Ülkücüleri kim ispiyon etti?

MHP Genel Merkezi;
- dar kadrocudur,
- stratejik ve taktik yanlışlıklar  yapar,
- ülkücülerin ve Türk Milliyetçilerinin siyasi gücünü  birleştirmeyi başaramamıştır,
- ülkücü kadroları doğru hiyerarşik bir yapıda teşkilatlandıramamıştır,
- iktidar fırsatlarını çok kötü kullanmıştır,
- "vasat akıllı devlet projelerinin" yandaşlığını milliyetçiliğin gereği olarak görmüş ve ülkücü hareketin gücünü sürekli ikincil durumda tutmuştur.

Bu ve benzer gerekçeleri siz de yazıp çoğaltabilirsiniz.

Fakat asla unutmamamız gerekir ki, muhalefet olmanın ve muhalefet etmenin de ülkücü ahlakta bir sınırı ve ölçüsü vardır.

Hareketi toplayıp derlemek isteyen daha dikkatli olmak  ve haklı zeminden ayrılmamak mecburiyetindedir.

Bu yüzden son günlerde başta ülkücü gazetecilerimiz olmak üzere gözaltına alınan ülküdaşlarımıza kurulan kumpasın adresinin MHP genel merkezi ve o makamda bir gün bile durmasının ülkücü hareketin vakit kaybetmesi olarak gördüğümüz makamın olduğunu iddia etmek hem gerçekçi hem de doğru bir muhalefet davranışı değildir.

Çünkü,

İspiyonculuk aşağılık, yüz kızartıcılıktan  öte ahlak ölçüsü kalmamış insan müsveddelerinin  işidir.

MHP genel merkezini bu kadar ölçüsüz ve delilsiz muhalefet olsun diye suçlamak yarın yönetmeye talip olduğunuz makamları ve müesseseleri de  değersizleştirir.

Çünkü bu kadar değersiz ve aşağılık karakterdeki insanların oturabildiği makamlar ve müesseselerde çürümüş ve artık uğruna mücadele edilmesi gerekmeyen anlamsız yerler haline gelmiş demektir.

Ayrıca güç dengelerine bakıldığında Genel Merkezin böyle bir şaibeli ve haysiyetsiz işe bulaşmasına da ihtiyacı yoktur.

Aslında bu gözaltıların sonuç olarak, birliği zaten fay hatları ile dolu olan hareketimizin daha da bir araya gelmez düşmanlıklarla örülmesinden başka bir amaca hizmet etmeyeceği ve etmediği de görülmektedir.
Bu durumda ülkücü hareketin içine nefret ve düşmanlık tohumlarını atmak kimin işine yarar kime ne fayda sağlar sorusunun cevabını aramak daha doğru bir tavırdır.
Genel Merkeze yönelik delilsiz ve erken, şiddetli suçlama aynı zamanda gerçek ihbarcıyı ve suçluyu da korumak ve gizlemek sonucunu doğurur ki, bu da ikinci bir yanlışa düşmek olur.

Bu durumda sormak gerekir.

FETÖ soruşturmalarında cepheyi genişletmek ve tüm Türkiye'de Ülkücüleri  ayağa kaldırmak kimin işine yarar?

Bu ihbarı ve ülkücülere yönelik soruşturmaları yapmış olabilecek birinci şüpheli kripto FETÖ'cüler niçin olmasın?

Böylece bir taşla üç kuş vurmuş olurlar.

Birincisi ülkücü camiaya yönelik soruşturmaları yayarak kendilerine yönelik odağı zayıflatmış olurlar.

İkinci olarak da kendilerine yönelik iktidarla güç birliğine katılmış MHP genel merkezini ve Bahçeli'yi kendi tabanı ile karşı karşıya getirerek intikam almış olurlar.

Üçüncü olarak da kendilerinden boşalan kadrolara ülkücülerin gelmesini önleyerek kendi kriptolarını yerleştirirler.

İkinci bir şüphelide niçin şunlar olmasın?

Bu  fırsatı değerlendirmek isteyen ve Atlantik düşmanlığı iklimini bulunmaz fırsat olarak gören ve halen kadrolarını  FETÖ'den boşalan yerlere yerleştiren ve tarihi derinlikte ülkücü düşmanı olan Avrasyacı takımın ( Perinçek ve avenesi) bu ihbarı yapmış olabileceğini niçin düşünmeyelim?

Bu durumda Perinçek grubu iki faydayı da aynı anda üretmiş olur.

1- Ülkücülerin, FETÖ'den boşalan kadrolara yerleşmesini önlemek. Bu soruşturmalar sonucunda oluşacak nefret dalgası sayesinde iktidarda ülkücü kadrolara karşı yeni dirençler oluşturmak. Ve kendi kadrolarının alanını genişletmek.

2-Ülkücülerin arasına kalıcı nefret ve kin tohumlarını atmak.

Ergenekon soruşturmalarından beri alıştığı gibi "ulusalcılık" safsatası ile AKP nefretinin gözlerini kararttığı ülkücülerden sempatizan devşirmeye devam etmek.

Elbette şu husus da gözardı edilmemeli.

FETÖ soruşturmalarında AKP siyasi kadro ve yandaşlarının da kendi üzerlerindeki şüphe ve baskıyı halk nazarında azaltmak ve saptırmak, ülkücülerde de FETÖ'cü var (!) dedirtmek için böyle bir soruşturmayı yapmış olabilirler.

Bu soruşturmaya muhatap olan ülküdaşlarımızı da Meral hanımı destekleyen çevreden seçerek MHP genel merkezini de fazla rahatsız etmeden ve desteklerini de kaybetmeden yapmayı planlamış olabilirler.

Görüleceği gibi Ülkücülere yönelik soruşturma ve gözaltılarda muhbir, ispiyoncu aranacak adresler arasında sağlanacak fayda açısından sıralamaya girmesi  en zor odak MHP genel merkezidir.

Meral Hanımın muhalefetinden korkup ve onu siyasetin dışına itmek için kurulacak kumpasın elemanlarının en son adresi " ülkücü kimlikleri " hareketimiz içinde tartışılmaz olan ülküdaşlarımızdır.

Bu gerçeği en çok Meral hanımı destekleyen ülküdaşlarımızın anlaması gerekir.

Unutmamamız gereken bir gerçeği tekraren ifade etmek isterim.

Mevcut ve gelecek hangi genel başkan adayını desteklersek destekleyelim, hepimizin "genel başkan" adaylarına olan mensubiyeti ve muhabbeti hiç bir hal ve şartta "Ülkücü Harekete" ve partimiz, MHP'ye olan mensubiyetimizin , bağlılığımızın ve sevgimizin üzerine çıkmamalıdır.

Gelecekte hepimizi bir araya getirecek tek ilke bu olacaktır.

MHP’de, Başbuğ Türkeş'ten sonra ülküdaşlarımızın bir birleri ile hukukunu bozacak ve yaralayacak öncelikte hiç bir genel başkan ve genel başkan adayı yoktur ve bundan sonra da olmayacaktır.

Tanrı Türk'ü Korusun.

Bunun için de duamız Ülkücü hareketi fitne ve hırsa dayalı nefsi kırgınlıklardan beri kılsın.
YORUM EKLE