Türkiye'nin Doğuya Açılan Kapısı: Gürcistan Sorunlar Algılar II

Osetya Abhazya savaşı ve Gürcistan

Gürcistan, tek yanlı bağımsızlık ilan eden Güney Osetya’da, 2008 temmuz başından itibaren başlayan ve giderek tırmanan gerginlik nedeniyle, "anayasal düzeni yeniden sağlama" adı altında askeri operasyon başlattığını ilan etti. Gürcü birlikleri, 7 Ağustosta başlattıkları kara harekâtında Güney Osetya’nın başkenti Tshinvali’ye kadar girdi ve bölgeyi denetimi altına aldığını duyurdu.

Operasyona sert tepki gösteren Rusya, 8 Ağustosta Kuzey Osetya’daki birliklerini harekete geçirerek, Tshinvali’ye kara ve havadan harekat düzenledi. Gürcü güçlerini geri püskürten Rusya, kara birliklerini başkent Tiflis’e 40 kilometre mesafedeki Kaspi kentine kadar gönderdi ve bölgede denetimi tamamıyla eline geçirdi.

Gürcistan’ı bölgede başlattığı askeri operasyon yüzünden binlerce sivilin ölümüne neden olmakla suçlayan Rusya, başkent Tiflis başta olmak üzere ülke genelindeki stratejik öneme sahip tüm askeri hedefleri bombardımana tuttu.
Rusya’nın Tiflis’teki askeri havaalanlarını bombardımana tutması yüzünden Türk Hava Yolları (THY) da Tiflis seferlerini güvenlik gerekçesiyle bir süre ertelerken, Tiflis Havaalanı işletmesini üstlenen TAV Hava Limanları Holding ise savaş süresince hizmetlerini aksatmadan sürdürdü.

Gürcistan’ın Poti Limanı’nı kuşatan Rusya, donanmasını Karadeniz açıklarına getirdi. Rusya’ya karşı tutum alan ABD de Gürcistan’a insani yardım faaliyetleri çerçevesinde savaş gemilerini Karadeniz kıyısındaki Batum Limanı’na gönderdi.

Fransa’nın arabuluculuğunda taraflar arasında 12 Ağustosta ateşkes sağlanmasının ardından Rus birliklerinin Gürcistan topraklarından çekilme işlemi başladı. Rus birliklerinin Gürcistan’ın doğu ve batısını birbirine bağlayan ana kara yolunu günlerce ulaşıma kapatması yüzünden bölgeye taşımacılık yapan yüzlerce Türk TIR’ı yollarda önemli sıkıntı çekti. Türkiye Rusya'nın Gürcistana yapmış olduğu bu harekâttan en fazla zarar görenlerden oldu. Rusya ile soğuk savaş döneminde gerginleşen ilişkilerin biraz olsun yumuşamaya başladığı bir dönemde Saakaşvilinin böyle bir harekâta kalkışması ister istemez Türkiyeyi gündeme getirmiştir. Türkiye baştan beri Gürcistan konusunda gündeminde bulundurduğu toprak bütünlüğü meselesi hakkındaki görüşünü Dışişleri Bakanlığı aracılığı ile bir kere daha açıklamak zorunda kaldı. Türkiye'nin, Gürcistan'ın bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne önem atfettiğini belirterek, mevcut sorunun barışçı yollarla çözümlenmesinden yana olduğunu bildirdi. Dışişleri Bakanlığı, Rusya'nın Gürcistan'a bağlı Güney Osetya ve Abhazya'nın bağımsızlığını tanıması hakkında bir açıklama yayınladı. Açıklamada söyle denildi: ''Türkiye, Gürcistan'ın bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne önem atfetmekte ve son gelişmelerden büyük endişe duymaktadır. Türkiye, mevcut sorunun barışçı yollarla çözümlenmesinden yanadır.'
Rusya Türkiyeyi suçluyor.

Güney Osetya'da, Rusya ve Gürcistan arasında başlayan çatışmalar tırmanırken, Rusya'dan Türkiye'nin bölgedeki rolü ile ilgili iki iddia geldi. 10.08.2008 günü Rus basını Türkiye'yi Gürcistan'a askeri destek vererek "savaş kışkırtıcılığı" yapmakla suçladı. Rus interfax ajansı da Batum açıklarında Türk deniz piyadelerinin bulunduğu bir geminin beklediğini iddia etti. Güney Osetya'daki çatışmalar sürerken, Rus basını Türkiye ile ilgili iki iddia ortaya attı. İzvestiya gazetesi, Gürcistan'ı silahlandıran ülkeler arasında Türkiye'yi de saydı. Rusya Savunma Bakanlığı'nın 3 ay önce yayınladığı rapora dayanan gazete Türkiye'nin son dört yılda Gürcistan'a 45 milyon dolarlık silah ve mühimmat yardımında bulunduğunu, ayrıca Gürcü subaylara eğitim verdiğini bildirdi.

Rus-Gürcü anlaşmazlığının faturası tekrar Türkiyeye kesilmeye başlandığı bir sırada Türkiyeden Moskovaya önemli bir ziyaret gerçekleşti. Kafkasya'da yaşanan çatımsa için devreye giren Başbakan Erdoğan, Moskova'nın ardından 14 Ağustos 2008 günü de Tiflis'te temaslarda bulundu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye olarak Gürcistan'ın bağımsızlığının, egemenliğinin ve uluslararası hukuk ile BM Güvenlik Konseyi kararlarınca tanınan toprak bütünlüğünün muhafaza edilmesinden yana olduklarını söyledi. Erdoğan, Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakasvili ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, son günlerdeki çatışmaların "dost ve komsu" Gürcistan'da yol açtığı acıları paylaşmak, çatışmaların yol açtığı tahribattan duydukları endişeyi aktarmak görüş alışverişinde bulunmak üzere Tiflis'e geldiklerini belirtti.

Büyük risk olarak doğu kapısında savaş ile burun buruna gelen Türkiye Kafkaslarda güvenlik ve işbirliği imkânlarını geliştirmek varken savaşın patlak vermesinin zararlarını görmeye başladı. Gürcistan lideri Saakaşvili 200 yıllık Rus dostluğunu dönüştürüp yönünü batıya çevirdiğinde bundan en fazla Türkiye etkilenmiştir.

Gürcülerin Rusya politikaları her iki dönemde de yani Çarlık Rusyası ve SSCB döneminde ve Saakaşvilinin Rusya karşıtı politikaları da Türkiyeye zarar vermiştir. Türkiye Rusya ile karşı karşıya kalmış, Möntre boğazlar anlaşmasını delmeye çalışan ABD ile zorlu müzakereler geçirmiş, ekonomik olarak bölgeye refah ve kalkınmanın temellerini oluşturan Bakü Tiflis Ceyhan boru hattının geleceği tehlikeye girmişti. Başbakan Erdoğan Saakaşvili görüşmesinde bu konu gündeme getirilerek BTC'nin tehlikeli bir süreçte olduğunu ifade eden Saakaşvili Türkiye'nin Rusyaya karşı Gürcistana desteğini istemiştir.

Abhazya sorunu

Gürcistan bağımsızlığını ilan ettikten sonra bir dizi problem ile karşı karşıya kalmıştı. Bunların başında Abhazya’nın bağımsızlık iddiasıydı. Türkiye açısından sıkıntılı bir dönem olan bu süreç Türkiyede yaşayan Abhaz kökenli vatandaşların Abhaz Gürcü savaşında Türkiye'nin taraf tutmamasını istemekteydiler. Hatta birçok kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerde Gürcüler Gürcistanı, Abhazlar ise Abhazyanın tarafını tutulması yönünde görüşler beyan etmişlerdir. Türkiye bu süreci iyi yönetirken "toprak bütünlüğü" anlayışı Abhazları biraz üzmüş, Gürcistanı ise sevindirmiştir. 8 Ağustos savaşından sonra Abhazyanın bağımsızlığının tanınması gündeme getirildiğinde Türkiye yine toprak bütünlüğü gerekçesiyle hareket ederken 4 ülke Abhazyayı tanımıştır. Türkiye Abhazyayı tanımamış olmasına rağmen Türkiyeden Abhazyaya gemilerle sürekli mal sevkedilerek ticaret yapılmaktadır. Bu da Gürcistan Türkiye arasında gerginliğe sebep olmaktadır. Hatta Gürcü sahil güvenlik botları Türk gemilerine saldırarak mürettebatı alıkoyup hapsetmektedir. Türkiye ile Gürcistan arasında ciddi krizlere sebep olan bu tutuklamalar ile ilgili
Türk Dışişleri yetkilileri sürekli temas halindedirler. Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu göreve geldiğinin ilk aylarında bu konu ile ilgili görüşmeler yapmak üzere Tiflise gitmiş ve bir dizi görüşmelerden sonra bazı tutukluların serbest bırakılmasını sağlamıştı.

Davutoğlu, Tiflis'e 'Bizim Abhazya'yı tanıma niyetimiz yok. Ama sizin de Abhazya'yı izole etme politikanızdan vazgeçmeniz gerekir. Siz böyle yaptıkça onları Rusya'nın daha fazla kucağına iteceksiniz' mesajını iletti. Bu konu sadece Gürcistan için değil, Kafkasya’nın geleceği ve Türkiye için de önemli. Gürcistan bölgede kendini izole etme yolunu bırakıp Türkiye ile beraber hareket ederek içine düştüğü sıkıntılardan kurtulabilir. Davutoğlunun bu ziyaretinden sonra da Türk gemilerine karşı Gürcü makamlarının tutumunda değişiklik olmadı. Zaman zaman gerilim tırmandı, bazı zamanlar ise yatışır gibi oldu. Türkiye Gürcistanın toprak bütünlüğü stratejisinden vaz geçmeyerek Abhazyanın Rusya kontrolünde kalmasında büyük rol oynamış oldu.

8 Ağustos savaşı sonrası Türkiye Gürcistan ilişkilerinde gözle görülür iyileşmelerin olduğu söylense de uygulamalarda ise Gürcistan SSCB dönemi alışkanlıklarını terk edememektedir. Türkiye Gürcistan arasında vizesiz ve hatta pasaportsuz karşılıklı geçişlerin sağlandığı düşünülürse bu rahatlamanın oluşmaması Gücü politikacılarının kafalarının netleşmemesinden kaynaklanmaktadır. Gürcistan 200 yıllık Rusya alışkanlıklarını değiştirip yeni bir dünyaya açılmak istemekte ama bun Türkiyesiz yapamayacağını ise görmemektedir.

Gürcistan ülkesindeki 1 milyona yakın Türkün Müslümanın yaşadığının farkında olarak onlar ile ilgili bazı düzenlemelere gitmek zorundadır. Ahıska Türklerinin vatanlarına dönüşünü sağlamalıdır. Türkiyedeki Gürcü lobisi ise Gürcücülük yapmanın Gürcistana hiçbir fayda sağlamadığını, bu politikaların Sovyet dönemi politikalar olduğunu Gürcistanın Rusyadan uzaklaşarak bağımsızlaşmaya çalışırken Türkiyedeki Gürcülerin ise Rusyacı Gürcücülük yapmaya çalışmaları ise Gürcistana zarar vermekte olduğunu anlamaları lazımdır. Türkiye Gürcistan ilişkilerinin güven bunalımını aşması gerekir. Gürcistanda Rusyacı bir yaklaşımla oluşan Gürcü bilinç altını işgal eden bu anlayışı bir an önce terk ederek Türkiye ile ilişkileri en üst düzeye çıkarmak gerekmektedir. Hatta Azerbaycan Gürcistan Türkiye en üst düzey işbirliği anlaşması yakında gündeme gelebilir.

Not; bu makale 2010 yılında yazılmıştır.

Dr. Hasan Oktay
Kafkassan başkanı



Türkiye'nin Doğuya Açılan Kapısı: Gürcistan Sorunlar Algılar - I



YORUM EKLE