Türkiye'de Özelleştirme Serüvenine Ekonomik Bakış!

“Özelleştirme” genel anlamda milli ekonomi içerisinde, kamunun rolünün asgariye indirilmesi veya tamamen kaldırılmasıdır. Millileştirmenin tam tersidir. Bu anlamıyla özelleştirme sadece kamu kuruluşlarının elden çıkarılması değil, piyasanın tam anlamıyla serbest piyasa koşullarına uygun hale getirilmesi, devletin elini ekonomiden neredeyse tamamen çekmesidir. Dar anlamı ile ise, özelleştirme; sadece kamu iktisadi teşekküllerin mülkiyet ve yönetiminin özel sektöre devredilmesi anlamına gelir. Bu tür özelleştirmeden bahsedilebilmesi için mülkiyet devri şarttır. KİT’lerin en az %51’lik hissenin özel sektöre devredilmesi gerekir.

Tabi ki özelleştirme kapsam itibariyle sadece bu tanımı ile tek başına açıklanabilecek bir şey değildir. Özelleştirme üzerine ciltlerce kitap yazılabilir. Bu konuda birbirine karşıt birçok görüş mevcuttur.

Ülkemizde 1983 yılından sonra gündeme gelen özelleştirme programına yönelik ilk hukuki düzenleme, 1984 yılında çıkarılan ve kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunlara ait tesislere, hisse senedi ihracı yoluyla gerçek ve tüzel kişilerin ortak edilebilmesine veya bu tesislerin işletme hakkının belli sürelerle devrine olanak tanıyan 2983 sayılı kanun'la getirilmiştir.

Özelleştirme programının yürütülmesi konusunda ise, 2983 sayılı yasa ile oluşturulan "Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi" görevlendirilmiştir. Bu idare, özelleştirme programının yanı sıra, toplu konut uygulamalarının yürütülmesi, Kamu Ortaklığı Fonu'nun yönetimi ve Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabı'nda biriken paraların nemalandırılması gibi görevler de üstlenmiştir. 3291 sayılı kanunla, özelleştirme uygulamaları konusundaki karar mercii, "Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu" olarak belirlenmiştir.

Nisan 1990'da yürürlüğe giren 414 sayılı KHK ile Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi, "Kamu Ortaklığı İdaresi" ve "Toplu Konut İdaresi" adı altında iki ayrı kuruluş olarak yeniden örgütlendirilmiştir. Kamu Ortaklığı İdaresi, özelleştirme uygulamalarının yürütülmesi ve Kamu Ortaklığı Fonu ile Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabı'nın yönetimi konusunda görevli kılınmıştır. 6 Ocak 1992 tarihinde yürürlüğe giren 473 sayılı KHK ile de, özelleştirme uygulamaları konusundaki karar mercii, "Kamu Ortaklığı Yüksek Kurulu" olarak değiştirilmiştir.

Özelleştirmede karşılaşılan sorunların giderilmesi ve programa hız kazandırılması amacı ile uygulamalar konusundaki yasal ve yönetsel yapının değiştirilmesine yönelik ilk somut adım 1992 yılında atılmıştır. Bu tarihte başlayan mevzuat değişikliği çalışmaları, 1994 yılında tamamlanmıştır.

Bu çalışmalar sonucunda, bütün siyasi partilerin ve sendikaların önerileri de dikkate alınarak hazırlanan 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu, 27 Kasım 1994 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. "Özelleştirme Yüksek Kurulu" oluşturulmuştur. "Özelleştirme İdaresi Başkanlığı" kurulmuştur.

Yukarıda yer verdiğimiz özelleştirme sürecine bakıldığında Türkiye’nin 1980 darbesinden sonra ekonomide “İthal İkamesi” yerine “İhracata yönelik sanayi politikasına” geçiş süreciyle örtüştüğü görülmektedir.

Türkiye’de özelleştirmenin kısa tarihçesine baktıktan sonra dünya uygulamalarına da bir göz atalım.

Kamu işletmelerinin özelleştirilmesi akımı, İngiltere’de,1970’li yılların sonlarından itibaren yaygınlaşmıştır.  Devletin ana sanayi kollarındaki kontrolünün özel işletmeciliği sınırlandırdığını, piyasa hareketlerinde yapay hareketlere neden olduğunu, bütçe açıklarını ve dolayısıyla vergi artırımlarını zorunlu kıldığını kabul eden yaklaşımlar bu harekete hız kazandırmıştır. Bu gelişmeler ile birlikte, 1989 yılında Berlin duvarının çökmesi, soğuk savaşı sona erişinin ve merkezi planlı ekonomiler ile kamu teşebbüslerinin, yerini piyasa ekonomisi ve özel teşebbüse devrettiği yeni bir ekonomik düzeninde başlangıç işareti olmuştur. Daha sonrada, Doğu ve Batı Avrupa Ülkeleri, ABD, Güney Asya Ülkeleri ve diğer gelişmekte olan ülkeler bu sürece katılmışlardır.


Türkiye’de 1985-2014 yılları arasında gerçekleşen özelleştirme işlemleri aşağıdaki gibidir. (1)

 

 

1985-2012 (Dolar)

2013(Dolar)

2014 (Dolar)

TOPLAM (Dolar)

Özelleştirme Programındaki Kuruluşların Hisse Satışları

 

 

 

20.443.586.639

 

 

  1.306.693.523

 

               0

 21.750.280.162

Özelleştirme Programındaki Kuruluşlara ait Bağlı Ortaklık, İştirak, Tesis ve Varlık  Satışları

 

 

 

14.090.221.826

 

 

11.159.609.257

 

5.881.541.725

 

31.131.372.808

Özelleştirme Programındaki Kuruluşların Halka Arzı

 

 

9.572.899.869

 

 

             0

 

               0

 

  9.572.899.869

Özelleştirme Programındaki Kuruluşların BIST'de Satışı

 

 

 

1.261.053.768

 

           67.283

               2

 

 

1.261.121.053

Yarım Kalmış Tesis Satışı

 

      4.368.792

 

 

           0

 

              0

 

        4.368.792

 

Özelleştirme Programındaki Kuruluşlar veya Kuruluşlara ait Bağlı Ortaklık, İştirak, Tesis ve Varlıkların Bedelli Devirleri

 

 

 

 722.506.460

 

 

 

 

    19.178.263

447.095.913

 1.188.780.636

TOPLAM

 

46.094.637.354

12.485.548.326

6.328.637.640

 

64.908.823.320

 

(1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı resmi web sayfası

(2)Tablolarda yer alan rakamlar, ilgili yılda gerçekleştirilen uygulama tutarlarını gösteren satış miktarıdır. 

 

Yukarıdaki tabloyu ayrıştırdığımızda AKP iktidarından önceki iktidarlar tarafından yapılan özelleştirmeler ile AKP döneminde yapılan özelleştirmelerin rakamsal durumu aşağıdaki gibidir (3)

 

1985-2002 (ÖİB) : 7.995 (Milyon Dolar)

1985-1998           : 4.662

1999- 2002          : 3.373  

2003-2011            :45.662

(ÖİB)                   :35.062

TMSF-Ulaştırma Bakanlığı      :10.600

2012-2014 (ÖİB) (6)           :21.834

GENEL TOPLAM                      :67.496

Sadece ÖİB (1985-2011)    :43.057 

Bankacılık sektöründe yabancı hissedarların aktif büyüklüğü içindeki payı, 2012 yılı eylül ayı itibarıyla yüzde 24,9 olarak gerçekleşmiş olup, öte yandan, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerine göre, yüzde 17,9 olan halka açık paylar içindeki yabancı payları da eklendiğinde bankacılık sektöründeki yabancı payının yüzde 42,8’e ulaşmıştır.(4)       

Üretim değerine göre; 2012 Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistiklerinin (YSHİ) tamsayım kapsamındaki girişimlerde Yabancı Kontrol Oranı (YKO) %13,6 olarak gerçekleşti. (5)                             

İmalat sanayindeki alt sektörlere bakıldığında en yüksek YKO %87,9 ile “Tütün ürünleri imalatı” sektörüne aitti. İkinci sırada %45,8 ile “Bilgisayarların, elektronik ve optik ürünlerin imalatı” sektörü, üçüncü sırada %45,3 ile “Motorlu kara taşıtı, treyler (römork) ve yarı treyler imalatı” sektörü yer aldı. (5)

İmalat sanayinde, girişimlerin faaliyet gösterdikleri grupların teknoloji düzeylerine göre bakıldığında, yabancı kontrollü üretimin Orta-yüksek teknolojili grupta yoğunlaştığı (%52,1) görüldü. Yüksek teknolojili grup %7,8, Orta-düşük teknolojili grup %18,1, Düşük teknolojili grup %22,0 paya sahiptir. (5)

OECD ülkeleri içinde ise 1990-2001 yılları arasında özelleştirme gelirleri sıralamasında İtalya, Fransa, Avustralya ve İngiltere ilk dört sırayı işgal ederken Türkiye Özelleştirme gelirleri sıralamasında 30 ülke arasında 23’ncü sırada yer almaktadır.

Özelleştirme olgusuna  siyasal bakış açıları çok farklıdır.Bu yönü ile başlı başına bir başka yazıya konu edilebilir genişlikte olduğundan bu yazımızda yer almamıştır.

(3) Özelleştirmede Nerden Nereye/  Prof. Dr. Doğan CANSIZLAR/Atılım Üniversitesi

(4) TCMB  Finansal İstikrar Raporu.

(5) TUİK Yabancı Kontrollü Girişim İstatistikleri 2012

(6) 2012–2014 verileri ÖİB resmi web sayfasından alınmıştır.

YORUM EKLE