Vatanımızın renkleri (2)

 Sevgili okuyucularım, bugün size Aziz vatanımızın bir diğer milleti olan Rumların geleneksel ve dini bayramlarından bahsedeceğim. Bu dini bayramlar çeşitli milletten oluşan insanlarımızın çağlar boyu başlarından geçen tarihi ve doğal olaylar sonucu şekillenmiştir. Bu kültürel törenler ve gelenekler insanlık sosyolojisi için çok önemli değerler taşımaktadır. Rumların kutsal günleri tek bir gün de sığmadığı için bunu iki gün şeklinde yayınlayacağım.

Ta Fota bayramını Rumlar 6 Ocakta İsa'nın vaftiz edilişini kutlar. Bir din adamı, tahta bir haçı suların kutsanmasının simgesi olarak suya atar. Gençler suya atlayarak bu haçı çıkarmak için birbirleriyle yarışırlar. Haçı suda bulup çıkaran genç, bir altın zincir ve bir haçla ödüllendirilir. Yüzyıllardır Boğaziçi kıyılarında yapılan bu tören, son yıllarda Çengelköy'deki Aya Yorgi ve Yeşilköy'deki Aya Stefanos Kilisesi'nin önünde yapılıyor.

Protohronia ise Rumların, takvim yılının başlangıcı olan 1 Ocak'ta İsa'nın sünnetinin kutlamasıdır. 31 Aralık akşamı çocuklar, Noel'de olduğu gibi ev ev dolaşır, Noel şarkıları söyler, armağan ve para toplarlar. Yılbaşı gecesi hindi yenir, dans edilip eğlenilir. Yıl boyunca uğur getirsin diye evde, işyerinde nar kırılır. Rumların bir geleneği de bu günde, Sakız Adası'ndan getirilen sakızla (mastika) yapılan, üzerinde yeni yıl yazan yuvarlak yılbaşı pidesi pişirmektir. Rumlar, Noel Baba olarak bilinen Patara doğumlu Aziz Nikolaus'u 6 Aralık'ta anarlar ve onun denizlerin koruyucusu olduğuna inanırlar. Dünyadaki bütün çocuklar, denizlerin yanı sıra çocukların ve hayır kurumlarının da koruyucusu Aziz Nikolaus'un yılbaşı gecesinde kendilerine armağan getireceğini bilirler. Ancak Rum çocukları, kendilerine yılbaşı sürprizini hazırlayan azizin Vasilios olduğuna inanırlar.

“Ton Psihon” gününde mezarlıkları ziyaret eder ve ölülerinin ruhuna ayin yaparlar. Bu günde badem, ceviz ve buğdaydan yapılan bir tür helva (Koliva) yenir.
Rumlar, karnavalı Paskalya Yortusu'ndan 40 gün önce kutlar. Buna Apokries denir. Büyük Oruç'tan önceki üç gün aralıksız eğlenilir. Partiler düzenlenir, herkes kılıktan kılığa girer, maske takar, bol bol yemek ve içki tüketilir. Yıllar önce, rengârenk giyinmiş, maskeli insanlar sokaklarda karnaval geçidi yaparlar ve süsledikleri karnaval kuklasını ateşe verirlerdi; bugün yalnızca yemek davetleri, eğlenceli toplantılar düzenleniyor.

Rumların, 40 günlük Paskalya orucunun başlangıcına ise Tessarakosti denir. İlk gün hiçbir şey yemeden ve içmeden oruç tutulur. Bunu izleyen 5 hafta boyunca, hayvansal gıda içermeyen yemekler yenir. Orucun son haftasında sadece suda haşlama sebze ve özellikle, Meryem'in gözyaşlarını temsil ettiği varsayılan mercimek yenir. Paskalya gününde, "Mağiriça" denen, içinde her türlü sakatatın bulunduğu bir çorba yapılır. Ayrıca sene boyunca özellikle manastırlarda, İsa'nın tutuklandığı gün sayılan çarşamba ve İsa'nın can verdiği günü temsil eden cuma günlerinde kırmızı et yemekten kaçınılır.

İsa Mesih'in Kudüs'e girişi, halkın onu zeytin dalları ve mersin dalları ile karşılamasını kutlarlar. Bu günün ismi Vayiondur.

Büyük Perhiz'den sonra gelen Paskalya haftası, İsa Peygamber'in çarmıha gerilişi ve ölümü haftasıdır. Rumlar, İsa'nın çarmıhta can verdiği Cuma günü perhiz tutar, et ve hayvansal gıda yemez. Cumartesi gecesine dek yas tutulur. Cumartesi gecesi cemaat kiliseleri doldurur ve tam saat 24.00'te herkes bir mum yakarak İsa'nın dirilişini kutlamaya başlar. Gece yarısından sonra eve dönüldüğünü kırmızı yumurta tokuşturulur. Paskalya pazar günüdür (2001'de 15 Nisan). Öğle yemeği için zengin bir sofra kurulur. Saç örgüsü biçiminde yapılan Paskalya çöreği ise günün vazgeçilmez yiyeceğidir.

Bugünlük rumların kutsal bayramlarının bir kısmını size aktarabildim. Yarın ise geri kalan kısmını size anlatmak istiyorum. Sevgiyle kalın...

YORUM EKLE