TÜRKLERİN VE MOĞOLLARIN ESKİ DİNİ


Jean Paul Roux tanınmış ve önemli bir Türk-bilimcidir. Derin araştırmalar yapmış ve
değerli eserler yazmıştır. Bu eserlerden birisi de Türklerin ve Moğolların Eski Dini adıyla
Kabala Yayınlarından Türkçe olarak yayınlandı.
Türklerin Gök=Tanrı inancının çevre halkları Moğolları, Çinlileri, Hindlileri birçok
halkın da inancını etkilediği gerçeğini unutmadan bu Roux’un eserinden alıntılar yapalım.
Bu konuda bakalım Roux ne demiş:
“Şamanizm kelimesi sık sık Türk ve Moğol dinini tanımlamak için
kullanılmaktadır. Aslında bu kullanım şekli bir anlatım hatasından
kaynaklanmaktadır.”
“Tanrı, Gök veya daha doğru olarak Gök-Tanrı, Tu-kiyo (Göktürk) ve Uygur
yazıtlarında ve Gizli Tarih de (Moğolların Gizli Tarihi) başka bir deyişle arkalarında
yazılı metinler bırakan imparatorluklarda çok önemli bir yer tutar.”
Roux kaynaklardan toplayarak GÖK-TANRI inançlıların tapınmalarıyla ilgili bilgiler
veriyor:
“Yüksek bir yere çıkılıyor; zaman sabah olduğundan, herhâlde yükselmekte olan
Güneş’e doğru dönülmektedir. Bağlılık göstergesi olarak kemer çözülmekte, baş açık
durulmakta, göğüse vurulmakta ve dokuz kez yere eğilinmektedir.”
“Ebu Dülef Mis’ar, Oğuzların dualarını Güneş’e, ancak batan Güneş’e doğru
yönelttiklerini ileri sürmektedir.”
“Bar Hebraeus, Reşideddin ve Cüveyni’ye göre Hakan’ın seçildiği kurultaylar
sırasında toplantıya katılanların tümü çadırlardan çıkmakta ve dizlerini Güneş’e doğru
kırmaktadır.”
Roux’un verdiği bilgilerin kaynak kişilerinin gözlemledikleri zamanı yazdıklarını,
gerçekte Gök-Tanrı inançlıların, Göğün belgisi ve yeryüzüne en önemli görüntüsü olan
Güneş’in doğuşunda ve batışında ona bakarak Sonsuz Gök’e yakardıklarını belirtelim.
Yine belirtelim ki, Güneş’e doğru dönmek Güneş’e tapmak değildir. Müslümanların
Kabe’ye doğru namaz kılmalarının Kabe’ye tapmak olmadığı gibi…
Roux’un kitabında Theophylactus’un şu sözleri yer alıyor:
“Gök ve Yeryüzünün yaratıcısına Tanrı diyorlar.”
Gürcü ermişlerinden Abo’nun 780 yıllarında Hazarlardan söz ederken:
“Tanrıyı Yaratıcı olarak bilmelerine karşın dinleri yoktur.”
“Dinleri yoktur.” sözünü Türklerde “din örgütü”nün olmadığı biçiminde anlamak
gerekir.

Suriyeli Mikhael’e göre:
“Gök-Tanrı dedikleri tek bir Tanrıya tapmaktalar. Gerçekte Göğün Tanrı
olduğuna inanmaktadırlar.”
Makdisi şunları yazıyor:
“Türkler, Bir Tanrı yani Tanrı Bir’dir derler.”
Roux, Gök-Tanrı inançlıların Evren algısını özetle şöyle anlatıyor:
“Var olan her şey canlıdır. Her tür kendi içlerinde yaşayan can, ruh veya iye
biçiminde nitelendireceğimiz ve diğerleriyle ancak yoğunluk açısından ayrımı olan bir
gücün varlığıyla yaşar. Sonra da bu güç, (can, ruh, iye) aynı türde değerlere bölünebilir
veya daha kapsamlı bir varlık oluşturmak üzere birleşebilir. Gök hem teklik ve hem de
çokluk olarak algılanır. Her ağaç bir bireydir, ancak, kendisi de bir toprağa, bir
bölgeye, bir ormana ve bütün Dünya’ya ait olan bütünün parçasıdır. Her taşın bir ruhu
vardır ve taşların ruhu bir taş yığınında birleşir. Her insanın da birkaç ruhu olduğu
gibi, ailesinin soyunun, boyunun, budunun ortak ruhuna da bağlıdır.”
Gerçekte Roux’un Evren algısı olarak anlattığı Türk İnancındaki “Varlık Birliği”
görüşüdür.

YORUM EKLE