Ülkücüler ve Sokaklar

Beyaz çorap, sarımsak, tespih...
Üç partinin yarıştığı seçimlerde sonuncu olmak...
Ebcet hesapları ve çatı adayları...
İkiz yasalar... vs.

Hiçbirisi şu iki şeyden daha çok yüreğimizi yakmamış, başımızı öne düşürmemiştir.

Birincisi,  Rahşan Affı ve sonrasında sadece ülkücülerin cezaevinde kalmaya devam etmesi...
İkincisi , sokak yasakları....

Göz göre göre dağda silahlı, sokakta poşulu eşkiya vurdukça yürüdükçe taviz üstüne taviz alıyor.
Herkes biliyor ki son talebi vatan parçası.
Devletlerin ordularının ve polisinin ideolojik ve etnisiteye dayalı sokak savaşlarını kazandığına tarih henüz  şahit olmamıştır.
Demokrasi ile yönetilen ülkelerde sokaklardaki direnişleri durdurabilecek resmi bir güç dünyanın hiç bir yerinde yoktur.
Hiçbir sivil direniş ve kalkışma hareketi demokrasilerde bugüne kadar resmi bir güçle durdurulamamıştır.

Bütün bu tarihi gerçekler ortadayken sivil milli gücü ve direnişi sokaklardan uzak tutmak, sadece orduya ve polise güvenmek iddiası ile meydanları dilsiz ve hareketsiz bırakmak mevcut iktidara güvenmek ve onu desteklemek demektir.

Kesin kural : Çatışan taraflardan biri kesin mağlup olmadan ya da tükenmeden " barış " olmaz!
Mağlubu olmayan savaşın, barışı da olmaz...

Sokaklar, sokaklar.... İşte sokaklar deyince aklıma gelenler.

Beğenmediğinizi çizin, karşı olduğunuzun sebebine göre safınızı kontrol edin, eğer ayni doğruları paylaşıyorsanız sakın gözünüzü sokaktan ayırmayın...
Çünkü bu millet bıktığı iktidardan, ümitsiz muhalefetten, lider sultasından, Partiler Kanunu’nun ve Seçim Kanunu’nun tıkadığı demokrasiden kurtulmak için çok yakında sizi sokağa çağıracak.

İşte şuuraltımızdaki ve dilimizdeki sokaklar....

 Vatanın namusu şehirlere, şehirlerin namusu mahallelere, mahallenin namusu sokaklara emanettir.

 Sokağına sahip olmayan, evinin demir kapısına güvenmesin..

Sokaklarını kaybeden mahallesini, mahallesini kaybeden şehrini, şehrini kaybeden
 
vatanını kaybeder.

 Sokak çocuğu ile sokağın " delikanlısını " ayırt edemeyen sokaktan korkar..

 Delikanlısı olmayan sokağın, eşkiyası bol olur.

 Sokak eşkiyalığından iktidar çıkmaz, fakat sokaklarını eşkiyaya teslim eden devlet
 
yıkılır.

 Ülkücüleri sokaktan uzak tutmakla övünmek, ülkücülerin 80 öncesi mücadelesini
 
sokak kavgası olarak görmektir.

 Ülkesi için sokakta olmayı anarşi ve kışkırtma olarak gören, ya sokaktaki eşkiyayı
 
ciddiye almıyor demektir ya da iktidarın siyasi projelerinin iş birlikçisidir.

Sokaklardan korkan ve sokaklarla halkı korkutan muhalefet, iktidar olmak istemiyor demektir.

 Adaletine güvenin bittiği, güvenlik kuvvetlerine itimadın sarsıldığı, eşkiyanın sokakta kol gezdiği ve gezdikçe iktidardan taviz kopardığı günleri yaşayan ve buna rağmen muhalefete hala güvenmeyen milletin ümitsizliğinin gerçek sebebi sokaklarında kendi sesini duyamamaktır.

 Medya'sının yüzde sekseninin köşelerine iktidar papağanlarının yerleştirildiği, meclisinin iktidar koltuklarına hırsızlıkla suçlananların ve muhalefetin koltuklarında da yeni hırsızlık suçlaması adaylarının oturduğu ülkenin, sokaklarına bölücü eşkiya hakim olmuşsa buna rağmen hâla memleketin gerçek sahiplerine sokaklardan uzak kalın çağrıları yapanlar, bilsin ki ; yarın evlerimizde teslim alınmamızın hayalini kuranlara hizmet ediyorlar.

 Ülkücüleri sokaktan uzak tutmak iddiası ve kararlılığı, ülkücüleri 80 öncesi anarşinin bir tarafı ve sebebi gösterenleri memnun etmekten ve muzaffer bir nesli lekelemek isteyenlere çanak tutmaktan başka bir amaca hizmet etmez.

 Dün sokaktaki ülkücüler mutlu ve gururlu idi. Çünkü başları dikti.

 Hiçbir ülkücü, hiçbir ülkücünün dün sokakta olmaktan dolayı şikayetçi olduğunu duymamıştır.

Sokağa inmemekle, sokaktan geçememek arasında fark yoktur.

Bugün sokaklara inemeyen, yarın o sokaklardan geçemez.

 Sokağı kavga yeri olarak algılar ve algılatırsanız, vatanın sınırlarında dik durmakla, sokaklarında dik durmanın ayni şey olduğunu bilmiyorsunuz demektir.

 Sokağı boş bırakanların kapısına kırk kilit vurmasının hiçbir anlamı yoktur. Nasıl olsa bir gün kırarlar.

 Toptan işgal edilen,  satılan vatan bir gün muhakkak geri alınır.  Fakat sokak sokak işgal edilen, satılan vatan bir daha geri alınamaz.

Sokağa sırtını dönen, sokağının işgalcisi ile yüz yüze kalır.

 Sokağa inmekle, sokağı yıkmak arasındaki farkı bilemeyenler, sokağa sahip olmakla, sokakları işgal etmek arasındaki farkı bilemezler.

Sokakta olmayan muhalefetin meclisteki değeri 1'in solundaki 0 kadardır.

 Anarşinin tarafı olmamak, iç harbe sebep olmamak için, kışkırtmalara karşı yıllardır sokakları boş bırakmakla övgüye ve alkışa mazhar olanlar, Vatanın salam dilimi gibi ince ince bölünmesine sebep olduklarını ne zaman anlayacaklar.

Vatan kutsal ise, sokaklar da kutsaldır.
Şimdi  Ata'nın " Ey Türk Gençliği " emrini tekrar okuyun.

Hakkı Şafak Ses

YORUM EKLE