Türkeş Düşmanlığı

Fikir, insanın bilgiyi beyninde şekillendirip ortaya çıkardığı, problemlerinin çözüm formülüdür. Fikir, hareketi doğurur, harekette fikri besler sürekli kılar. Fikir ve hareket insanın kendini ve ihtiyacı olan eşyayı ve eşyayı elde edecek şartları değiştirme isteğinden, mükemmele ulaşma özleminden doğar. İnsanın, toplumun gelişmesi, fikir ve hareket sayesinde olur. İnsanın ve toplumun gelişim ve değişimini, daha iyi şartlarda yaşamasını arzu eden, bilgiyi kullanıp problemlere çözüm formülleri üreten, toplumları sürükleyen, yönlendiren insanlara lider denir.

Bilgi eksikliği düşünce kısırlığını, düşünce kısırlığı hareketsizliği, ataleti ortaya çıkartır. Fikir üretme gücü olmayan kişilikler psikolojik olarak eziklik duygusuyla fikir üretenlere ve fikirlere karşı sinsi bir kıskançlık ve düşmanlık beslerler. Siyasette düşünce kısırlığı ile hareket kabiliyetini kaybedenler, varlıklarını düşünce üretenlere muhalefet etmeye endeksler, karşıymış gibi görünseler de o düşüncenin peşinde muhalifinin kurduğu oyunun dolgu malzemesi olduklarının farkında bile olmazlar. Tıpkı Sayın Devlet Bahçeli gibi.

Bir düşünceye karşı olmanım akla yakın bir izahı olmalıdır. Üstelik karşı çıktığınız fikir hasbelkader başında bulunduğunuz partinin fikriyse neden karşı çıktığınızı önce kendi partilinize dürüstçe anlatmalısınız. Belli ki size rağmen başkanlık sistemini getirecek güce ulaşmaları kuvvetle muhtemel. Hal böyleyse kendiniz reddetmek yerine sistemin kişiye göre kurulmasını önlemek sizin sorumluluğunuzun gereğidir. O halde şartlarınızı halka deklere eder, bu şartların yerine getirilmesi halinde destek vereceğinizi ilan edip hakkınızda "istemezükçü" algısı yaratanların elinden argümanlarını alırsınız, seçmeninde oyunu alırsınız. Söz konusu olan şahısların üzerinde ülkenin menfaatidir. Ve o fikirler uğruna binlerce ocak sönmüşse, binlerce genç ölmüşse, on binlerce insan hayatı alt üst olmuşsa paşa gönlüm böyle istedi diyemezsiniz. Elbette ki Sayın Erdoğan istedi diye başkanlık sistemine dönülmesin, ama ülkenin menfaatine olan şeyde Erdoğan teklif ediyor diye fikrinizden vaz geçip kendinizi ret mi edeceksiniz? Bu tutarsızlığı seçmen nasıl değerlendirir? Görünen o ki MHP daha şimdiden yanlış bir seçim stratejisi benimsemiş işe kendini reddederek başlamıştır. Ayrıca karşısında en son yenilgiyi altı ay önce yaşadığı Erdoğan’ı rakip seçmiştir. Bunun pratikte MHP ye bir faydası olmayacağı gibi cepheyi genişletmiş, Erdoğan'ın başkanlık sistemi talebini henüz telaffuz etmemiş AKP yönetiminin elini Erdoğan'a karşı zayıflatmış yakında AKP de kaynayacak kazanda Erdoğan’ın elini güçlendirmiştir.

Gelelim meselenin asıl yanına

Alparslan Türkeş, Türk milletçiliğini sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel, sanatsal, estetik, pedagojik alanlarda köyden, kente toplumun problemlerini çözecek formda fikir sistemine kavuşturmuş, dünya görüşü haline dönüştürmüş,lider, fikir, siyaset, devlet adamıdır. Türkeş'in fikir sistematiği içinde siyasal alanda yeniden yapılanma formülünün temelinde başkanlık sistemi vardır. Türkeş hiçbir fikrinden vazgeçmediği gibi başkanlık sisteminden de vazgeçtiğini ima eden hiçbir beyanı da söz konusu değildir.

Sayın Bahçeli yönetiminde Türkeş’in fikir sisteminden uzaklaştırılan MHP hareketsizliğe, atalete, fikir kısırlığına sürüklemiştir. Devletin başında on beş yıl daha kalmayı planlayan Sayın Cumhurbaşkanının başkanlık sistemi teklifine karşı çıkışının görünen iki temel sebebi vardır. Birinci sebebi; Başkanlık sisteminin Alparslan Türkeş’e ait fikir olması ve geçmişte yaşanan malum olay sebebiyle Türkeş’e karşı içinde sakladığı, beslediği duygularıdır. İkinci sebep; yukarıda izahını yapmış olduğumuz fikir üretme gücüne sahip olamama psikolojisidir. Geçen seçimlerde dokuz artı dokuz eşittir doksan dokuz gibi, meşhur üçgen hesabı gibi harika fikirler üretmiş ligi var hepten haksızlık etme diyenler olabilir.

Fakat işin garip ve tuhaf yanı MHP adına konuyla ilgili akademisyen kimliği olan Sayın Semih Yalçın'ın yaptığı, ilim adamlığına pekte yakışmayan açıklamada Alparslan Türkeş’e atıfta bulunarak başkanlık sistemine karşı çıkılmasıdır. Malum açıklamada Türkeş’in mücadele ettiği fikirlerin Türkeş’e yamanmaya çalışılması da abesle iştigaldir. Daha da garibi halen MHP milletvekili olan, kısa bir süre de olsa Türkeş’in koltuğunda MHP Genel başkanlığına vekâlet etmiş, MHP Genel Başkan adayı olmuş Sayın Tuğrul Türkeş’in, Sayın Koray Aydın'ın MHP yönetiminin Türkeş'in fikirlerinden vazgeçmesine sessiz kalarak koroya katılmaları. Özellikle Sayın Tuğrul Türkeş’in sessizliği aynı düşünceleri paylaşıyor olmasından mıdır? Doğrusu merak konusudur.

Türkeş, muarızlarının anladığı kabullendiği Türk dünyasının, Türk tarihinin gerçeğidir. Türkeş’in fikirleri sadece Anadolu’nun değil Türk dünyasının ufkunu açmıştır. Yirmi senedir yapılmak istenenin Türkeş ’siz ülkücülük, Türkeş ’siz MHP yaratmak olduğunu artık bilmeyen kalmadı.

Eğer öyle olmasaydı Türkeş ölüm yıldönümünde Beştepe’de, beş dakikalık göstermelik merasimlerle anılmazdı. Türkeş bu şekilde anılmaz. Kabir başında sade suya tirit üç beş kelimelik açıklama tiyatro gösterisinden başka bir şey değil. Mahalle baskısı olmasa muhtemelen onu da yapmazlar. Yaşatılmak istenen Türkeş, yetiştirdiği Türkeş’i anlamış ülkücü akademisyenlerin Türkeş’in fikirlerini irdelediği bir dizi bildirinin sunulduğu sempozyumlar da anılır.

Bırakın sempozyumu sıradan bir salon toplantısı bile yapılmamasının sebebi Türkeş’i unutturmak değilse nedir?

Türkeş çizgisindeki ülkücülerin suni sebeplerle uzaklaştırılmasının ardında Türkeş çizgisini silmek yoksa ne vardır?

Ülkücülükten geçinenlere sözümüz yok, ülkücüler, ülkücü geçinenler acaba bunları neden sorgulamazlar?

Gelinen son nokta; Türkeş’i unutturmak Türkeş düşmanlığına dönüşmüştür.

Türkeş’in fikirlerini reddetmek Türkeş düşmanlığıdır çünkü.

YORUM EKLE