zorlarlarsa maksatlarına ulaşırlar. Ancak uyuyan dev uyanınca onları kurtaracak gücün olmadığını da bilmelerini isteriz. Üzerine basa basa, altını çizerek bir daha söyleyelim; Türkiyenin Kürt meselesi değil, bölücülük meselesi vardır.     
                                                   

Bölücülük niyetini, hedefini özerklik, otonomi gibi yumuşak söylemlerle peşin peşin "ayrılık" diye ortaya koyuyor. Buna mukabil ayrılığa karşı çıkış "birliktelik" kavramıyla ifade ediliyor. Oysa birliktelik kavramı birliği bütünlüğü ifade eden bir kavram olmaktan öte ayrılık kavramının yumuşak ifadesidir. Bu kavramı kullanırken niyet ne kadar halis olursa olsun, on asrı aşan "tarihi birliğin" temeline dinamit konduğunun kimse farkında bile değil.

Birliktelik, bütünün soyutlanması, parçalara indirgenmesi halidir. Bütünün parçası nesnelerin süreli, sınırlı, şartlı, durum ve duruş farklılığına açık mekanik ve maddesel ilişkisini ifade eder. Parçaların varlığını telkin ve kabule zorlayıcıdır. Bütünün yok olmasının peşin kabulüdür.

Bölücülüğün öncelikle bütünlüğü temsil eden üst kimliği ve üst kimlik çerçevesindeki değerler manzumesini hedef almaktaki maksadı; birlikteliğe razı etmek fikrine dayanır. Devlet erkini temsil edenlerin, siyasilerin, birliktelik kavramını kullanması PKK’nın ilk kazanımı oldu. Bu kavramın kullanılmasını zaaf olarak gördü ve kullandı. Böylece bölge halkı üzerinde daha müessir olması imkânı verildi.

 

Hatırlanacağı üzere Alpaslan Türkeş bir televizyon programında birliktelik kavramını kullanan bir HADEP milletvekilini "Ne birlikteliği? Biz biriz, bütünüz, etle tırnak gibi kaynaşmışız" diye susturmasının birliktelik kavramının arka planda ayrılık ifade etmesindendir.

 

Özellikle Ak parti iktidarında başta Başbakanlar, bakanlar olmak üzere bütün parti sözcülerinin ve konuşmacılarının gerek meclis içindeki ve meclis dışındaki konuyla ilgili konuşmalarının; bütünleştirici Türk milliyetçiliği yerine, "birliktelik" kavramı çevresinde, mikro milliyetçilikleri kışkırtıcı ortak bir dil kullandığı görülüyor. Bilerek uygulanan bu tercih bir anlamda Ak parti yönetiminin şuuraltının yansımasıdır. Öcalan'ın dillendirdiği PKK dayatmaları karşısında tavizkar tutumu bu şuuraltının tezahüründen ibarettir. Basına yansıyan eski istihbarat dairesi başkanının otonomi ilanı ile ilgili açıklamaları, HDP yöneticilerinin "ekonomik özerklikte istiyoruz şeklindeki açıklamaları verilen tavizlerin boyutunu gösteriyor olmalıdır. 

Yaşanan bunca olaydan, bunca acıdan ders alınması, kullanılan yanlış dilin terkedilmesi, seçim kazanmaya dönük yanlış politikalardan vazgeçilmesi iyi niyetli dileğimizdir. Vatanın kaybedilmesi pahasına seçim kazanma hırsı, bedelini milletin ödediği  akıl fukaralığıdır.

 

Oysa doğru olan "tarihi birlik" kavramıdır. İnancımızdan, vahdet anlayışımızdan beslenen,  manevi kavrayıcılığı, kuşatıcılığı olan birlik kavramıdır. Birlik kavramı, Türk dilinde, Türk düşüncesinin milli olma arzusunun en yüksek ifade biçimidir. Bireyler arasındaki ortak yaşama arzusu birlik kavramıyla içselleştirilebilir. Bütünlüğün en anlamlı ifadesidir. Tıpkı derelerin, ırmakların olanca hızıyla akıp, önüne kattığı her şeyi sürüklerken; birleşip kaynaştığı, durulup sakinleştiği denizdir. Bu bakımdan da Türk tasavvufunda deniz; mutlak varlığa, bire ulaşmanın, birliğin, vahdet ruhunun remzidir.

 

Mutlu bir gelecek için hep birlikte; ya birlik, ya da birlik başka yolu yoktur demeliyiz. Bin yıllık vatanda tarihi birliğimizin değerini bilmeyen emperyalizmin maşaları Ortadoğuya, Balkanlara bakıp emperyalizmin gelecekte onlara yaşatacağı acıyı şimdiden görebilirler.

 

YORUM EKLE