Uçurumun Kenarı

Son on gündür yaşananlara bir bakar mısınız?

Önce elektrikler kesiliyor ülkenin hemen hemen her tarafında.

Basit bir arıza gibi açıklanacak bir durumu da olmadığı aşikar.

Bu kesintiden dolayı sadece o gün kaybın ne olduğunu hesap eden oldu mu acaba?

İşgücünü bir kenara koyuyorum; çünkü ülkemde pek kıymeti olmayan birşey.

Aynı gün kuvvetle muhtemel dışarıdan aldıkları emirle, taşeron kiralık katiller adaletin sağlandığı yere girip savcımı saatlerce esir alıyor.

Şayet amaç eylemse amacına ulaşıyor; yani dikkatleri bir yöne çekip, kamuoyu da oluşturuluyor.

Fakat ne hikmetse akıl almaz şekilde savcımızı şehit ediyorlar.

Dünyada eşi benzeri olmamış bir olay. Ya öldüreceksen hemen öldürürsün, ya da rehin almışsan kamuoyu oluşturduktan sonra eyleme son verirsin.

Putin gibi hareket eden devlet başkanı olmak heveslisi idarecilerimiz olunca maalesef, böyle hazin ve üzücü sonuçları da yaşamak gerekiyormuş.

Daha da üzücü olanı, taziye evine birileri geliyor ve ses sistemi kurarak, kendince miting düzenliyor ve cenazeye katılmayanları da suçluyor.

Onlara denecek bir tek söz kalıyor geriye; biz de cenazedeydik fakat sadece savcımızın değil, tüm şehitlerimizin cenazesindeydik.

Bir cenazeye katıldınız diye gelmeyenleri suçlayıp, kandan beslenmeye çalışmayın.

Devlete meydan okuma, gözdağı verme bununla da bitmiyor.

Aylar öncesinden canlı bomba diye aranan bir kiralık katil, emniyete silahla saldırıyor.

Gazetelerde sayfa sayfa resmi bulunan bu katil de her ne hikmetse, saldırının yapılacağı güne kadar bir türlü bulunamıyor.

Bütün bu eylemlerin dış kaynaklı olduğunu anlamak için strateji uzmanı olmak gerekmiyor.

Biz ne zaman bir ülkeyle iddialaşırsak, hemen bu tür olaylarla karşılaşmışızdır.

Her şeye rağmen, ülkede umulan karışıklık bir türlü milletin sağduyusu sayesinde gerçekleşmedi.

Ve en son olarak da benim de içinde bulunduğum Fenerbahçe kafilesine silahlı bir saldırı yapıldı.

Olayın olduğu yer eylemin ne kadar da planlı ve hesaplı olduğunu tek başına gösteriyor.

Şayet o otobüs viyadükten uçsaydı, acaba ülke ne hale gelirdi, hiç düşündünüz mü?

Bu hadiseyi yapan belki Trabzonlu bir serseridir lakin ona bunu yaptırtan sıradan birisi asla olamaz.

Zaten 3 Temmuz’dan bu yana, yıkılmayan son kale F.Bahçe’yi birilerinin devirmek için neler yaptığına herkes şahit.

Fenerbahçe Türkiye’dir.

Fenerbahçe’nin düşmesi demek, Türkiye’nin de düşmesi demek olacağını birileri çok önceden hesaplamış, planlamış. Fenerbahçe’nin yaşadıkları, hepsi bundan ibarettir.

3 Temmuz ile ilk operasyon Galatasaray’a yapılmıştır ve dönemin başkanı halis bir Türk evladı olan sayın Adnan Polat, camiasının sahip çıkmaması sonucu teslim alınmıştır.

Bu olaylarda ilk operasyon mağduru da maalesef, Galatasaray olmuştur.

Fenerbahçe buna direnerek, ‘Necip Türk Milleti’ne işgalcilere karşı nasıl davranılması gerektiğini bir kez daha göstermiştir.

Milletim son 10 gündür yaşananlarla adeta uçurumun kenarından dönmüştür.

Bu uçurumun kenarından sadece Fenerbahçe kafilesini taşıyan otobüs değil, koca bir Türkiye olmuştur.

YORUM EKLE