Üretmeden Tüketmek Türkiye'ye Mahsustur!

 Üretimin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir!
 
İnanç dünyamızda da “Almadan Vermek Allah’a Mahsustur” deriz.
 
Ekonomi biliminde ise üretimin karşılığı tüketimdir. Bir başka ifade ile arz ve talep bir birinin kardeşidir!
 
Ekonomi derslerinde okutulan teorilerden bir de David Ricardo’nun “Mukayeseli Üstünlükler “ teorisidir. Bu teori basit anlatımla her ülkenin  avantajlı olduğu malı üretmesi, dezavantajlı olduğu malı ise o malı avantajlı olarak üreten ülkeden ithal etmesini ifade eder.
 
Üretim denince ilk anda akla gelen mal/emtia üretimidir. Ancak bugünün dünyasında “Hizmet Üretimi” at başı gitmektedir. Dünyanın en güçlü 100 şirketi içinde hizmet üretimi şirketlerinin yeri her geçen gün sağlamlaşmaktadır!
 
Bu yazı bir ekonomi yazısı değildir! Ancak bugün uzun süreden beri üretim ekonomisinden uzaklaşmış, yerini tüketim ekonomisine bırakmış bir Türkiye ile karşı karşıya olduğumuzun da farkında olmak mecburiyetindeyiz.
 
Henüz kendi markalarını öne çıkartamayan Türkiye’de dünyanın bütün markaları cirit atmaktadır. Mal/emtia sektöründe tekstilden, otomobile cep telefonuna, hizmet sektöründe ise bankacılık/sigortacılık sektöründen yazılım programcılığına, emlak hizmetlerine kadar birçok sektörde de durum farklı değildir!
 
Son BTK verilerine göre Türkiye’de cep telefonu faturalı ve ön ödemeli hat sahibi vatandaşımızın sayısı 70 milyon 225 bin 517’dir.Türkiye’nin nüfusu ise TUİK verilerine göre 76 milyon 667 bin kişidir.
 
Dünyanın bütün cep telefonu markaları Türkiye’yi işgal etmiş durumdadır. Her yeni modelin çıkışında bayilerin önünde gece yarısı kuyruklar oluşmaktadır!
 
Otomobil sektöründe de durum farklı değildir!
 
Özellikle Türkiye 1980 yılından sonra kademeli olarak üretim ekonomisinden tüketim ekonomisi tuzağına çekilmiştir.
 
Mukayeseli Üstünlükler teorisine göre geçmişte Tarım sektöründe birçok üründe lider ülke durumunda olan Türkiye bugün saman, mercimek, patates, canlı hayvan, karkas et ithalatçısı bir ülke konumundadır.
 
Dünün yeşil Bursa’sı bugün beton Bursa’ya dönmüştür. Son on yılda üç Van Gölü büyüklüğünde sulak arazi bugün kurumuş arazi halindedir.
 
Velhasıl mal/emtia üretimindeki mukayeseli üstünlüğünü kaybeden Türkiye, dünyada gelişen hizmet sektöründe de yerini alamamıştır.
 
Evet! Ülke olarak içinde bulunduğumuz hal “ Üretmeden Tüketmek Türkiye’ye Mahsustur” sözü ile özetlenebilir!
YORUM EKLE