Üç Ermeni Milletvekilleri Ermeni Meselesi'ni Anlatıyor…

Haziran ayındaki genel seçimde 3 Ermeni milletvekillerinin TBMM’de yer alması hem Türkiye’de hem de Ermeni topluluklarında kamuoyunu dikkatini çekti ve onların Ermeni Meselesi ile ilgili nasıl yorumlayacaklarını her iki toplum merakla takip etmiştir. Bu yorum konusunda Markar Esayan, Selina Doğan ve Garo Paylan birbirlerinden farklı değerlendirme yapmıştır ve Türkiye’deki Ermeni toplumunun durumu ve değişimlerini açıkça göstermektedir.
AK Parti Milletvekili Markar Esayan, Osmanlı dönemine göre Cumhuriyet döneminde Ermeniler siyasal süreçten daha dışlandığını ve günümüzde Ermenilerin, önemli kararlarını alabilecek bir yetiden mahrum olduğunu ileri sürmüştür. O, Ermeni toplumunun durumu hakkında kilise ve vakıfların yapılarının yenilenmesi ve kiliseyle birlikte çalışacak sivil bir meclisin oluşmasının gerektiğini savunmuştur. Esayan, Ermeni Meselesi hakkında Son iki yıldaki iki taziye mesajları hatırlayarak cumhurbaşkanı ve başbakan düzeyinde 1915’in inkârının bittiğini savundu ve bunu olumlu değişim olarak değerlendirmiştir. Burada Esayan, Ermeni cemaatinde kilisenin oldukça önemli olduğunu ön plana çıkarmaktadır ve ona göre Türkiye’deki Ermeni toplumunun iyileşmesi için kiliseyle birlikte hareket etmek gerekmektedir. Esayan, Ermenilerin nispeten dindar-muhafazakâr kesimini temsil etmekte ve bu kesimin kimliğindeki Ermeni Meselesi’nin rolü nispeten küçüktür. Bu bağlamda Esayan günümüzdeki Türkiye hükümetinin Ermeni Meselesi’ne yaklaşımına diğer 2 milletvekiline göre daha olumlu ve yumuşak şekilde bakmaktadır. Son iki yıldaki iki taziye mesajlarını Bedros Şirinoğlu da Esayan’a benzer şekilde olumlu değerlendirmekte ve Esayan’ın bu yorumu, Türkiye’deki Ermeni cemaatinin, özellikle muhafazakâr kısmının spesifikliğini göstermektedir.
CHP Milletvekili Selina Doğan, TBMM’de gazetecilerle yapılan röportajda “Sadece milletvekili değil, sadece Ermeni değil, farklı kamu görevlerinde de, örneğin Süryani bir hakim, Yahudi bir albay görmeyi de diliyorum” diyerek Ermeni Meselesi konusunda şöyle ifade etmiştir:
Bugüne kadar sergilediğimiz reaksiyonel tavırdan vazgeçip daha uzlaşmacı, Türkiye'deki Ermeni toplumu ve dünyanın dört biryanına dağılmış 7-8 milyon kalmış Ermenileri, Ermenistan'daki nüfusu da nazara alarak yeni bir pozitif dil oluşturulması gerektiğini, bunu tartışabileceğimiz daha demokratik, pozitif bir ortamın sağlanması gerektiğini düşünüyorum. 'Diaspora' diye tanınan o insanlar düşman gibi gösteriliyor, o insanlar Anadolu'dan kopmuş, Anadolu'yu özlemle anan insanlar. Düşmanlaştırmadan, onlarında taleplerini duygularını hesaba katarak daha barışçıl yöntemlerle bu konuya yaklaşılması gerek.”
Burada Doğan Türkiye’nin Ermeni Meselesi’nin yaklaşımını dolaylı şekilde eleştirmekte ve diaspora Ermenileri dahil bütün Ermenilere daha pozitif ve barışçıl şekilde yaklaşmak gerektiğini ileri sürmektedir. Fakat O, Ermeni Meselesi hakkında sadece “bir pozitif dilin oluşturulması” ve “diasporanın taleplerini duygularını hesaba katarak daha barışçıl yöntemlerle bu konuya yaklaşılması”ndan söz etmekte ve açıkça “Ermeni Soykırımı” ve “özür, tazminat ve toprak” terimlerini kullanmamaktadır. Ayrıca Selina Doğan’ın “o insanlar Anadolu'dan kopmuş, Anadolu'yu özlemle anan insanlar” söylemini geçenlerde Başbakan Ahmet Davutoğlu da kullanmıştır. Doğan, Ermeni Meselesi konusundaki Türkiye’nin tutumuna Esayan’dan nispeten daha olumsuz şekilde yaklaşırken, Ermeni diaspora ve Ermenistan’a göre farklı yorum yapmakta ve daha ılımlı ve esnek şekilde yaklaşmaktadır. Esayan ve Doğan’ın bu yaklaşımı, türkiye’deki Ermenilerin diaspora ve Ermenistan’a göre ne kadar farklı olduğunu göstermektedir.
Diğer yandan, HDP’den seçilen Garo Paylan ise çok açık bir şekilde Ermeni Meselesi konusunda Türkiye’ye karşı açık şekilde tavır koymakta ve Ermenistan-Ermeni diasporasıyla işbirliği yapmaktan çekinmemektedir. Paylan, Ermeni Meselesi üzerindeki kendi hedefini şöyle anlatmaktadır:
“Çünkü  yüzleşmemizin 100 yılı var, Sevak var, Hrant var, Soykırımı konusu var. Hesabı sorulacak kültürel bir kaybımız var.  Ama ben şöyle düşünüyorum, bu konularda biz Ermenilerimiz tek başımıza mücadele versek, bir başarımız olmayacak. Partimizde başardığımız şey, bu sorunlarım Ermen olmayanlar tarafından seslendirilmesi. Ama tabii ki inkâr politikasına karşı mücadele edecek birisi olacağım ve aynı zamanda toplumumuzdaki sorunların çözülmesi için sonuna kadar mücadele edeceğim.”
Burada Paylan, Ermeni tezinin HDP içinde Ermeni olmayanlar tarafından savunulmasını büyük başarı olarak değerlendirmekte ve “Ermeni Soykırımı”nın tanınması için sonuna kadar mücadele edeceğini açıkça ifade etmektedir. Ayrıca ona göre, “soykırım” Türkiye’de olduğundan Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin kurulmadan önce Türk toplumunun “soykırım” ile yüzleşmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bunun sebebi olarak şunlardan bahsetmektedir:
“İlk önce Türkiye’de Ermeni Soykırımı idrak edilmeli, Ermeni kimliği normalleşmeli, Ermenistan’a karşı nefret ortadan kaldırılmalı. Tabii ki Ermenistan’ın ve diasporanın verdiği mücadeleye  sonsuz saygı duruyorum. Bütün siyasi partilere, Taşnaklar’a dâhil bunu söylüyorum, gelin Türkiye’de mücadele verelim. Her gelen Ermeni burada insanlara dokunuyor ve etkiliyor.”
Yani Paylan, Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleşmesi için “soykırım”ın toplumca tanınması yoluyla Ermenilere karşı nefretin kaldırılması gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca ona göre, bu kapsamda Ermeni-Türk etkileşimin yoğunlaşması için Ermeni diasporası ve Ermenistan ile işbirlikleri gerekmektedir. Paylan’a göre günümüzdeki Ermeni toplumu için söz konusu “Ermeni Soykırımı”nın tanınması ve tazminattır ve bunun için diaspora-Ermenistan ile işbirliği son derece önemlidir. Paylan’ın bu bakışı Marksist-liberal Ermeniler tarafından kurulan “Nor Zartonk” insiyatifi tarafından güçlü şekilde desteklenmekte ve Türkiye’de Ermeni tezini savunanların önemli kısmının HDP’ye oy verdiği bilinmektedir. (Gerçekten de Nor Zartonk insiyatifi kendi yayınlarında HDP’ye desteğini açıkça ifade etmektedir.) Ermeni kimliği içindeki “Ermeni Soykırımı”nın önemi de Ermeni kimliğinin etnik kimliğine dönüşümü ve sekülerleşmesi nedeniyle artmıştır. Ermenilerin önemli kısmının HDP’ye oy vermesi ve onlar içindeki “soykırım” söyleminin yaygınlaşması, Türkiye’deki Ermenilerin önemi kısmının sekülerleştiğini ve Marksizm-liberalizme kaydığını göstermektedir.
Bu 3 Ermeni milletvekilinin Ermeni Meselesi ile ilgili yorumları Türkiye’deki Ermeni toplumunun diaspora ve Ermenistan’a göre spesifik özelliğe sahip olduğunu göstermektedir. Diğer yandan, HDP’den Garo Paylan’ın meclise girmesi, Türkiye’deki Ermenilerin önemli kısmının sekülarizm ve Marksizm-liberalizme kaymaya başladığını e ve onların diaspora ve Ermenistan’daki elit sınıflarından etkilenmeye başladığını göstermektedir.

YORUM EKLE