Ülkücülere ve Akşener'e Sorular

 “Genel başkan seçildikten sonra paradigmalarımızı değiştireceğim.”

MHP’nin popüler genel başkan adayı CNN TÜRK TV kanalında yayınlanan programında bunları söylüyordu. Şaşırdım, daha doğrusu irkildim. Acaba yanlış mı duydum diye şüpheye düştüm.  CNN Türk TV arşivinden tekrar izledim yanlış duymamıştım. Sayın aday aynen böyle söylüyordu. Nede kolay söylüyordu üstelik. Zihnim karıştı, zaman tünelinde mi kalmıştım, yoksa güneşe göç varda ben burada mı kalmıştım?

Yok, yok ne zaman tünelinde kalmıştım, nede güneşe göç vardı. Köşe kapmaca vardı ve köşeyi  kapmak için verilen mesaj.

Sabırla bekledim, hatta Sayın adayın yakınında bildiğim kimseye tepkimi dile getirdim, bu cümlenin düzeltilmesi gerektiğini söyledim. Aradan on beş gün gibi bir zaman geçti henüz bir düzeltme olmadı. Demek ki bir dil sürçmesi değilmiş. Bilerek söylenmiş bir cümle. Bir mesaj.

Türk milliyetçiliğini sistematikleştirip dünya görüşü olarak benimseyen, Türk-İslam medeniyetinin ideolojisini ülkücü hareket olarak şekillendiren ete kemiğe büründüren, bunun için ağır bedeller ödeyen bir hareketin paradigmalarını değiştireceğini söyleyerek işe başlayan bir adayın yurt gezilerinde gördüğü ilginin açıklaması amiyane tabirle; ülkücülerin mesajı ıskalamasıdır.

Paradigma Türkçede tam karşılığı olmayan, ancak Türk Dil Kurumunun sözlüğünde; değerler dizisi olarak ifade edilen bir terim. Basit felsefi bir tanımlama yapmak gerekirse kısaca; Bir toplumun, gurubun belirli bir zaman diliminde düşünce, davranış biçimini, hayatı kavrama, yaşama biçimini belirleyen algı dayanağı, yönlendirici izlenecek yol. Dünya görüşü, ideolojik ve perspektif bakış. Olarak ifade edebiliriz.

Bu basit tanımın yanına Cemil Meriç’in “Medeniyetler sahip oldukları ideolojiler üzerinde yükselir.” Tespitini koyduğumuzda şunu söyleyebiliriz; Türk-İslam medeniyeti Türk milliyetçiliği ideolojisi üzerinde yükselebilir. Vahşi batı medeniyetinin, vahşi kapitalizm üzerinde yükseldiği gibi.

Ülkücüler önce şu soruya cevap vermelidir; Sayın Bahçelinin hukuksuzluğuna, keyfiliğine, geç anladığınız yetersizliğine kızgınlık ve kırgınlıkla ülkücü hareketin geleceğini açıkça tehdit eden bu cümleyi ıskaladınız mı? Yoksa pireye kızıp yorganı yakmaya mı karar verdiniz?
Eğer öyleyse sürüden ayrılmadan bende bir kibrit çakayım hep birlikte yanalım.  

Böylesine anlamlı bir cümleyi seksen milyonun karşısında kuran Sayın adaya da bir ülkücü olarak bazı sorular sormak hakkımız doğmuştur.

-Türk tarihi ve Türk kültürü üzerine inşa edilmiş, İslam ahlakını ve inancını yaşama biçimi olarak benimsemiş, kendine özgü ekonomik modeli ile doktriner kalıba oturtulmuş, Türk milliyetçiliği ideolojisini paradigma olarak kabullenip, kitlelere kabullendirmiş MHP’nin paradigmalarını değiştirme arzusunun arka planında ne vardır?

-  Medeniyetimizi yükseltecek ideolojiyi Makyavelist bir yaklaşımla iktidar olma arzusuna kurban etmek doğrumu dur, ahlaki midir?

 - Ülkücü ideolojinin hangi paradigmasından ve neden rahatsızlık duyuyorsunuz?

- Marksizm, Faşizm, Nazizm silindiğine, Kapitalizm iflas ettiğin göre MHP’nin paradigmalarından da rahatsız olduğunuza göre değiştireceğiniz paradigmaların yerine hangi paradigmaları koymayı düşünüyorsunuz?

- Getireceğiniz paradigmalarınızın tarih, kültür, inanç algısında dayanakları nedir, perspektifi ve ekonomik modelinde ne olacaktır, en önemlisi nasıl bir insan modeli öngörüyorsunuz, bu modeli ne kadar zamanda nasıl oluşturmayı planlıyorsunuz?

- Uğrunda bir mücadeleniz ve ödenmiş bedeliniz olmayan paradigmaları değiştirmeyi düşünürken ödenen bedelleri düşündünüz mü?

- Ödenen bedellerin hesabı ne olacak, bu hesabı siz mi ödeyeceksiniz, nasıl?

- Milliyetçi ideolojinin yerine koyacağınız paradigmaları, Genel başkan seçiminden önce açıklamayı düşünüyor musunuz?

 - Ülkücü ideolojiyi tehdit eden, mesaj niteliğindeki bu cümle ülkücülere verilmiş bir mesaj olmadığına göre bu mesaj kime, kimlere verilmiştir?

- Bu mesajın zamanlama olarak yurt gezilerine çıkmadan önce verilmiş olması tesadüf müdür?

- Değiştirmek için uğraştığınız tüzük 2009 kongresinde antidemokratik hale getirilirken delege miydiniz?

- Demokratik hale getirilmesi için bir gayretiniz, girişiminiz oldu mu?

- Demokratik değilse neden karşı çıkmadınız, o zaman demokratikse şimdi neden demokratik değil?

- 2009 yılında el kaldırarak iştirak ettiğiniz değişikliğe listelerde yer bulamadığınız için şimdi karşı çıkmayı ahlaki buluyor musunuz?

Bu soruları çoğaltmak mümkün, ama bunların yarısına bile cevap vermeleri kâfidir.

Profesör olmak yetmez, azda olsa okumak gerekir. Paradigma değişimi birileri istedi diye olmaz. Paradigma değişimini şartlar doğurur. Eski paradigma işlevini yitirmeden yeni paradigmaya alan açılmaz. Paradigma değişimi bir süreçtir, yeni paradigmalar da akşamdan sabaha değişmez. Ülkücü hareket üzerinde doktora tezi yazılmış, bilimsel, holistik (bütüncül) paradigmaları olan, eklektik paradigmaya kapalı, ama bilimsel gelişmeye açık dünya görüşüdür. Dokuz mumlu şamdan değil Dokuz Işıktır. Kafanıza göre paradigma değiştiremez, ekleyemezsiniz.

Çağımızda toplumlar psikososyolojik operasyonlarla maniple edilerek transformasyona maruz bırakılıyor. Geri kalmış toplumlar üzerinde bu uygulamalara daha sık başvurulur ve başarı şansı yüzde yüz gibi yüksektir. On dokuz sene önce de böyle bir uygulamanın hedefine konmuş kitlenin dinamizminin nasıl öldürüldüğünü, sokakların bölücülere nasıl terkedilişinin ve bu terk edişin övgülerini acı şekilde tecrübe ettik. Sizi bilmem ama benim duyduğum topuk sesleri; ölümü gösterenlerin sıtmaya razı etme metodu ile medeniyetimizi yükseltecek Türk milliyetçiliği ideolojisinin yok edilmesinin ayak sesleri. Sayın adayın cümlesinin tercümesi budur.

Yanlış anlaşılmış, maksadım başkaydı der maksadını açıklarlarsa bizde doğrusunu öğrenmiş oluruz.
YORUM EKLE