Varlığımız, Varlık Fonu' na Armağan Olsun…

Hepimizin gözü aydın olsun. Az tartışma konumuz vardı, bizi birbirimizle kavgaya götürecek tartışmalar yaptıran az neden vardı sanki şimdi bir de nur topu gibi “Varlık Fonu” meselemiz oldu. Peki nedir bu Varlık Fonu, bizler Beşiktaş-Fenerbahçe maçına, Van Persie ve Tosiç’ e dalmışken ne bulduk kucağımızda bilmek, anlamak ve fikir sahibi olmak bunu da sizinle paylaşmak adına araştırma yaptım. İlk iş olarak Hükümet kanadında çok sevdiğim fikirlerine değer verdiğim bir ağabeyimize sordum. Nokta ve virgülüne dokunmadan bana anlattığı Varlık Fonu’ nu sizlere aktarıyorum.

“Varlık Fonu Refah Yol döneminde ki Havuz sisteminin bir benzeridir. Artık Devlet başka bankalardan faizle borçlanmak yerine kendi kaynaklarından, borç almadan yatırım finansmanlarını sağlayacak. Varlık Fonu, çeşitli finansal varlıklara yatırım yaparak gelirini artırmayı hedefleyen, devletin sahipliği ve yönetimi altında çalışan bir fon olacaktır. Bütçe fazlaları buraya aktarılacak ve bu fonla yerli ya da yabancı bazı finansal varlıkları satın alıp gelirini artırmaya çalışarak gelecek kuşakların refahını artıracaktır. Ülke ekonomisinin, konjonktürel etkilerden kurtularak istikrarlı bir biçimde işlemesini sağlamak ve gelecek kuşaklara refah aktarabilmek adına mükemmel ama geç kalınmış bir adımdır.”

Evet, iktidar kanadı Varlık Fonu’ nun kurulması ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin elinde kalan son varlıkların bu fona devredilmesine mükemmel ama geç kalınmış bir adım olarak bakıyor, peki gerçekten öyle mi? Ben fikirlerimi yazayım sizler karar verin.

Türkiye Varlık Fonu Yasası’ na göre bu fona aktarılan kamu kurumları üzerinde iktidarın denetimsiz bir şekilde yapabileceği uygulamalar şöyle ortaya çıkmaktadır;

1-       Bu şirketlerde ki kamu paylarını istediği gibi satabilir.

2-       Bu kurumların almış oldukları sermaye piyasası araçlarını, fon katılma paylarını, kira sertifikalarını, gayrimenkul sertifikalarını, yabancı yatırım araçlarını ve her türlü yatırım araçlarını satabilir. Aynı şekilde istediği yatırım araçlarını da satın alabilir.

3-       Varlık Fonu’ na aktarılan kuruluşların her türlü para piyasası işlemlerine de iktidar kendi çıkarları doğrultusunda yön verebilir. Kamu kuruluşlarının bütçe dengeleri değil, iktidarın parasal kaynak ihtiyacına yönelik olarak kamu zararına uygulama kararları verebilir.

4-       Hem Ulusal hem de uluslar arası piyasa da her türlü ticari ve finansal işlemi yapabilir.

5-       İstediği projelere kaynak yaratmak adına dış proje kredisi bulabilmek için yani yurt dışından para bulmak için bu kamu kuruluşlarını rehin, ipotek verebilir.

6-       Fona aktarılan kamu kurumlarının taşınmazlarını dilediği gibi satabilir. 

 

Daha 15 Temmuz aydınlatılmamış ve FETÖ’ nün siyasi ayağıyla alakalı hiçbir şey ortaya çıkarılmamışken, ülke çok önemli bir referandum sürecine girmişken bu kadar geniş yetkiler ile oluşturulan “Türkiye Varlık Fonu” beni ülkemin geleceği adına rahatsız etti. Üstelik Varlık Fonu’ nun tüm işlemlerinin Sayıştay, TBMM ve Kamu İhale Kurumu denetimlerinin dışına çıkarılması bu fonla alakalı aklımda onlarca olumsuz soru oluşmasına sebep oldu.  Ayrıca Varlık Fonu’ nun işlemleri ve kararları KİT mevzuatı, Devlet Personel Düzenlemeleri ve Rekabet Kanunundan da muaf kılındı. Bunlara ek olarak işlemlerinden her türlü vergi ve kesinti de kaldırıldı. Yani yapılacak satışlarda alıcılara çok büyük vergi muafiyeti getirildi.

İşin özü Hükümet kısa vadeli borçlarını ödemek, acil durumlarda ihtiyaç duyulacak ek parayı bulmak ve yapacağı yatırımlara kaynak bulabilmek için “ek borçlanmaya” gidiyor. Borçlanmak içinde karşı tarafa teminat olarak bütün varlığını gösteriyor.

Ne diyelim,

Varlığımız, Varlık Fonu’na Armağan Olsun…

YORUM EKLE