Ülkücüyseniz Bu Oyun Ya Bitmeli, Yada Bitmeli.

 Devlet, yöneten bürokrasidir. Siyasetin çatısını da kendine tabi olan çapsız siyasetçiyle bu bürokrasi şekillendirir. Tâbî olmayanlar ne kadar dürüst, ne kadar kaliteli, ne kadar vatansever, ne kadar milliyetçi, ne kadar vizyon sahibi olursa olsun geçit vermez, yol aldırmazlar. Dirayetiyle, şahsiyetiyle, fikriyle toplumu kucaklayan siyasetçi; bu basiretsiz, beceriksiz, yeteneksiz, şahsiyetsiz sorumluluktan kaçan yöneten bürokrasi için en tehlikeli kişiliktir. Ahlakına, vicdanına emanet edilen, hukuku hiçe sayarak kullandıkları yetkiyle; toplumun bütün katmanlarında olduğu gibi siyasette de en ahlaksızı, en yeteneksizi, en müptezel, en kirli kişiliği bulup çıkartır toplumun önüne. Çünkü ancak onu kullanır, yönetir, yönlendirebilir. Çapı ancak onu yönetecek kadar kadüktür. Ahlakı ancak onunla bağdaşabilir.

Özellikle ahlak, vicdan konusunda yivsiz-setsiz oldukları için, tercih ettiklerinde de ahlaktan, vicdandan eser aramaz, köşeli, şahsiyetli kişilikleri iftiralarla, kumpaslarla siyasetin dışında tutmak için yol verdikleri çapsızlara her türlü desteği sağlarlar. Onların istediği yönetilmeye teşne, çapsız bir siyasi yapıdır. Fakat bu siyasi yapı onlar istemeseler de uluslararası üst aklın programlarını uygulamasına zemin oluşturduğu için düşünen insanların bunlarla ilgili şüphesi oldum olası süregelir. Zaten ahlak, vicdan sahipleri de uluslararası üst akla hizmet edeceğinden şüphe duyulmayan böyle bir siyasi zeminde bu vasatlara iradesini teslim etmez.

Vasatlar, altına sandalye sürüp İradesini teslim aldığından tek şey bekler; eğri, doğru demeden verilen emirlere itaat edilmesi, normal yollardan durdurulması mümkün olmayan fikirlerin çürütülüp halk nezdinde bitirilmesi, bu fikirlere sahip toplumların birbirine düşürülerek bölünüp parçalanmasına yardım edilmesidir. Uzun zamandır Türk siyasetine tebelleş olan bu bela ne yazık ki bu topluma çok ağır bedeller ödetmekte. En ağır bedeli de Türk milliyetçiliği fikri ve mensupları ödemekteler. Alparslan Türkeş gibi adeta fena fil devlet olmuş, devlet, siyaset adamının muhatap olduğu tuzaklar en açık örneklerdir. Onun fikirleri doğrultusunda devleti, milleti için her türlü belaya katlanmış, yetiştirdiği adanmış nesillere geçit vermemek için olmadık kumpaslar kurulmaya halen devam ediliyor.

Fakat unuttukları bir gerçek var ki; Türk milletinin milliyetçiliği batıdaki gibi sosyal, ekonomik karmaşalar sonunda ortaya çıkmamış, Türklüğün var oluşuyla birlikte var olmuş milletin şah damarıdır. Atatürk’ün veciz ifadesinde kanla, irfanla kurduk dediği devleti kuran halk Türk halkıdır, binaenaleyh milliyetçiliğinin adı da tabiidir ki Türk milliyetçiliğidir. Türk milliyetçiliğine karşı kurulan tuzakların, kumpasların Türk milletinden, Türk devletinden başka her odağa hizmet etmesi şüphesi altında olanlar, tarih önünde ve millet vicdanın da mahkûm olmanın zilletiyle yaşamak zorundalar. Artık Türk milletine tuzak kuran bu ahlak, vicdan fukaralığı her fırsatta deşifre edilmelidir ki Türk milleti ilimde, fende olması gereken yere gelebilsin, ösylemesi gereken sözünü söyleyebilsin. Türk milliyetçisi görünüp onlarla iş birliği içinde olanların oyunları da ilanihaye devam edemez, etmemelidir.

Eğer ülkücü irade denen şey gerçekten varsa ve eğer ülkücüler ideallerinden, inançlarından vazgeçmemişlerse bu oyunu artık bitirmek zorundadırlar. Ülkücüler tarih önünde millete verdiği sözlerine sahip çıkmak zorundadır. Ülkücüler milletin umudu olmuşsa milletin kendinden beklentisinin idrakinde olmalıdır. Bu idrakten mahrum olanları, ülkücüleri umut olmaktan çıkartan işbirlikçileri behemehâl ayıklamak, arınmak zorundadır. Ülkücüler gerçek ölçülerine dönmek, alınıp satılmayan, mevkie, mertebeye itibar etmeyen yüksek onurlu şahsiyetler olduklarını göstermek zorundadır. Ülkücüler kula kul olmadıklarını, olmayacaklarını ispat etmek noktasına gelmişlerdir. Bu oyunu eğer şimdi bozmazlarsa, bozamazlarsa bir daha bozma şansı olmayabilir ve ülkücüler tarihin yargılamasından kurtulamazlar. Tarihin yargılaması ve mahkûmiyeti ağır olur. Ülkücüler bu yargılamanın altında kalmak istemiyorsa kafasına geçirilen çuvalı çıkartıp yeniden ruh birliği, gönül birliğine kavuşmak zorundadır.

Son zamanlarda yaşananlardan artık iyice anlaşılmıştır ki temel amaç; toplumun ülkücü harekete bakışını değiştirmek ve tabii ki milleti milliyetçilikten, ülkücülükten uzaklaştırmak, ülkücü milliyetçi hareketi sadece siyasetin değil toplumun dışına itmek gibi bir ihanetle yüz yüzeyiz. Kökleşmiş aksiyoner bir fikir hareketini kararlı bir üst akıl olmadan üç beş kişinin dağıtması, hele de dış bir müdahale ile bunun başarılmasını mümkün görmeyenler oyunu içten kurdular. Ülkücü irade denen şey gerçekten varsa bunu görmeli ve gereğini yapmalıdır. Ülkücü iradenin her zaman en uyanık olması gereken oyun ne yazık ki on dokuz senedir kalpgahında oynanıyor. Kılcal damarlarına kadar irin şırınga ediliyor, ülkücülüğü var eden fikir temelleri çürütülüyor, ülküdaşlık hukuku yok ediliyor.

Her kriz yeniden dirilişin, yeniden varoluşun imkânlarını da beraberinde getirir. Ortak akılla bugün yaşanan krizi yeniden dirilişe döndürmek mümkündür. Ancak bunun olmazsa olmaz tek şartı vardır; ülkücü gibi olmak değil ülkücü olmaktır bu şart. Herkes hesabı, kitabı rafa kaldırmalı, ölecek sekte adam gibi ölmeliyiz, ama geride arınmış, safları sıklaşmış bir miras bırakma anlayışında birleşmeliyiz. Bu anlayışın dışında hiçbir yaklaşım devletin çaşıtlara kurdurduğu oyunu bozamaz. Nasıl ki Türkeş bizi bir araya getirip bir güç yaptı milletin kaderiyle kaderimizi birleştirdiyse aynı ruh birliğin, gönül birliği içinde hesapsız, ivazsız, garazsız bir olmak zamanı gelmiştir. Yaşanan on dokuz seneden alınacak çok der vardır ama en önemlisi; bu harekete olumsuz, reddiyeci, ahlaksız, dar kadrocu, kilkci, bozguncu sığ düşünceden daha çok zarar verecek bir başka hususun olmadığıdır. Birliği bozacak kim olursa olsun ülkücü hareketin düşmanı ilan edilmeli ve şimdiye kadar işletilmeyen ceza müessesesi mutlaka işletilmeli, bozgunculuk karşılıksız kalmamalıdır.

Oynana ahlaksız, aşağılık seviyesiz oyunlarını gizlemek için her zaman bir kaç günahsızı, günah keçisi yaptılar. Arsızlıklarını, ahlaksızlıklarını, pişkinlikle örtmek isteyen iradesini kaybetmiş bu iftiracı oyunbazlar şimdi de üç beş sandık müşahidini günah keçisi yapma peşindeler. Kargadan başka kuş tanımamış gencecik ülkücü çocuklarımızı da gene kötü niyetlerine maşa yapacaklar.

Genç ülküdaşlarımıza seslenmek istiyorum; Genç ülküdaşım bizleri yetiştirenler bizlere hiçbir üniversitenin vermediği, veremeyeceği bir eğitimle millete hizmete hazırladılar. Okuyarak, araştırarak milletimizin dertlerine dermen olacak projeler yaptık. Bugün tuzak kurup başımıza çuval geçirenler, Ogün de yolumuza tuzak kurdular. Aldığımız bilgilerle her birerimiz bir kala gibi milletimizi koruduk kolladık birçoklarımız aşkı tanımadan, açmadan solan gül goncaları gibi toprağa düştüler, birçoklarımız demir parmaklıklar arkasında ömür çürüttü, birçok ocağa ateş düştü darmadağın oldu, birçok bebe baba yüzü görmedi kundakta kaldı, birçok ana-baba evlat acısıyla halen yanıyor. Birçoklarımız gurbetlerde vatan hasretiyle yandı.
Bir kısmı da gördüğün gibi Başbuğun otağına çöreklendi on dokuz yıldır bu kan gölünde kayık yüzdürüyor. Omuzlarınızda büyük bir yük taşıyorsunuz, büyük bir vebalin altındasınız. Önce bu vebalin idrakinde olarak geleceğinizi yok edenlere o güzel yüreğinizi, sevginizi istismar edenlere karşı haysiyetli dik duruşunuzu göstermek zorundasınız.

Bu duruşu bugün gösteremeyenlerin yarını olmayacak. Bugün görülmüştür ki ülkücü hareketin sarkacının ivmesi planlı sinsi oyunlarla sıfır noktasına indirilmiş, onca mücadele birkaç kapıkuluna ulufe kaynağı olmuştur. Her bireri bir mektep olan ülkü devleri kendi ihanetlerini gizlemek için sizin gözüne hain gösterildi. Bu sarkaç ancak senin gücünle yeniden ivme kazanacak, şanlı mazine layık hale dönecektir. Başbuğun emanetini layık olduğu seviyeye yükseltme gücü senin ferasetinde gizlidir. Bu kirli oyunu bitirecek kıvılcımı sen çakmalısın.

YORUM EKLE