Türkiye'nin Önündeki Gündem ve Biz!

 Peşinen söyleyeyim! “Biz” kim? Tabi ki Türk Milliyetçileri/Ülkücüler!
 
1 Kasım 2015 tarihinde Milletvekilliği Genel Seçimleri yapıldı! Seçim Kanunu’na göre bundan sonraki seçim 2019 yılındadır!
 
Seçimlerden sonra öncelikle 7 Haziran ila 1 Kasım tarihleri arasında uykuya yatırılan “Çözüm Süreci” buzdolabından çıkartıldı ve kanaatimce AKP’nin 7 Haziran’da %9,3 oy kaybederek tek başına iktidardan düşmesine sebep olan “Başkanlık Sistemi” de tekrar ana gündeme oturtuldu!
 
1 Kasım seçim sürecinde toplum mühendislerinin tavsiyesi ile sadece “Muhtarlar Toplantıları” ile yetinen Cumhurbaşkanı yeniden bütün hesabını “Başkanlık Sistemi” üzerinden yapmaktadır.
 
Yeni sürecin kilometre taşları Anayasa Değişikliği/Çözüm-Normalleşme Süreci/Başkanlık Sistemidir!
 
Anayasa değişikliği için TBMM’de grubu bulunan partiler temsilcilerini belirleyerek Anayasa Komisyonunu kurmak üzeredir. Ancak bir önceki dönemde AKP-HDP işbirliği nakıs teşebbüs olarak kaldığından bu dönemde de AKP ve Cumhurbaşkanı başka plan oyunları geliştirmektedir!
 
Öncelikle bir önceki dönemde tam bir fiyasko ile biten “Çözüm Süreci” vazgeçmedikleri, vazgeçemedikleri bir sevdadır!
 
Görünen ipuçları bu sürecin yeni adı ile “Normalleşme Süreci” olarak Türk Milletine dayatılacağını göstermektedir!
 
“Başkanlık Sistemi” ise İmralı’ya Federasyon/Konfederasyon Sistemi havucu uzatılarak mümkün olursa önce referandum yolu o olmaz ise erken seçime gidilerek gerçekleştirilmeye çalışılacaktır!
 
ABD eski Dışişleri Bakanı C. RİCE 7 Ağustos 2003 tarihinde Washington Post gazetesindeki yazısında ne demişti? ”…Türkiye ve İran da dahil olmak üzere Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da 22 ülkenin sınırlarını ve rejimlerini değiştireceğiz” Bugün görünen o ki bütün emperyalist güçler ve onların yerli işbirlikçileri bu sevdalarından vazgeçmemişlerdir!
 
 
O zaman yapılacak olan sadece TBMM’de grubu bulunan ve /veya TBMM dışında bulunan muhalefet partilerinden her şeyi beklemeden kanunlar çerçevesinde bir “Milli Direnç” oluşturmaktadır! Bu yapılabilir mi? Tabi ki yapılır. Türk tarihi bu benzeri birçok örneğini sinesinde muhafaza etmektedir!
 
Türk Milliyetçileri/Ülkücüler olarak biz bu “Milli Direnç” ‘in merkezi olmalıyız. Bu sorumluluk omuzlarımızdadır!
 
Velhasıl Türk Milleti TBMM’de yürütülecek olan Anayasa Değişikliği çalışmalarının yanı sıra referandum o olmaz ise erken seçim kozunu oynamaktan çekinmeyecek olan emperyalizmin yerli işbirlikçilerinin her türlü oyununa karşı gözü açık olmalıdır!
 
Türk Milleti’nin karşısında bulunan görünen ve/veya görünmeyen güçler TBMM’de, T.C. Anayasası’nın ilk 3 maddesi ile “Türk Vatandaşlığı” kavramını Anayasadan çıkartamadıkları taktirde HDP ile Referandum için gerekli 330 sayısını buldukları taktirde “Referandum” mekanizmasını işletmekte tereddüt etmeyeceklerdir!
 
Milletvekilliği genel seçimleri 2019 yılında olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Türk Milleti’ne “Erken Seçim” ‘i de dayatacaktır! 
 
Velhasıl Türkiye’nin önündeki gündem sırasıyla TBMM’de Anayasa’nın ilk 3 maddesinin ve “Türk Vatandaşlığı” tanımın Anayasa’dan çıkartılarak yerine “Vatandaşlık” kavramının konulması, eğer bu teşebbüs nakıs kalırsa AKP-HDP (Belki de CHP’den de destek alarak) işbirliği ile 330 Milletvekilliği sayısına ulaşarak “Referandum” ile sonuç almak, bu da gerçekleşmez ise Mevcut Rejim Tıkandı” toplumsal algısını yaratarak Türkiye’yi “Erken Seçim” ‘e götürmektir!
Bu gündem herhangi bir safhada başarılı olursa arkasından da “Başkanlık” Sistemi” Türkiye’nin gündemine oturacaktır!
 
Şahsi kanaatim! Anayasa değişikliğinin TBMM’de gerçekleşmeyeceğidir. Referandumun gerçekleşmesi ise AKP’nin “Yılanla aynı çuvala girmek” misali pkk/hdp/İmralı ile işbirliği yapıp yapamayacağına bağlıdır!
 
Bu durumda en kolay seçenek Erken Seçim” olarak kalmaktadır!
 
ABD başta olmak üzere bu coğrafyada Sünni-Şii ayrışmasını gerçekleştirmek, ülkelerin siyasi sınırlarını ve yönetim tarzlarını değiştirmek isteyen emperyalist güçlerin oyununu bozacak “Milli Direnci” sevk edebilecek tek unsur ise emin olun ki “Biz” Türk Milliyetçileri/Ülkücülerdir!
 
YORUM EKLE